şükela:  tümü | bugün
  • tam hali; osmanlı imparatorluğu'nun amerika kıtasında kolonileşmeme nedenleri olan başlık.

    konunun enteresan olduğunu düşünüyorum. çünkü bu durum osmanlı'nın teknik yetersizliği ile açıklanacak bir konu değil. genel osmanlı vizyonundaki temel eksikliğe işaret eden bir konu. kristof kolomb amerika'ya 1492'de ulaşıyor. kanuni'nin 1520 -1566 arasındaki padişahlık döneminde hint deniz seferlerini biliyoruz. evet osmanlı gemilerinin okyanuslara dayanıklı gemiler olmadığı düşünülüyor. ama gözümüzün önünde ispanyollar hemen sonra hollandalılar ve ingilizler kolonileşirken amerika'ya gidilmemesi imar yaklaşımı ile ilgili bence. osmanlı anadolu'da bile olması gereken nüfus artışını sağlayacak şehirleşmeyi veya verimli toprak kullanımını sağlayamadı. dolayısı ile amerika kıtasında var olan şey ilgisini çekmedi, orada vergisini alabileceği bir devlet yoktu. orayı imar edip kalkındırıp üzerinden fayda sağlamak osmanlıya göre birşey değildi. bunu yapacak olsa kendi toprağında da yapardı. zaten avrupa ile yapısal olarak bu hazırcı yaklaşım anlamında bir fark yok mu?

    kabaca osmanlı'nın 1683 2. viyana kuşatmasına kadar kolonileşme fırsatı vardı. new york'un 1624'te hollandalılar tarafından ele geçirildiği , 1664'te ingilizlerin hollandalı'lardan geri aldığı düşünülürse osmanlı için yapılabilecek bir çok atılımın varlığı daha iyi anlaşılır. celal şengör'ün her fırsatta kanuni'nin vizyonunu eleştirmesi yanlış hatırlamıyorsam yine bu konu ile ilgili.
  • osmanlı'nın hint seferlerinin araştırılması durumunda hemen vakıf olunabilecek hadise. sen seferler için yetersiz coğrafya bilgisiyle koskoca piri reis'i harcayacak bir harekat yaparsan sonuçlarına katlanırsın.
  • uzak oldugu icin usenmeleridir.
    bedava milleri de olmayabilir kartlarinda.
  • zaten doğuya giden ticaret yollarına hakim osmanlı doğuya ulaşmak için batıya gidip okyanusu aşmaya gerek duymamıştır.

    osmanlı bir savaş makinesidir, bir de tarım yapar. tarım için elde toprağı bolken, dövülüp malına el konulacak bolca da görece zayıf komşusu varken okyanus ötesinde kolonileşmek niye?
  • şöyle bir bilgi kalmış aklımda:

    kristof kolomb, zamanında osmanlı devleti’ne gelir ve padişaha çıkar.
    “bana gemiler veriniz, size yeni dünyalar keşfedeyim” der.

    dönemin padişahı ii. bayezid sadrazamlarına danışır. sadrazamları ise padişaha:
    “ahir zamanda yeni dünya mı olurmuş hünkarım” derler. ve teklif reddedilir.

    kaynak: murat bardakçı

    edit: kaynak eklendi.

    gelen mesajlar üzerine edit ii: kaynak gösterdiğim murat bardakçı’nın iddiada bulunduğu olayın maalesef kendi tarafından sunulan bir kaynağı da bulunmamaktadır. kendisi de duyum ve söylentiler üzerine bunu kaleme almıştır.

    ps: şahsi görüşüm; tarihin, geçerli somut delilleri olmadan tam olarak bilinemeyeceğidir. belki böyle bir olay hiç yaşanmadı veya yaşandı fakat farklı bir şekilde gelişip sonuçlandı. bilemeyiz.
    olay, en az yalan olabilme ihtimali kadar gerçeklik de barındırır. ta ki gerçeği veya yalanı ispatlanana kadar.
  • (bkz: ego)
    dünya'nın kendi kulu olduğunu ve sonsuza kadar bu şekilde devam edeceğini düşünen osmanlı devleti coğrafyi keşiflere ilgi ve ihtiyaç duymamıştır. zira batı'nın arayışında olduğu ticaret yıllarına hâli hazırda hâkimdir.

    bunun yanında denizcilikte yeterince iyi olmaması da diğer bir etkendir. keşifden ziyade fetih anlayışına sahip bir "kara" devletidir. ayrıca açık deniz yolculuklarında suyu dezenfekte etmek için kullanılan alkol haram olduğundan dolayı kullanılamamaktadır. daha sayılabilecek bir çok iç etken de vardır ama en amiyane tabiriyle sebepler bunlardır.
  • ben bunu osmanlı'nın tercihlerine bağlıyordum. sonra baktım ki kolonileşebilenler hep okyanusun doğu kıyısındakiler. biraz coğrafi gibi geldi.

    barbaros hayrettin yine de istemiştir amerikalara gitmeyi, gidip ispanyollardan yerlileri kurtarmayı özellikle. ama gücü yetmemiştir. bu amaçla daha güçlü bir donanma istediği için kanuni'ye gitmiş, ama kanuni "boşfer ya, bizim malımız bize yeter" demiştir.

