şükela:  tümü | bugün
  • çılgın ve yasli bir profesörümüz. gençliğinde de öyle miydi bilinmez ama asistanlarını ve ogrencilerini dumur etmesi ile ünlü bir zattır.

    ogrenciler ile efsanelesmis diyaloglari bulunur:

    soguk bir kis gunu, kampusteki gazete satilan kulubenin onunde uc bes ogrenci ile karsilasir;
    -hocam iyi gunler...
    saskin ve merakli bir bakis ve ardindan:
    -oğlum?? bu soğukta top sakal?
    öğrenciler:
    -nası yani???
  • (bkz: #6099564)
  • muhabbet açıp dersi kaynatma girişimi;
    -hocam, gümrük birliğine girdik ne diyosunuz? ehehehe
    o.t. duruyor duruyor, düşünüyor düşünüyor
    -peynir gelecek...
    sınıf başını öne eğip bu sözün arkasındaki derin manayı düşünmeye başlıyor...
  • sınav oncesi kopya cekmek için bir kız arkadasimiza yakın oturmaya calisan bir erkek arkadasimizi gorunce kıza verdigi tavsiye muhtesemdi:
    - bak kızım dikkatli ol, bunlar bugün kopya isterler yarın baska birsey, ona gore...

    tabi sınıf dumur...
  • istanbul üniversitesiyle yaşıt olduğunu tahmin ettiğim bu değerli hocamızı bundan 5 sene evvel de her an derste son nefesini vereceğinden, eğitim şehidi olacağından korkarak dinler idik. lakin gördüm ki hala yaşıyormuş. allah uzun ömür versin diyesim var ama daha ne versin be abi utanmasa bizi gömecek adam. vampir midir nedir anlamadım...
  • takım elbise altına spor ayakkabı!!!
    iste karsınızda osman tonyalı!!!
  • yine bundan 4-5 sene evvel kendisini en son gördüğümde her ne kadar biyolojik olarak hayattaysa da nöron hücrelerinin önemli bir bölümü zamana yenik düşmüş bir insandı sayın tonyalı (bunamış dememek için ne kastım be). karşıdaki veterinerlik fakültesinden kaçıp ders esnasında kendini anfiye atan 3 bacaklı bir köpeği bir yandan tebeşir atarak kovalamış bir yandan da "hep siz sokuyorsunuz anfiye köpekleri biliyorum" diye öğrencilere bağırmayı başarmış, o yaşta sergilediği performansla akademik hayatımın unutulmazları arasına girmiştir...
  • ne hocasi olduguna dair sozlukte bir ipucu olmayan profesor. insan yazar bi be.
  • bodrum kattaki dersliklerden birisindeki derse gelince tavandan gecen tesisat borularindan birinden daragaci misali halka yapilmis ip sarktigini ve tam altina da bir sandalye konmus oldugunu gordugu anki yuz ifadesini unutamadigim hoca. sinifa:
    -biliyorum, siz beni oldurmek istiyorsunuz, o yuzden pencereyi acik birakiyorsunuz, cereyanda kalip hasta olayim diye. demisti.
    ne hikmetse o donem yaz okulunda o dersin sinifi baya bi kalabalikti.
  • makine kimya enstitusu'nde calisiyordum, tam roket yapacaktim ki isten ciktim. diye bir cumlesi hafizama kazinmis, herhalde enstituyu ucuracak diye korktular diye dusundugum sistem analizi, otomatik kontrol ve turevi bir suru dersi vermis yasli ve sevimli profesor.