şükela:  tümü | bugün
356 entry daha
  • osmanlı'nın dillere destan hoşgörüsünün izini şu satırlardan sürmek mümkündür:

    "vakanüvis lütfi efendi, 1828 vakaları arasına şu hikayeyi sıkıştırır: padişah [ii. mahmut], setre pantolonun halk üzerinde nasıl bir tesir bırakacağını anlamak için, saray adamlarından hüsnü bey’le avni bey’i yeni kıyafete sokar ve çarşı içine salıverir. bir ramazan günü imiş: halk bu iki zamane züppesini bir parçalamadığı kalmış. padişah kabahati hüsnü ve avni bey’lere yüklemek için, oruç yediklerini bahane ederek, ikisini de sürmüş."

    daha geniş bir alıntı için bkz.: http://derinsular.com/…-kiyafette-batililasma-atay/

    ana tema:
    (bkz: tarih/@derinsular)
  • osmanlı'da 1400'lü yıllardan itibaren gayrimüslimlere getirilen kıyafet başta olmak üzere çeşitli yasak ve kısıtlamalar hakkında yazılmış, internette buldugum bir metin. verilen spesifik tarihleri ve daha önce duymadığım (benim için yeni olan) bir iki bilgiyi kontrol etmedim. ama verilen bilgiler genel çerçeve itibariyle doğrudur.

    --- alıntı ---

    osmanlı'nın ilk dönemlerinde, gayrimüslimlerin kılık kıyafetlerine karışılmazdı.

    nitekim 15. yüzyılın ortalarında, türkiye'ye yerleşmiş olan yahudi ishak zarfati, "burada en iyi elbiseleri giyebilirsiniz. hıristiyan egemenliğinde, çocuklarımızı mosmor veya kıpkızıl dövülme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmadan, asla mavi ve kırmızı renkli elbiseler giydiremezsiniz" diyerek avrupa'daki yahudileri osmanlı topraklarına çağırıyordu.

    ancak 15. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, osmanlı yönetimi tarafından da, müslüman olmayanların giyim kuşam tarzlarına belirli yasaklar getirilmeye başlandı.

    osmanlı imparatorluğu'nda, 15. yüzyılın ikinci yarısına kadar istedikleri gibi giyinebilen gayrimüslimler, devletin baskısıyla, fatih döneminden itibaren, yavaş yavaş da olsa, giyim kuşam konusundaki özgürlüklerini kaybettiler.

    ii. selim döneminde, ekonomik sıkıntılardan dolayı giyim konusunda gayrimüslimler üzerindeki baskılar arttı. 1 ağustos 1568'de yayınlanan bir fermanda, hiçbir hıristiyan ve yahudinin, çok kaliteli elbiseler giymemesi emredildi.

    15 ağustos 1568'de yayınlanan fermanda da gayrimüslimlerin de müslümanlar gibi giyinmeleri yüzünden, kumaş ve ayakkabı fiyatlarının arttığı, bu yüzden de hıristiyan ve yahudilerin daha kalitesiz ürünler kullanmaları gerektiği yolunda bir emir vardı.

    16. yüzyılın sonlarında kanuni'nin torunu iii. murad döneminde giyim konusunda gayrimüslimler üzerindeki devlet baskısı iyice arttı.

    gayrimüslimler, devletin emriyle, kendi kimliklerini ortaya koyacak biçimde giyinmeye başladılar. 4 eylül 1577 tarihli ferman ile de, müslüman olmayanların ipek elbise giymesi, hatta elbiselerine ipek işlemeler yaptırmaları yasaklandı.

    gayrimüslimler müslümanlar gibi sarıkla dolaşırlardı. yahudiler sarı renkli sarık, ermeniler alaca renkli tülbent, diğer hıristiyanlar mavi renkli sarık takarlardı. osmanlı imparatorluğu'na gelen frenkler (latin, katolikler), yani avrupalı hıristiyanlar da siyah renkli şapka kullanırlardı.

    ancak 1592'de, iii. murad'ın hocası vakûrzade, gayrimüslimlerin kıyafetlerinin allah'ın emrettiği ölçülere uymadığını ileri sürerek, yeni bir düzenleme yaptı.

