şükela:  tümü | bugün
  • hakkindaki elestirilerime gelen yanitlar soyle:

    "sag klik var ki, ayarlanabiliyor"

    "oyle demeyin" demistim. "oyle demeyin" dedigimde demek istedigim "ben sizin vereceginiz cevabi biliyorum ama benim kastettigim farkli bir sey siz muhtemelen ne demek istedigimi anlamadiniz o yuzden hic bu konulara girmeyin" anlamina geliyor. orada denmek istenen sag klik, mac os x'in de parcali bulutlu olarak destekledigi cua standardi geregi sag klik'in varsayilan islevinin ne oldugudur. standart geregi bu context menu'dur. cua de ibm tarafindan gelistirilmis ve mac os x de aralarinda olmak uzere windows, gnome ve kde tarafindan oyle ya da boyle desteklenen bir standarttir. mac os x'in de bu standardi az biraz destekleyip kalanini siklememesi onu elestirilmez kilmaz.

    "o hava durumu degil ki de$bord! oraya bir suru baska sey ekleyebiliyoruz bence"

    "onu da demeyin" demistim. dashboard, icine eklenen widget'larin islevselligi ne kadar arttirilirsa arttirilsin, hicbir zaman mouse'un tek tusuyla tum masaustunu kaplayacak kadar onem arzeden bir platform olamaz. cunku en basta bir sey hem "masaustunden harici bir ekranda duran ve normalde gorunmeyecek kadar onemsiz" hem de "mouse'un kit kaynaklari olan 3 tusundan birine yerlesecek kadar da onemli" olamaz. basitce bu kavramsal bir celiskidir. onun haricinde mouse tuslarinin "kullanici arabirimi manipulasyonu" odakli kullanimi yerine "uygulama calistirmak icin kullanilmasi" da genel arabirim tasarimi acisindan bir yaklasim hatasidir. daha iyi anlamaniz icin orneklemem gerekirse bu klavyedeki tab tusuna ekrana "slm asl?" yazma islevi vermeye benziyor. orta tus gibi click-to-scroll tarzi arabirim kullanimini her uygulama ve platformda arttiran bir ozelligi cope atip yerine bu "cok islevli hava durumu raporu"nu getirmek bence gayet buyuk bir kazmaliktir.

    "microsoft'ta kazandigin parayi hakedeceksin tabi"

    microsoft'tan ayrilali 3 ay oldu artik bana bunlarla gelmeyin.
  • sanırım bu işletim sistemini kullanmak için piyanist olmak şart koşuluyor.
    cmd+option+shift+backspace ne lan?
  • 1993-1997 arasında 60mb hdd'li macintosh üzerinde system 7 kullanmak dışında mac deneyimim yok. yaklaşık 11 yıldır hiçbir makinamda (ev, ofis) ms windows da kullanmıyorum; desktop, laptop, server (ve embedded vs.) tamamında gnu/linux üzerinde çalıştım. bu süreçte sadece 2 ay kişisel bilgisayarımda windows bulundurmam gerekti, dandik fen bilimleri enstitüsü ms word ile tez isteyince çaresizlikten o da. aşağıdaki yorumlarım ev ve iş bilgisayarında linux'tan os x'e geçen birinin gözlemleri. iyi/kötü bulduğum noktaları "windows" perspektifiyle değerlendirmeyin, bu incelemenin muhattabı değil kendisi. windows xp için service pack 2 çıktıktan yaklaşık 6 ay sonra terk ettim kendisini, ne kadar uzun zaman geçtiğini ifade etmek için söylüyorum. dolayısıyla yorumlarıma dahil etmem haksızlık olur. (windows'u arkama dönüp bakmadan terk edişimin doğru olup olmadığı başka bir entrynin konusu olsun ama ufak tavsiye: o kadar da uzaklaşmayın, konferanslarda herkes windows kullanıyor ve powerpoint sapıtınca maymuna dönebilirsiniz.)

