şükela:  tümü | bugün
  • arabi ve farsi dilin türkçe üzerindeki baskısından kaynaklanan deformasyonun göstergesidir.
    nasıl liberal bir plaza dili gelişmişse günümüzde, o zamanın plaza dili de osmanlıcadır.
  • osmanlıca diye bir dil yoktur. eski yazıyla yazılmış türkçe vardır.

    kaldı ki şu anda plazalarda konuşulan türkçe yerine, “osmanlıca”yı tercih ederdim.
  • kısmen katıldığım önerme. osmanlıca türkçe'nin bir dönemi olmasına rağmen 19. yüzyıla kadar kabaca 3 dilden oluşuyordu. arapça, farsça ve türkçe. dolayısıyla bu dili türkçe olarak adlandırmak eksik tanımlamak oluyor, osmanlıca denmesi akademik anlamda daha doğru. içerisinde ingilizce kelimelerin olduğu türkçe'nin insanlara yavan ve garip gelmesi de tabii ki halkın çoğunluğunun ingilizce bilmemesinden kaynaklanıyor.
  • hadi biz ona eski türkçe diyelim doğru önermedir. ematlerine mabadına duhulu diye kibar bir söylem olabilir mi?(bkz: osmanlıca dediğin safi şekil şukul)
  • tespit sıkıntısı çekilen bu günlerde güzel bir tespit olmuş..
  • doğru, ikisi de zor anlaşılır.

    plaza dili - asap review edip feedback veriyor olacağım.
    osmanlıca - müstâcelen tedkîk edip avdet ediyor olacağım.

    (ikindi namazını müteakip plaza bahçesinde kellesini vurduruyor olacağım. sigara içilen köşede.)
  • dil canlıdır ve tabi ki çevre kültürlerden zamanla etkilenir, sözcükler alır ve verir. aslında bu şekilde zenginleşir de.

    türklerin anadolu’ya girişleri sırasında izledikleri coğrafya bakımından tabi ki bu 3 yüzyıllık sürede farsça ve arapçadan çok miktarda sözcük dilimize yerleşmiştir, doğrudur. ancak şu anda bu entryleri yazarken bile kullandığımız sözcüklerin çoğu “türkçeleşmiş” sözcüklerdir, her ne kadar kökleri farsça veya arapçaya dayansa da, halkımıza plaza dilinden daha çok anlam ifade eder, eminim.

    ancak plaza dili dediğimiz şey bırakın 300 yılı, belki de son 10 yılda peydah olmuş, bu nedenle zenginleştirmekten çok deforme eden, türkçeleşmeden direk olarak ingilizce (veya artık hangi dilden alınmışsa) kullanılan söz/ sözcük bütünleridir.

    kaldı ki, ben de dilimizi olabildiğince türkçe kullanmaktan yanayım, kullanacağım sözcüğün türkçesi varsa -ve tabi ki oturgaçlı götürgeç gibi olmadığı sürece- o halini kullanırım. kimse size demiyor ki bir divan şairi gibi konuşun, ancak ingiliz gibi de olmasın*