    vakûrzade sultan iii. murad'a "kâfirlerin renk renk sarık giymelerinin tülbendin değerini arttırdığını ve müslümanları zarara soktuğunu" söyleyerek, durumun düzeltilmesi için, padişahtan izin aldı: kıyafetlerin bu yeniden düzenlenmesindeki ilk işi de, yahudi ve hıristiyanların sarık giymelerini yasaklamak oldu. gayrimüslimler devletin emirleri doğrultusunda sarıklarını çıkartarak; avrupalı hıristiyanlar gibi renk renk şapka giymeye başladılar.

    iii. murad döneminde gayrimüslimlere uygulanan kıyafet yasaklarının denetimi de sıkılaştırıldı. daha önceki padişahlar döneminde gayrimüslimlerin giyim kuşamlarını muhtesip kontrol ederken, iii. murad döneminden itibaren, kıyafet kontrolünü yeniçeri ağası yaptı.

    iii. murad döneminden itibaren, müslümanların ayrı, hıristiyanların ayrı, yahudilerin ayrı kıyafetleri olmuştu.

    bunun haricinde, müslümanlar ve gayrimüslimler, oturdukları evin tarzından bindikleri, hayvanın cinsine kadar, kesin ayrımlara tâbi idiler. gayrimüslimlerin, cami ve türbelerin etrafında oturmaları yasaktı. yine kiliselerde çan çalınması, paskalya gibi dini günlerde silah ve havai fişek atılması yasaktı. 1856'dan sonra bu kısıtlamaların çoğu ortadan kalktı.

    --- alıntı sonu ---

    konu ile ilgili bir kaynak:
    quataert, donald. 1997. "clothing laws, state, and society in the ottoman empire, 1720–1829." international journal of middle east studies 29(3): 403-425.

    ana tema:
    (bkz: tarih/@derinsular)
  • imparatorlukları yıkan milliyetçilik, osmanlı imparatorluğu'nu da yıkmıştır. osmanlı'nın çok etnisiteli yapısı bu gerçek dikkate alınarak incelenirse, söz konusu olanın farklı etnisitelere olan hoşgörü olmadığını anlamak da mümkün hale gelir. şöyle ki, devleti ve hüküm sürdüğü toprak parçasını belli bir etnik kimlik ile ilişkilendiren milliyetçilik düşüncesi, 1700'lü yılların sonlarında yaygınlaşmaya başlamıştı. bu siyasi ideolojinin osmanlı'ya bir parça gecikerek geldiği de hesaba katılacak olursa, türk kimliğini merkeze alan ve diğer etnik gruplara hoşgörü ile yaklaşan bir osmanlı tasavvurunun anakronik ve hayal ürünü olduğu görülebilir.

    cumhuriyet döneminde ortaya atılan, türklerin eskiden daha fazla kimlik bilincine sahip oldukları, ancak islamiyetin onları araplaştırdığı ve kendi kimliklerini unutmalarına yol açtığı yönündeki tarih anlatısı da, bu gerçekler ışığında, daha da anakronik ve aynı derecede hayal ürünüdür.

    milliyetçilik konulu akademik literatür bu gerçekliğe (ya da bu gerçeklikle ilgili olan "hayali cemaatler" (imagined communities) ya da "ulus inşası" (nation-building) gibi kavramlara) sıklıkla atıfta bulunur. ancak tarihi gerçekler böyle olsa da, milli bir türk kimliğinin 1800'lü yılların ikinci yarısında ortaya çıkan bir kurgu olduğu gerçeğini hazmetmek, türkiye'deki pek çok insan için kolay değildir.

    milliyetçiliğin dünyada yeni kimlikler inşa etme süreci ve spesifik olarak türk kimliğinin kurgulanması konusu şuradan okunabilir: http://www.serdarkaya.com/…rinasyon/bolum-11-12.pdf

    tema:
    (bkz: milliyetçilik/@derinsular)
  • --- quote ---

    "the end of the nineteenth century also saw a shift in the british attitude toward the ottoman empire. throughout the nineteenth century britain had viewed the empire as a strategic asset because it acted as a buffer between the mediterranean and the russians, whom the british viewed as their most immediate threat. the only ports the russians could use year-round were in the black sea, and this required them to pass through ottoman-controlled sea-lanes whenever they wanted to move. later, the rise of germany began to concern british strategists more than the russians. the support that britain had given the ottoman empire throughout the nineteenth century no longer seemed necessary."

    gasper, michael. 2013. "the making of the modern middle east." in the middle east [thirteenth edition], ed. ellen lust. pp. 1-72. 26.

    --- quote ---

    tema:
    (bkz: tarih/@derinsular)
97 entry daha