şükela:  tümü | bugün
  • insan niye oruç tutar? inancı bunu emrediyorsa tutar. bu kadar basit. kimseyi ikna edesim yok; sağlık için iyidir, fakirleri anlarsınız filan diye. zira muhtemelen midem sorun çıkarabilir, yaz saatlerinin uzunluğundan ama allah izin versin tutarım; inandığım için. detoks olsun diye değil... hasta olursan da tutmak zorunda değilsin. kazası var bunun. fakirleri anlamak için oruç tutmaya ihtiyacım olsaydı çok hayıflanırdım. bu fakirlikle oruç bağdaştırması biraz sığ geliyor bana. çünkü oruç sadece yemeksiz kalmak değildir. zaten açlığın terbiyesiz insanları uslandırmak yerine daha terbiyesiz hale getirdiğini bir ay ramazan boyunca gözlemleyebiliyoruz. hani trafikte iftar vakti otobüste birbirini dövenler, arabalarından çıkıp birbirine saldıranlar filan... iki kırık oruç tutup bedelini insanlara ödeten tipler. neyse günahları boyunlarına; allah şerlerinden korusun cümlemizi. evet, oruç biraz bozulan bir ibadet. ama alınganlıktan değil; doğası gereği. sen kafanı bir imtina, itina evrenine çekemiyor onun yerine açlık çekiyorsan mütemadiyen ve yalnızca, oruç çok fena bozulabilir. burda önemli olan bir aylığına kendini dünya nimetlerinden belli saatler arasında geri çekmek. fakirleri anlamak için değil, o nimetler çekildiğinde, insan olarak ne kadar fakir, aciz olduğunu anlamak için. fakirleri anlamak için değil, gerçekte kendinin ne kadar fakir olduğunu anlamak için.
  • her ne kadar oruç tutmak söz konusu olduğunda "iç organların dinlenmesi, sağlık vs vs" gibi yalanlar atılarak ibadet sistemleri bilime yamanmaya çalışılsa da, sağlıksız olduğu gerçeği yadsınamaz. ayrıntılı bilgi ve açıklamalar için;

    (bkz: oruç tutmak/@niketese)

    hoş sağlıklı veya değil bu orucu tutan adamın bileceği iş. kendini nasıl iyi hissediyorsa öyle yapsın. ancak zurnanın zırt dediği yer başka...

    şimdi ramazan başladıktan sonra devlet dairesine gittiğinizi düşünün. herkesin yüzü beş karış, işiniz görülmeyecek, bu da yetmeyecek köpek muamelesi göreceksiniz... şikayet etmeye kalktığınızda da bahane hazır; ben kaç saattir orucum, bu sıcakta kaç saattir su içmiyorum haberin var mı, inanca da hiç saygı kalmadı vs vs vs...

    veya otobüse bineceksiniz. otobüs şoförü sinirli, hızlı kullanıyor, kurallara uymuyor, taşıdığı insanların can ve mal güvenliği umurunda değil... bir şey mi dediniz. bahane hazır; ben kaç saattir ağzıma bir lokma koymadım haberin var mı?

    bu örnekleri uzatmak mümkün. kısaca trafikte kavgalar artacak, iş kazaları artacak, trafik kazaları artacak, kalp krizleri, mide spazmları artacak, fiyatlar artacak, sömürü artacak, iş kalitesi düşecek, üretim kapasitesi düşecek, hizmet kalitesi düşecek vs vs vs... sizce tüm bunlar sağlıklı mı, mantıklı mı? ama daha da kötüsü var;

    ters giden her şey için bahane hazır olacak; "sen benim kaç saattir su içmediğimi biliyor musun?"

    iyi de bana mı oruç tutuyorsun? madem oruç tutarken kafan bulanıyor, sinirli bir adam haline geliyorsun, çevrendeki insanlara kötü davranıyorsun, yapman gerekenleri layığı ile yapamıyorsun tutma o zaman. ya da kapa çeneni şikayet etme...

    bir de akşam evlerine gittiklerinde utanmadan "islam hoş görü dini canım, bakın ne kadar saygılı, hoşgörülü insanlarız" diye palavra sıkacaksın...

    bu mu hoşgörü, bu mu mantık, bu mu akıl?

    kısaca birileri oruç tutuyor, birilerine batıyor demek doğru bir yaklaşım değil. bize batmıyor ama oruç tutanlar batırıyor... bakın daha oruç tutmayan insanlara uygulanan ve uygulanacak baskılardan bahsetmedim bile. "inancımıza saygıları yok, yemek yiyorlar, su içiyorlar" diye kaç kişiye saldırılacağını hep beraber göreceğiz. ama sorsan hoşgörü falan filan...