    önce "kıl olduklarım":
    * cmd denen tuşa neden var olduğunu sorsak kendisi bile deterministik bir cevap veremez. çünkü problem gidermekten çok problem yaratıyor ama farkında değil. aşağıdaki bütün "keyboard shortcut" problemlerimin cmd tuşundan kaynaklandığını düşünüyorum.
    * finder epey rezil bir file manager. gizli dosyaları görüntülemek için yaptığım kısa google'lama bashrc'ye alias tanımlamaktan, killall çağırmaktan bahsediyor. bu açıdan bakınca heralde windows'dan os x'e geçenler buna hiç ihtiyaç duymuyorlar. nautilus veya nemo'ya saygı duymam (ctrl+h) için bunu deneyimlemem gerekmemeliydi.
    * finder demişken, full path'i text halinde görüntüleyip editleyemiyoruz. ya cmd+shift+g ile çıkan ekrana yazabiliyorum, ya da cmd+option+p ile altta full path'i icon'lar halinde toggle edebiliyorum. kısa yolların tuş kombinasyonu bile birbirinden alakasız.
    * home, end, delete gibi tuşların olmayışı kabus. bunu taklit ediyor tuş kombinasyonları ama bunun bir standardı yok. delete tuşu finder'da cmd+backspace, editörlerde fn+backspace. yanlışlıkla bu entryi yazarken delete yapmak istesem cmd+backspace'e basınca cursor'un bulunduğu noktadan home noktasına kadar her şeyi siliyor. home demişken, daha da kötüsü geliyor: metin editörlerinde home için cmd+sol ok yapmam gerekirken bu mac'in default terminalinde option+sol ok, iterm üzerindeyse fn+sol ok... yuh... home için cheet sheat yazıp kenara asıcam...
    * key repeating kaldırılmış. örneğin "i" harfine basılı tuttuğunuzda bir sürü "i" yazmıyor, yerine seçenekler çıkartıyor, ı î ï ì ... gibi harfleri daha rahat yazmanızı sağlamak için. (iphone'da basılı tutar gibi) güzel bir özellik ama bu tercihi disable etmek için komut satırından settings değiştirmeniz gerekiyor. son kullanıcı için övünüp duran bir os için dandik bir çözüm. (bu arada, backspace, space, ok tuşları gibi tuşlarda key repeating var hala)
    * pencerelerde "always on top" seçeneği yok. log takip ederken, hele tek ekranla çalıştığınız ortamlarda son derece kritik.
    * dmg'lerin mount olup desktopta görünmesi pek umrumda değil de neden abi? floppy'i trash'e sürükleyince "flop" diye atması havalıydı da, dvd-rom bile barındırmayan cihazlarda ısrar etmeyin şu sanal deviceları göstermekte.
    * launchpad veya spotlight search, app description benzeri şeylerde arama yapmıyor. mesela "video" yazdığımda vlc'nin gelmesini, "python" yazdığımda pycharm gelmesini beklerim.
    * trackpad müthiş, ama işte kişiselleştirmeye gelince apple can sıkıyor. trackpad üzerinde natural scrolling kullanan, ama mouse üzerinde kullanmayan yamuk bir adamım ben. bu seçenek yok, ikisinde ayrı ayrı konfigüre ediyorsunuz gibi görünüyor ama ikisi ortak, ya hep natural scrolling ya da hiç, gebersin yamuklar. (bunun için third-party yazılım var: scroll reverser for mac os x)
    * dizüstü bilgisayarlarda ekran kapağı işlevi ayarlanamıyor! yani ekranı kapattığınızda cihaz ille de uyuyor, ve bunu değiştiremiyorsunuz. başta fanboylar bunu "hdd hareket halindeyken zarar görüyor ondan" diye savundular ancak sonra ssd'li sistemlerde de bu seçenek sunulmadı. en sonunda fanboylar "sıcaklık dağıtımı kapak kapalıyken verimli olmuyor" diye savundu. kardeşim, 5 dakika elimde kahve verken üst kata çıkacam, cpu intensive işlem yapmıyorum, bu arada ssh bağlantılarım, vpn bağlantılarım kopmasın istiyorum, üst kata çıkıp sonuçları göstereceğim zaman zibilyon yere tekrar bağlanmak istemiyorum ve remote sessionlarım hangup olmasın istiyorum çok mu zor... (bunun için de third-party yazılım var bu arada: nosleep)

    biraz da "efferim" dediklerim:

    * güç yönetimi (ekran kapağını kontrol edememem dışında) müthiş, zaten cihazın ve os x'in en yetenekli olduğu noktalardan birisi bu. bu kadar başarılı interrupt handling neden linux kernel'de becerilemiyor merak ediyorum. ("tanımlı donanım var ortada" diyeceksiniz. o zaman dell'in xps developer edition laptoplarında dağıttığı kernel'in buna uygun patchlenmesini beklerdim, yok öyle bir şey.)
    * "forcetouch denen zımbırtı ne lan öyle yenilik diye gösterdiler" demiştim ilk çıktığında, cihazı kurduktan 3 dakika sonra yandaki laptopın touchpad'ine mal gibi basarken buldum kendimi. 3 dakika konusunda ciddiyim bu arada...
    * workspace management olayı gayet başarılı. başta biraz yadırgadım ama sonradan alıştım. özellikle trackpad'in gesture'ları ile güzel iş çıkarıyor. buna mission control gibi abuk bir isim verilmesine anlam veremiyorum. ayrıca belirtilmeli trackpad'in gesture'ları bu kadar başarılı olmasa cinnamon veya gnome 2* üzerindeki workspace'lerden pek farkı olduğunu söyleyemem.
    * başta os update için neden 6gb indirdiğine anlam verememiştim. sonradan fark ettim ki, indirdiğin versiyona fresh installation yapabiliyorsun. mesela macbook pro aldınız üstünde yosemite var. bunu el capitan'a upgrade ediyorsunuz. sistem el capitan'ın tamamını indirip kenara saklıyor. yarın bir gün sisteminiz sıçarsa ister el capitan'ı sıfırdan yüklüyorsunuz, ister yosemite. başta puan kırmıştım ama sonra gönlümü kazandı.
    * ses seçeneklerinde cihaz seçerken, standart ses çıktısı için cihaz seçmek gibi, sistem notificationlarını farklı cihazdan verebiliyorsunuz. örneğin hdmı üzerinden film gösterimi yapıyorken bütün sesleri buradan verebiliyorsunuz. sonra sistem notification seslerini headphones'a ver dediğinizde boink boink sesleri hdmı'dan gelmiyor.
    * finder üzerinde download edilmekte olan dosyaların yüzdesi görülebiliyor.

    bundan sonrası ortaya karışık, fazla kişisel, bir kısmı şu düstura uyan ve yine kendisini özleyen noktalarım: "one should not be sysadminning a desktop."