    ayrıca "kara devleti" olmamızla falan da alakası yoktur. biraz tarihleri kontrol ederseniz, o sıralar donanmamızın da güçlü olduğunu, haliç tersanesinin efsaneliğini, hobi olarak haçlı donanması batırdığımızı ve hatta batılıları coğrafi keşiflere itenin o sırada akdeniz'e de hakim olmamız ve ne denizden ne karadan düzgün ticaret yapamamaları olduğunu idrak edebilirsiniz. bizimle anlaşan ve bu yüzden rahat ticaret yapabilen venedikliler de uğraşmaz mesela yeni kıtayla neyin.

    barbaros değil başka adam zamanında olsa garip çıkarımlarınıza hak vereceğim ama adam farklı beyler. hele abisi oruç reis yaşasa, kanuni'nin ne gerek var'ını da dinlemezdi, jack sparrow gibi çalardı iki okyanus aşırı gemi ingilizlerden, iki sene sonra 50 gemi olurdu binali'nin hikayesindeki gibi.

    edit: biraz daha detay veresim geldi. oruç'la hızır kardeşler aslında cezayir'i alırken de kimseye sormuyorlar, o sırada osmanlı'da taht kavgaları, karışıklıklar var, uzak durmayı tercih ediyorlar. tunus'tan biraz medet umuyorlar, ama oranın sultanı da kaypak geliyor, en sonunda özgürce barut alabilmek için kendi devletlerini kuruyorlar.
    ispanyol kralı 5. carlos ya da tarihi kitaplarından bildiğimiz adıyla şarlken (şair burada charles quint demeye çalıştı), bu ikilinin başarılarını yakından takip ediyor ve yılanın başını küçükken ezmek istiyor. bunlar gidip bir kaleyi alınca, türkler aldı diye falan değil, sultan ya da kral olmayan, alt seviye insanlar hadlerine olmayan bir şey başardı diye çok sinir oluyor. nitekim arapların o kısmına bunu, şu kısmına başka bir şeyi vaat ediyor ve politik oyunlarla, desteğiyle, biraz da oğlu gibi gördüğü askerlerini bırakıp kaçmayı kendine yakıştırmadı diye oruç reis öldürülüyor.

    oruç ölünce hızır reis yalnız kalıyor ve boşluğunu bir kaç başka reis ve osmanlı sarayı'nı (kanuni artık tek güç olmuş, stabil ortam) kanka edinerek dolduruyor. o noktadan sonra da fazla sarayın izni dışında iş yapmıyor. yavaş yavaş emekliliğe geçiyor. tabi preveze deniz savaşı vs bu dönemde. yani emekli dedim diye 35 yaşında artık gol atamayan futbolcu gibi davranmayın, kalbinizi kırarım.

    teknik yetersizlik diyene de aldanmayın, o koca gövdeli gemileri yapmak ya da çalmak, hatta daha mantıklı yoldan bakarsak çalıp çakmalamak çok da zor olmazdı, mühendislik kabiliyetlerinin dışında değildi. yalnızca o tip gemiler akdeniz için hantal kalıyor ve bizimkiler büyük gövdeliler yerine küçük kadırgalara sahip olmanın avantajını tekrar tekrar yaşıyorlar. hatta preveze'de bizimkilerin toplarının menzili tüm haçlı donanmasındakinden fazla, bizim donanma vuruyor gol oluyor, onlarınki "kaleye" yaklaşamıyor bile. akdeniz'de o sırada gerekli olana sahipler, okyanusa çıkmaya tam karar verseler de onun gereğini yapardılar. istanbul merkezdekilerin kızıldeniz hezimetini bilmiyorum ama hayrettin'in zaferlerinin sadece iman gücünden ibaret olmadığını ve teknolojiye ne denli önem verdiğini, oturup işin teknik kısmına ne kadar çalıştığını hatıratlarında okudum.

    neyse, "ispanyollar izin vermezdi" teoriniz de pek haksız sayılmaz, izin vermeyişleri tam olarak bu. çıkardığımız efsanevi kaptanlara dünya'yı dar ediyorlar. yine de o sırada ispanyollarla başa çıkabilen de bir tek benim favori paşam. adam fransa'ya yardım ediyor şarlken'e karşı, tey tey.

    ileriki yüzyıllarda zaten değil atlantik, akdeniz ve hatta karadeniz'de bile totomuzu toparlayamadığımız sürece giriyoruz.
  • portekiz'in coğrafi avantajına sahip olmaması. amerika kıtasından ta istanbul'a mal taşımak kârlı gelmemiş.
  • toprağı değil insanı sömürmeyi seçtiğindendir. arap kültüründe yeraltı/yerüstü kaynaklara, üretime, sanayiye değer verilmez. tek kaynak insandır ve vergilerle sömürülür. insanın olmadığı yere gitmeye gerek yoktur.

    edit: bu yüzden araplarda devlet erkanı; üretim, ticaret, turizm,tarım kapasitesini artırmak, yatırımı teşvik etmek yerine en az 3 çocuk ister. tek çocuk iflas, iki çocuk yerinde saymaktır. çünkü ilk 2 çocuk, gelecekte ölecek olan veya devlete maddi anlamda yararı kalmayan anne-babanın yerine vergi ödeyecek, yani amorti edecek, diğer 3. çocuk ise bakiyeyi artıya geçirecektir. çocukların geleceği, eğitimi, hangi sektörlerde kullanılacağı önemli değil doğması, büyümesi yeterlidir. en kötü ihtimal asker olarak kullanılır ve ölür.
  • osmanlı karadan sahra altına inememiş iken, okyanus aşırı sefer düzenlemesini nasıl bekliyorsunuz. kaldı ki bunun altyapısını kuracak kişileri ya sürgün etmiş yada idam etmiştir.