şükela:  tümü | bugün
  • mersinli yazar, öğretmen. acenta mirza, ağız içinde dil gibi, acı duman gibi hikaye kitapları vardır. öğretmenliği 12 eylül darbesiyle bırakmak zorunda kalmıştır. 1970'lerden bu yana yazmakta, çokluk köy, göç temalı, toplumcu gerçekçi sayılabilecek bir çizgide yazmaktadır öykülerini. arslanköy'deki evinde vadiye karşı oturmuş, hanımı şeker, kendi şeker, gül gibi geçinip gitmektedirler.
  • ödüllerle dolu yaşamı olan bir yörük çocuğudur osman şahin.. nazım hikmet'in ''dört nala gelip uzak asya'dan'' dizelerindeki yörükleri anlatır öykülerinde (bkz: #3107317) ..
    söylenceleri öyküleştirir.. yörüklerin, antik kentlerin gizemli dünyalarını, kalelerini, kısacası toros dağlarının bilinmeyen yönlerini, yörüklerin yaşam biçimlerinin nereden nereye geldiğini, nasıl değiştiğini hem şiirsel hem de yalın dil kullanarak anlatır..
    bugüne dek 22 öyküsü filme alınmıştır..
    ''son yörük'' adlı kitabı fransızca'ya , ''kırmızı yel'' kitabı ''den rode winden'' adıyla isveççe'ye, birçok öyküsü de polonya, macar, alman ve fransız dillerine çevirilerek yayınlanmıştır..
    1970'de trt öykü ödülünü ''ağız içinde dil gibi'' eseri ile , 1992'de ömer seyfettin öykü ödülünü ''selam ateşleri'' ile * * , 1997'de ankara film festivali'nde aziz nesin emek ödülü, 1998'de ''mahşer'' ile yunus nadi öykü ödülünü*almıştır..

    1999'da antalya altın portakal film festivalinde ise ''yaşam boyu onur ödülü''nü almıştır* ..
  • (bkz: makam taslari)
  • iki yıl önce kitap fuarında imza günüydü. yanında o dönemde yalan diye kitabı çıkmış tahsin yücel de vardı. ben hiç osman şahin'in resmini görmemiştim. küçükken güneşin çocukları'nı okumuştum. sonra sinemaya ilgi duyunca senaryosu "kan"ı okumuştum. sonra da o imza gününde önünde adının yazdığı kartı gördüm. bir an için zaman durdu, ben yanımdaki arkadaşa heyecanla "bak! osman şahin bu?!" dedim. durdu. sanki ben şöyle bir nen demişim gibi: "bak! kedi!" e, o kim?
    tabii büyütmemek lazım. çok bilinen birisi değildir osman şahin. en azından tahsin yücel kadar değil. ama o gün, kimse yalan'ı imzalatmak için öteki standa yaklaşmazken, ben artık zorlukla konuşan, yanlış anlamadıysam tekerlekli sandalye kullanan osman şahin'den imza aldığımda haksız da olsa, tahsin yücel'e haksızlık ederek de olsa, sevindim. ne de olsa o, (köy enstitüsü çıkışlı bir insan olması ayrıntısını koyalım bir kenara), düşüncemce darbeler ülkesi türkiye'nin 12 eylül'ünden sonraki baskı yüzünden tanınmayan bir yazardır. aldığı o kadar nitelikli ödüle ve yazma becerisine rağmen adı altında üç beş entry bulunması da bundandır belki de. ama işte ben o gün, bunun garip gururunu duydum. ve o, benim adıma, kitaba imza atarken, biraz da olsa yaşamına yaşam kattığımı düşündüm bu muhteşem yazarımızın.

    ayrıca tahsin yücel'e hafiften özür için (bkz: #2044023) ve (bkz: #4883873)
  • (bkz: osman kartal)
  • can yayınları'ndan yakında ardı ardına yeni kitaplarının çıkacağı duyumunu aldım bir arkadaşımdan*. heyecanla bekliyoruz. fuara da uğrar inşallah.
  • iki gün önce kendisiyle tanışma şerefine ulaştım.
    2 saat kadar oturduk sohbet ettik. tanıştığımız gün ben ne yazık ki kendisinin ne kadar değerli bir insan olduğunu bilmiyordum. tabi konuşmamızın sonuna geldiğimizde ben anlamıştım, osman amcanın derin tecrübelerini.
    o da bizim memleketten çıkan değerli insanlardan, babamın eski arkadaşı, hikaye ve senaryo yazarı. 20'nin üzerinde filmi vardır. bunlar arasında kan ve züğürt ağa da vardır.

    daha fazla detay için: http://osmansahin.com/

    akşam eve döndüğümde keşke hazırlıklı gidip de tanışsaymışım diye düşündüm. o zaman sohbetimiz çok daha farklı olabilirdi.
  • halen kadıköy'de oturduğu evini yılmaz güney'e sattığı ilk öyküsünün parasıyla alan yazar. 2009 yılı kendisi için gayet verimli geçmiştir. selam ateşleri, ay bazen mavidir isimli kitaplarını tamamlamış ve mersin kenti edebiyat ödülünü almıştır. 2010 yılında da 12 eylül öykülerinden oluşturduğu elleri bağlı doğan adlı eseri basılmıştır.

    ayrıca mersin üniversitesi'nde bir konferansta, kendisini torunu olarak adlettiği çolak osman ağa'nın hikayesinin anlatıldığı avcı filmi için dilediği gibi bir film olamadığını, gerçeklerden sapıldığını söyleyebilmiştir.