şükela:  tümü | bugün
  • 'elemterefiş: osmanlı imparatorluğunda batıl itikatlar ve büyü (1839- 1923) ' adında
    dr. nimet elif uluğ kitabıdır.

    bu kitap osmanlı imparatorluğundaki batıl itikatların ve büyünün toplumsal tarihini anlatıyor. yazar ülkenin hemen her döneminde yaygın olarak rastlanan bu fenomenlerin kökenine iniyor. bunu yaparken şamanizm, animizm, manihaizm, budizm, hinduizm gibi çok tanrılı dinler ile mezopotamya'nın çok tanrılı inanç sistemi, antik yunan ve roma kültürü, musevilik, hıristiyanlık ve islam, son olarak orta asya'daki göktanrı inancını da araştırmasına dahil ediyor..

    (bkz: cinlerle kafayı bozan arkadaşım) normal bu kitabı alır mıydım bilmiyorum ama beni bu arkadaş işin 'bilimsel' (!) yönünü arraştırmaya sevk etti
    bir de kişisel olarak az çok şaman bir ananın çocuğu olmak, memorat lara düşkünlüğüm, osmanlı sosyal hayatına olan ilgim vs birleşince kitabı almış bulunduk.

    ilerleyen zamanda okuyup kanaati acizanemizi belirtiriz umarım.
  • toplumumuzdaki büyü ilgisinin mecrasını anlatması açısından ilgi çeken, konunun meraklılarını fazlasıyla tatmin edecek bir çalışmadır.

    bunu seven bunu da sevebilir: (bkz: evliya çelebi'nin acayip ve garip dünyası)
  • azerbaycanlı bir arkadaşım, biz türkler hiçbir zaman müslüman olmadık, dediydi bir keresinde, abartılı olsa da gerçeklik payı var.

    kitabı okudukça türklerin atalarının dininden pek de vazgeçmediğini görebiliyoruz. anadolu gibi bir kültürün erime potasına gelmemiz de ayrı bir durum olmuş, farklı inançlardan, düşünceden, dinden etkiler almışız, sonunda acayip bir aşure yapmışız.
    bütün bu sentezin üzerine bir de islam cilası vurunca kafalar iyice karışmış sonunda.

    büyü, sihir, şamanist adetler, atalar kültü, tılsımlı gömlek ler, cahil bırakılmış, kendi dininin kitabını okuyamayan bir halk, cinci hocalar, muskalar, nüshalar, cadılar, resmi sünni islamın paralelinde gelişen daha popüler ve ilginç halk islamı, şifacılar, üfürükçüler, cinsel gücü bağlayanlar, artıranlar, padişaha muska yazanlar.. daha bir sürü inanç öğesini bir kurtuluş ümidi olarak gören çaresiz bir toplumun mutsuz insanları.

    elbette gizeme ve mistik olgulara düşkünlük sırf bir çresizlik nedeni değildir, insanın hastalıklı bir yapısı da var, ne kadar rasyonel olursak olalım, ne kadar pozitif bir eğitim süzgecinden geçersek geçelim karanlık bir tarafımız var. bazen dünyayla başa çıkmayan birey bir tür kaçışa yönelebiliyor. kaldı ki türk toplumu olarak genetik kodlarımıza işlemiş bir inanç bolluğuyla yoğrulmuşuz. onca pozitif eğitime rağmen kahve fallarına olan düşkünlük, burçlara olan ilgi, üfürükçülerin saltanatının devam ettiğini gösteriyor.

    doğduğum köyde azılı bir herif vardı ve sonunda vuruldu, baltayla paramparça edildi. o gün bu adamın tılsımlı gömleğini giymediğini söylediler. bu hikaye neyi gösteriyor? ünlü tarihçimiz ahmet yaşar ocak türk toplumunun günümüz itibariyle orta çağ düşüncesinden uzak olmadığını yazmıştı. bu o kadar isabetli bir saptama ki. bütün modern görüntümüzün altında ağaçlara çaput bağlayan, taşlardan, rüyalardan, cinlerden... medet uman atalarımızdan farklı insanlar değiliz.

    burada tam da mustafa kemal atatürk ün yapmaya çabaladığı şeyi anlamak zorundayız.

    atatürk'ün islam'a özel bir nefreti veya garezi yoktu. yapmaya çabaladığı şey rasyonellikten büsbütün uzaklaşmış bir toplumun ayaklarının yere basmasıydı. ortada islam adına dünyayla bağları çoktan kopmuş bir inançlar, adetler, hurafeler kalıntısı vardı.
  • https://youtu.be/p5vsh68k9_s fatih sultan mehmet'in gazabına uğrayan tarikat
  • osmanlı’da bazı batıl inançlar ve büyü #107664103