şükela:  tümü | bugün
  • kendi âlemimde, iç konuşmalarımda böyle bir deyim kullanıyorum. etrâfımda, çevremde var böyle biri. eminim sizin de vardır yakınlarınızda. ne yapsalar işleri yolunda gider. aynı şeyleri siz yapmaya çalıştığınız zaman olaylar çok farklı bir şekilde cereyan eder; “ulan bu adam yaptı, oldu da ben yapınca neden olmadı?” dersiniz.

    tehlikeli bir hareket yapar, bir şey olmaz onlara. sakın siz yapmayın, hemen yaralanırsınız. bâzıları neden böyle bir özelliğe sâhip olur, bilmiyorum. tek bildiğim, onların şansının hep yâver gittiği.

    bu tâbiri ekşi sözlük'e kazandırmak istedim, sözlükçe ücretsiz olarak kullanabilirsiniz.

    oskar'dan bahsetmeyi unutmuştum, di mi? oskar mı? o şey...

    “okulda dayak yeseler canları acımaz görünen, uşaklar, arabacılar, fabrikadaki işçi kızlarla akrabalık ya da dostluk ilişkisi içinde yaşayan oskar gibilerin dünyada benimkinden daha değişik ve güvenli bir yerleri vardı. adeta benden daha yetişkin durumdaydı hepsi; babalarının günde kaç para kazandığını biliyorlardı. ayrıca, benim acemisi bulunduğum daha bir sürü şeyin farkındaydılar. bazen öyle söz ve nüktelere gülüyorlardı ki, ben bunları anlamıyordum. üstelik benim göze alamayacağım gibiydi gülüşleri: çirkin ve kaba, ama yetişkin ve erkeksi. onlardan daha zeki olmam, okulda onlardan daha çok şey bilmem, onların yanında bana bir üstünlük sağlamıyordu. daha iyi giyinmemin, saçlarımı daha düzgün taramamın, elimi yüzümü temiz tutmamın da yine bir üstünlük sağladığı yoktu. onların bu konularda savsak davranması, böylesi işlerine geldiği içindi. serüvensi bir ışık altında gözlerimde canlanan loş dünyanın kapısından oskar gibileri hiç güçlük çekmeksizin girebilir diye düşünüyordum; benim önümde ise, kapıları yüzüme sımsıkı kapalı duruyordu bu dünya, ve kapılardan her birini bitip tükenmeyen büyümeler, okulda pineklemeler, sınavlarla ve eğitilmelerle birtakım zorlukları yenerek ele geçirmem gerekiyordu. oskar gibileri yolda nal, para, kurşun parçası gibi şeyler bulabilir kuşkusuz, bir iş yaptı mı ödüllendirilir, dükkân ve mağazalarda ellerine çeşit çeşit armağanlar tutuşturulur, her bakımdan işleri tıkırında giderdi.”

    hermann hesse-klingsor'un son yazı