    * her şey out of box çalışıyor. zaten beklenen bir şey bu, yine de alışık olmadığım bir şey. bluetooth driverımı tanıtmak için 20 farklı forum gezip 7 farklı kernel modülü denemek zorunda kalmamak kendimi çıplak ayakla çölü geçtikten sonra ayak masajı yaptırıyor gibi hissettirdi açıkçası. (windows'cular gülmeyin, çölü hala cehenneme tercih ederim bu konuda...)
    * keyboard'un en sol alt köşesinde fn yer alıyor, ama terminal üzerinden sıkça ctrl-c basan birisiyseniz bu muscle memory'i kırmak zor. benzer şekilde space-bar'ın sağındaki option (nam-ı diğer alt) tuşu da öyle. kendimi @ işareti koyacakken cmd+q basıp ekranı kapatırken buluyorum. geçecek bunlar (cmd tuşuna kin dolu bakışlar atarken dişler gıcırdıyor...)
    * homebrew ve macports güzel girişimler ancak bir aptitude değil, muhtemelen hiçbir zaman olmayacak da.
    * yıllarca opensource yazılımlar ve dağıtımlar kullanınca her şey bundled geliyordu. şimdi bir torrent programı indireyim dedim, "utorrent nasıldı lan acaba" deyip denememde bütün tarayıcılarımın standart arama motorlarını değişmiş, açılış sayfalarını yahoo ile değişmiş bulmuşken eski günleri yad ettim. kendimi temiz siteden indirecek getright arar gibi hissettim. düpedüz benim mallığım olsa da insanın bir kez guard'ını indirmesi yetiyor işte.
    * yukarıdaki maddeyle ilintili, her sistem kurulumumda eskiden kendime oluşturduğum bash scriptlerimi çalıştırıp kaldığım noktadan devam ediyordum. şu anda durum hiç böyle değil. muhtemelen ilerleyen zamanlarda ona yakınlaşır ancak kesinlikle hiçbir zaman öyle olmayacak.
    * bsd/linux notation farklılıklarına alışmak başta güç geliyor. sistemin routing tablosunu görmek için route -n dururken netstat kullananlara kıl olurdum, şimdi kepaze oldum. freebsd sunucularla çalışırken de bir alışma süreci gerekiyor, şimdi ev bilgisayarımda bunu yaşamak garip hissettirdi.
    * yukarıdaki maddenin sebeplerinden biri de, os x'in hala modern linux tool'larına göç etmemiş olması. hala net-tools kullanıyor (ifconfig, netstat vs.) halbuki modern linux sistemlerin iproute2'ye göç etmesinin bir sebebi var. bu arada, yine homebrew ile iproute2mac yükleyebiliyorsunuz ama bunlar python wrapperları, c kodlarının kendisi değil. içime sinmiyor...
    * finder üzerinde "open ın terminal" seçeneğini hiç beklemiyordum, hele son terminalin tabı olarak açabilme seçeneği şahane. yalnız mallık, folder'a sağ tıklamak gerekiyor, bir kez folder'a girdin mi içindeyken sağ tıklayınca bu menü gelmiyor. automator kullanılarak çok daha güzel kişiselleştirilebiliyor ama automator kadar faydalı bir şey anladığım kadarıyla kimsenin ilgisini görmemiş. muhtemelen isminin ve logosunun dandikliğinden kaynaklanıyor.
    * sisteme tamamen hakim olmamak alışılıkdık bir şey değil. bunu windows'dan linux'a geçenler de yaşıyor, ben de şimdi yaşıyorum. her saat arkada irlandalı hatun "it's 21 hours" diye okusun diye açtım, sistem üzerindeki hiçbir user'ın crontab'ında bulamadım neyi çalıştırdığını. belli lan işte cron job yazmışsınız bi yere, bulmam lazım onu, yok... yerin dibine sokmuşlar.
    * sıkça laptop'ıma nat route'ları yazıyorum işim gereği. iptables yerine pfctl'e geçmek eğlenceli olacak.
    * native yaşadığım ortamda adobe reader (bazı faturaları basmak için) ve ms office (latex'i keşfedememiş enstitülerimiz için) kullanabiliyor olmak göz yaşartıcı.

    naçizane mallıklarımla çözümünü bulamadıklarım varsa affola. 24 saatlik gözlemlerim bu kadar.

    not: bu entry 28 şubat 2016 ekşisözlük direnişi süresince katalanca olarak sunulmuştur. (bkz: bütün entry'lerini katalancaya çevirmek) bundan çok daha kaliteli yüzbinlerce entry bu süreçte yok olmuştur. bir zamanlar devletin milletini ebleh yerine koyması yasaktı, bazı yasaklar özlenebiliyormuş.
  • facebook, dropbox, google, apple [bunu saymaya gerek dahi yok ama], linkedin gibi kalburustu tum silicon valley it sirketi calisanlarinin buyuk cogunlugunun [saydigim sirketlerde calisan arkadaslarimdan network grubu haricinde windows kullanan gordugumu hatirlamiyorum] desktop os olarak tercihidir.

    neticede kisisel tercihtir, siz bilirsiniz. teknik yeterlilik olarak bu adamlardan daha iyi biliyorsaniz os x kullanmayip, windows kullanmaya devam edebilirsiniz. hic dert degil.

    ama tercihin otesine gecip os x hakkinda abuk subuk konusursaniz cehaletinize verilir.
  • windows ile çok kötü kafa bulan işletim sistemi.

    windows ile ağ kurunca şu şekilde görünüyor: http://i52.tinypic.com/j7yl8z.png

    bu da büyütülmüş hali: http://i56.tinypic.com/2n69irn.png
  • iki seneden fazladir desktop isletim sistemi olarak kullaniyorum. bu sure boyunca bu isletim sistemini tamamen kararsiz hale getirip, cokerten iki uygulama oldu.