    aslında işin özü ne biliyor musunuz? bir ay oruç tutarak "rahatlattığınız" vicdanınız ile geri kalan 11 ayda açları ve fakirleri umursamama rahatına eriyorsunuz.
  • ilkokul 2. sınıftan beri oruç tutuyorum ve şu an üniversitede 2. senemdeyim (hala da tutmaya devam ediyorum) ancak oruç tutan birinin karşısındakine birşeyler yiyip içtiği için kızmasına, onu azarlamasına anlam veremiyorum. bu işin saygısı olmadığı kanısındayım. sonuçta tutan insan kendisi için tutar tutmayan insan da elbette ki yemeğini de yerr içkisini de içer suyunu da içer. saygısızlık olan nokta 'mal mısın olum ne 16 saat oruç tutuyosun bu havada' şeklindeki yaklaşımlardır. tanım: bireysel ibadet.
  • nefsine hakim olmayı öğretirken pek başarılı olamayandır. öyle olsaydı müslüman erkekler nefslerine hakim olamıyor diye kadınların başları örtülmezdi herhalde. bu işte bir yanlışlık var sanki, bilemedim.
  • hz mevlânâ’ya göre ibadetlerin en büyüğü, insanları mîraca götüren burak, kur’an’ın sırrı.
    insanların arzuları ve nefisleriyle yaptıkları savaştır; onlara taze can bağışlar, insanların insanlığını olgunlaştırır. varlıkta yokluğa ulaştırır.
  • ekşi sözlük'ün en güzel tarafı bu, dışarıda söylediğinde insanların yüzüne tuhaf tuhaf bakmasına sebebiyet verecek şeyleri burada yazabiliyorsun, birisi çok canını sıkarsa da ignore list'e (mallar değil, vahim istisnalar dışında kimse kimsenin "mal" olduğuna sanaldan hükmedemez) ekliyorsun.

    bu bağlamda söyleyeyim, oruç en severek yaptığım ibadettir. bugüne kadar ne oruç ile, ne de oruçlu iken karşımda yemek yiyen kişi ile sorunum olmadı. hatta olan insanları tanıyınca şaşırdım. çünkü belli bir saate kadar kendini dünya nimetlerinden tamamen çekme, ondan sonra belli bir süre o nimetlere yeniden erişim, sonra yeniden çekme fikri bana çok cazip, hatta gavurların tabiri ile challenging geliyor, zira sınırlarını zorlamayı seven bir insanım.

    bence bu işin ateist olmakla falan da ilgisi yok, hatta şahsi kanaatimce her insan bi kere sabahın kör saatinden akşam 19-20 sularına kadar aç kalmayı, küfretmemeyi, göte çatala bakmamayı denemeli ve orucunu deniz kenarı, çayır çimen, manzara vb. bir ortamda açmalıdır. "efendim dünya nimetlerinin kıymeti gak guk böyle şey olmaz", kendini o kadar tuttuktan sonra yediğin yemek, gördüğün çatal, içtiğin su iki kat daha lezzetli/kıymetli oluyor. bunlar elinden alınınca hayatın ne kadar renksizleştiğini anlıyorsun, hatta ben materyalist bi insan olsam oruçluyken agresifleşenlere "gördün mü lan yarraam, nimetler elinden alınınca hayvana döndün" diye kontrargüman koyup kendi savımı güçlendiririm.

    ayrıca oruçluyken sinirli olan, agresif olan, iftara yetişecem diye hızlı araç kullanıp kazaya/mağduriyete sebebiyet veren insan kendisini bir gözden geçirmelidir. yemeğe yetişemedim diye orucumu defalarca su + twix (şahane gidiyor) ile açtığım oldu, ne birine omuz attım, ne kavga çıkardım, ne de mağduriyete sebep verdim. elimde olmadan bir şey yaptı isem ona yapacak bir şey yok. ayrıca %100 dikkat isteyen ve en ufak bir aksamada insanların mağduriyetine sebep olacak bir iş yapsaydım oruç tutmazdım, bu durumun oruç tutup insanları terörize etmekten daha caiz olduğuna inanıyorum.

    ramazanda bir insanın elinde sandviç görüp "vay monakodumun evladı, biz burada oruç tutalım sen karşımızda tıkın, tahrik oliyürüm, inancıma hakaret ediliyür" diyen bir insanın içinde kesinlikle "ulan ya öldükten sonra hiçbir şey yok ise?" şüphesi vardır. bir insan bir yükümlülüğü yerine getirirken karşısındaki kişi getirmediği için kızgınlık hissediyorsa bu, o kişinin o görevi ifa ederken kendini keriz gibi hissettiği anlamına gelir. açıkçası ben bundan o insanın o yükümlülükle arasının hoş olmadığı sonucunu çıkartırım.

    kısaca: türkiye'de oruç konusunda çok vaveyla kopartanların hepsinin kafasında kocaman bir "ulan acaba?" var. eminim ki tutmuyor diye karşısındakini terörize eden derininde bir yerde "ulan acaba haybeden mi tutuyoruz" diye düşünüyor, oruç ile çok problemi olan da içinden "la acaba tutsak mı" diye geçiriyor. özgür irade diye bir şeyin olduğuna inanmıyorum, hepimiz aile, toplum, çevre, medya, milli eğitim gibi faktörlerden etkilenerek şekilleniyoruz. katolik ülkede doğup müslüman olan haber değeri taşıyor ama müslüman ülkede doğup müslüman ölenin haber değeri yok, zira birincisi nadiren oluyor. bunun üzerinden empati kurulsa dünya daha güzel bi yer olur.

