şükela:  tümü | bugün
  • https://youtu.be/4uuokxmedce

    https://www.sozcu.com.tr/…nmesini-sagliyor-2408209/

    japon bilim insanı yoshinori ohsumi,
    hücrenin kendisini sindirmesi (autohagy) teziyle 2016'da nobel tıp ödülü'nü kazanmıştı. ohsumi, bu tezinde uzun süre aç kalmanın vücuda olan etkisini göstermişti. işte orucun vücuda olan etkisi:

    açlığın tetiklemesiyle hücrelerin kendini sindirerek yenilemesini sağladığı teziyle nobel ödülü kazanan japon bilim insanı yoshinori ohsumi, orucun insan sağlığına etkisini bilimsel olarak ispat etmişti.

    yunancada auto (kendisi) ve phagein (yemek) anlamına gelen iki kelimeden türeyen ‘autopagy’, hücrelerin kendini sindirmesi, temel olarak vücut hücrelerinin eskiyen mekanizmalarının (proteinler, hücre zarları vs.) canlılığını sürdürecek yeterlikte enerjisi kalmadığı zaman vücudun bu hücreleri geri dönüşüme gönderme süreci anlamına geliyor. bu durum, daha çok hücrenin programlı ölümü olarak biliniyor. hücreler belli sayıda bölündükten sonra ölmeye programlanıyor. bu olay önce ölümle eşdeğer gibi görünse de sağlık için gerekli bir durum. eskiyen hücrelere proteinleri parçalayacak enzimler gönderilerek, eski hücre zarları ve hücrenin içindeki diğer parçacıklar proteinlere dönüşüyor.

    autophagy, hücrenin kendini sindirmesi ilk defa 1962 yılında, fareye glucagon verilmesinin ardından karaciğerindeki hücrelerindeki lysosome’ların (hücrenin parçalarını imha eden kısım) artmasının gözlenmesi ile keşfedildi.

    nobel ödüllü bilim adamı christian de duve, ‘autophagy’ kelimesini ilk kullanan kişi oldu. tahrip olmuş hücre altı parçacıklar ve kullanılmayan proteinler imha edilmek üzere işaretleniyor ve işin bitirilmesi için oraya lysosome'lar gönderiliyor.

    uzun süre aç kalınca hücreler çözülüyor

    hücrelerin aç bırakılması autophagy'i tetikliyor. gıda aldığımız zaman kan şekeri yükselirken, enerjinin hücrelerde depolanmasını sağlıyor. aç kaldığımız zaman ise yaşlı hücrelerdeki enerjinin dışarı çıkması gerekiyor. bu durumda yaşlı hücrelerdeki glucagon artıyor ve hücrenin içindeki parçacıklar çözülerek enerjiye dönüşüyor. bunu da uzun süre aç kalmak yani oruç tetikliyor. uzun süre aç kalınca hücreler çözülüyor, aynı anda büyüme hormonu salgılanarak yeni hücrelerin yapımı harekete geçiriliyor.

    yoshinori ohsumi, hücrelerin yenilenmesi için yaşlı hücrelerin parçacıklarının imha edilmesinin gerektiğini, bunun da uzun süre aç kalarak mümkün olduğunu belirttiği teziyle nobel tıp ödülü’nü aldı.
  • bunun adi oruc degil intermittent fastingdir canim. bunda gayet su icebiliyorsun.
  • türkiye’ye gelip baksın bakalım, oruç hangi sağlığa yararlıymış.

    şöyle bir iç anadolu, doğu anadolu yaptıktan sonra iftar vakti yaklaşırken istanbul trafiğine alalım yoşimoşi abimizi.
  • müslümanların otu boku oruç sanması ile alakalı konu. ingilizce fasting kelimesini dini ibadet olarak anlamalarından kaynaklıdır.

    bahsedilen açlık (oruç) durumunda vücudun sıvı, mineral ve kas değerleri belirli aralıklarda tutuluyor, islami oruçtaki gibi bütün gün aç susuz bekleyip iftarda sahurda öküz gibi yemek değil yani bahsedilen oruç.
  • her seyin yarisini anlatmaya bayilan arkadaslarin intermittent fasting'i bildigimiz oruc zannetmemiz icin ortaya attigi paylasimdir. herkesin dinine ve imanina saygimiz vardir ama saat 3.30'dan 20.40'a kadar susuz biraktiran bir oructan bahsetmiyor o arastirmada.
  • yazar burada ne anlatmak istemiş?