    1. google'in yazdigi google chrome.
    2. microsoft'un yazdigi entourage.

    el elin esegini turku cigirarak ariyor demek ki..
  • ulan 6 yıldır kullandığım ve şu an bu entry'i yazdığım imac, hala format yahut yeniden sistem yükleme yüzü görmedi.

    her gün makinanın canına okuyorum, ben olmadığım zamanlarda çoluk çocuğun elinde artık akıllarına ne gelse yapıyorlar, internette fink atıyorlar, gün yüzü görmedik sitelerde geziniyorlar, garip garip programlar kuruyorlar, kurcalıyorlar vs vs... üstüne fotoşopta her biri 2-3 gb'lık dosyalarla saatlerce işkence ediyorum merete her gün.

    inadına hiç bakım yapmıyorum, inadına en ufak sorunuyla bile ilgilenmiyorum ama bu osx yüklü imac "tık" demedi. hala ilk aldığım günkü kadar hızlı, ilk aldığım günkü kadar stabil... üzerinde sadece zaman zaman güncellediğim 6 yıllık sistem yüklü lan!

    6 yıl tık demeyen bu şekilde kullanılmış bir bilgisayar ve işletim sistemi getirin... getiremezsiniz, yok öyle bir şey çünkü...

    edit: bu bilgisayarı hiç kapatmadan, yeniden başlatmadan, hiç uyutmadan (bekleme moduna geçirmeden) 24 saat boyunca açık tutarak ve sürekli ağır işlerde kullanarak ne kadar dayanabileceğini test ettim. gece uyurken boşa açık kalmasın diye de torrent olayına indirmeye bıraktım. 63 gün sonra "ulan yakmayalım makinayı" diye kendim kapattım. gık demedi, 63 gün çatır çatır çalıştı her boku yedirdiğim halde...
  • en nihayetinde işletim sistemidir.

    ulan memlekette herkes bi coder, herkes bi hacker olmuş lan. işletim sistemi lan bu. aloo. film izliyeceksin, internette takılacaksın, sözlük okuyacak, porno izliyeceksin, oyun oynayıp kapatacan, ne lan bu. gören de program yazmaktan, code yazmaktan bilgisayarın başından kalkamıyo zanneder bu milleti. yemeyin beni şimdi. kullanılan program sayısı toplasan bir elin parmağını geçmez, ne stabilitesi, ne kararlılığı amk. ibm deep blue da ekoloji similasyon motoru hazırlıyor sanki. tövbe tövbe...

    mac os x kullanan, uber software engineer güzel bağğyan suserleri tenzih ederim, onların gönlümüzdeki yerleri farklı tabi.
  • hangi hardware uzerinde denenmis bilemiyorum ama 7 senedir toplam 6 macbook pro kullandim, hala kullaniyorum. bir tanesi haric hepsinde bootcamp ile windows kurulu idi. onun disinda evde mac pro kullaniyorum, yine ayni sekilde uzerinde bootcamp ve windows kurulu.

    windows'un os x'den hizli boot ettigi ve os x'in windows'dan kararsiz oldugu iddiasi bence trafoya kedi kacmasindan biraz daha hallice bir iddia. dahasi degil.
  • ben tipografisini eleştirdiğimde anjin san'ın "yoo bence güzel renkler zevkler" demesinden bir hafta sonra modernize edilmesi apple'ın da artık anjin san'dan illallah dediğinin kanıtıdır.

    (bkz: apple dur allahını seversen zaten ortalık karışık)