    şimdi müsaadenizle, bu yazıyı okuyup okuyup sonunda "ulan madem o kadar seviyorsun git oniki ay oruç tut" diyecek kişinin kafasına indireceğim gürgeni suya yatırıyorum.
  • şafaktan guruba kadar,

    "ilahi..!

    perdeler çektin ya düşüme, görüşüme.. beni muhtaç ettin ya yemeye, sarılmaya, sebepler aramaya..

    yine de bunlarsız da varım ben ve hatırlıyorum sözümü..

    varolmanın sancısı yaksa da ciğerimi, senin muradın bilinmekse eğer, ismini anıyorum işte.. senden gayrıya meyil vermeden.."

    demektir..
  • oruç; ne açların, yoksulların halini anlamak ne de sindirim sistemimizi rahatlatmak için tutulur. bunların hepsi safsatadır. sindirim sistemine yarardan çok zarar ettiği herkesin malumudur zaten. tüm gün zengin iftar sofrasının hayalini kurarak da kimse yoksulların halini anlayamaz asla. amaç bu diyelim, peki ya yoksulun oruç tutması? kendini anlaması için midir ki? ya da hiç açamayacağı bir orucu tutarak daha mı büyük sevap kazanır. bırakalım bunları… oruç yalnızca ve yalnızca allah rızası için tutulur. tabii bunu da, o rızaya muhtaç olanlar yapar. ve mutlaka kendisi dışındakilere sonsuz saygı ve hoşgörü göstererek… yoksa oruç vakti sigara içiyor diye bir kadını tartaklamak dangalaklıktan başka bir şey değildir. öğle vakti karnını doyuran birine küfürü basmak da orucu yalnızca aç kalmaktan ibaret sanan dingillerin işidir. öte yandan işe ters taraftan baktığımızda; oruçluya “ahmak mısın kardeşim, aç kalınca ne olacak? yalnızca sağlığına zarar vereceksin.” açıklamalarıyla bilgiçlik taslayanlar ya da “ ulan 11 ay sarhoş gezersin, masanda rakın eksik olmaz. sonra bir ay için müslüman olursun.” çemkirmelerinde bulunanlar da aynı dangalaklardandır. bırakın herkes istediği gibi yaşasın. isteyen orucunu tutsun. istemeyen tutmasın. oruç tutan oruç tutmayana işyerinde çay ısmarlasın, sigara uzatsın. oruç tutmayansa oruç tutan görmesin diye yemeğini hızlı hızlı bitirmeye çalışsın. sahurda “niyet ettim, niyet eyledim; allah rızası için oruç tutmaya!” derken, iftar vaktine kadar iyi insan olmak için yemin etmiş sayılırız. dedikodudan, haramdan, hırsızlıktan, yalandan, kalp kırmaktan, hak yemekten uzak bir gün geçirmeye yemin etmektir oruç benim için… ha orucunu bozdun mu git önüne çıkan ilk kişiyi öldür, çal çırp… demek de değildir oruç! velhasıl yalnızca biraz hoşgörüdür orucun tacı!.. iyi midir, kötü müdür tartışılır; fakat cuma namazından çıkıp rakı masasına oturan bir ailenin ferdiyim. “ulan bu ne perhiz, bu ne lahana turşusudur!” diyenlere de cevabımız “toj mi je adet, toj mi je ibadet!”* şeklinde olur. o adetim, öteki ibadetim şeklindedir tercümesi de. yani sınırlarını bilmelidir oruç tutan… ki orucu da sahur vakti edilen niyetle çizilen bu sınırlar oluşturur.
  • "bütün gün aç durup, akşam ne yiyeceğinin hayaliyle yaşayıp, iftar olunca da öküz gibi ne bulursa yemek" olmaması gereken bir kavram. çoook küçükken öğrendik biz; oruç tutmak fakirin, açın halinden anlamak, nefsi kontrol etmek içindi. yani aslı buydu. ama sonraları ramazan sofraları oldu, insanlar sadece kendisini doyurdu, aç yine aç kaldı. hayatta birşey yapılacaksa gerçek amacı için yapılmalı, saptırılmamalı. ama nerde bizde.. oruç tutmayanı gavur diye belle, ana avrat düz git, sonra da "ben oruç tutuyorum sevap işliyorum" de. olduu...
  • akp iktidarında 16 saate çıkan ibadettir.