şükela:  tümü | bugün
  • bir luchino visconti filmi italyan yeni gercekciligi orneklerinden.
  • the postman always rings twice filminin orijinali olan, insanda bir makasla kirpip kisaltma istegi uyandiran, 1943 yapım, 140 dakkalık enteresan film. (gerci kendisi de orijinal senaryo degil, james m cain’in the postman always rings twice romanindan uyarlama)

    filmin baslamasinin uzerinden 10 dakika gecmeden issiz gucsuz ve parasiz kahramanimiz (ki kendisi karsi pencerede hafizasini kaybetmis numarasi yapan tonton dede rolundeki massimo girottiden baskasi degildir ve bu senelerde hakkaten de pek yakisiklidir) kucuk bi kasabaya varip, itici ve ileri derece sisman bir adamin kendinden epey genc ve kendisi icin fazla guzel karisiyla beraber islettikleri restorana gelir, bir bakisiyla hatunu kendine asik eder; uzerine de yedigi yemegin borcunu ufak tefek tamiratlar yaparak odemeyi teklif eder, restoranin sahibi bi yedek parca almak icin sehre iner inmez de karisiyla beraber yataga girer- zaten kadin da dunden razidir serseri, ustu basi yirtik ve ter icinde kaslı bir adamin kendini yataga atmasina. filme adini veren ve turk filmi vari olaylara sebep olacak ask ve obsesyon nicin bir bakisla, iki kelimeyle, 10 dakika icinde vucut buluveriyo da, sonra filmin geri kalani nicin ve nasil 130 dakika suruyo orasini anlayabilmis degilim.

    gelgelelim, filmin geri kalaninda da aski bulmanin ve korumanin yollari, ask icin sevdiginiz kadinin kocasini oldurmeyi goze alir misiniz, kaza susu verilecek ve kocanin olecegi araba kazasindan sapka elimizde, canta kolumuzunda altinda tin tin diye degil de, bikac yirtik, siyrik, dagilmis sac basla kurtulsak da polis o kadar da suphelenmese diye dusunur musunuz, iyilik yapan iyilik mi bulur, nevrotik bir hatun adami nasil delirtir gibi tuhaf durumlar irdeleniyo.

    ossesione italyan neorealist sinemanın oncusu sayılsa da, bu akımın diger ornekleriyle karsilastirilicak olursa fazla senaryosu fazla komplike, duygusallıgı fazla yapıs yapıs gelir bana. gercekcilikten cok kahpe kader demenin hafifce kor gozum parmagina bi yolu gibi gelir.

    has italyan neorealismin politik, suprizli ve acıklı bi ornegi icin (bkz: roma citta aperta)
    savas sonrası sosyo ekonomik durumu ve insan iliskilerini gunluk hayat icinde mukemmel bi sadelik ve can yakıcılık icinde gosteren bi ornegi icin (bkz: umberto d) (bkz: ladri di biciclette)
  • visconti, romanin haklarini satin almayi unuttugundan (oyle demis ama bana salliyor gibi geldi) yakin zamana dek abd'de dagitimi yapilamamis bir filmdir. vicsonti'de iskonta olmaz iskonto olur.
  • viscontinin tosca tecrubesini saymazsak ilk filmidir ve ayni zamanda italyan yeni gercekcilginin ilk filmi olarak kabul edilmese de ilk orneklerini tasir ve bir filmin cekildigi yillar ve kosullar icinde algilanmasi gerektigine dair cok guzel bir ornek teskil eder. filmde su anki sinema birikimi ile izlendigi zaman gulup gecilecek cok fazla olgu vardir; "bes dakikada asklarin baslamasi, colun ortasinda uyurken uyanip takip edildiklerini dusunmeleri vb". ama ilk tecrube icin yine de basarili bir filmdir ve kisilerin birbiri ile olan iliskileri kari koca, kadin sevgili acisindan incelendigi zaman daha da guzel cozumlenebilecek bir filmdir.
  • jean renoir’in yanındaki çalışmalarını saymazsak 1943 yapımı ossessione, visconti’nin ilk yönetmenlik deneyimidir. yayınlandığı dönem film, içeriğinden çok, sonuçları itibariyle önem kazanmıştır.

    detaylı bilgi için: cinerituel.com
  • 1943 yapımı visconti filmi. zaten katı, karanlık ve kirli bir tür olan film noir'in italyan yeni gerçekçiliği ile filme alınması fikri bile insanın tüylerini ürpertecek kadar çarpıcı. hollywood'un şık kıyafetler giyen zengin insanlar arasında geçen entrikalı öykülerinin italya'daki varoşlara taşınması filmin karanlık yanını bir hayli pekiştirirken alt tabakadan femme fatale'ler görmek ilginç bir deneyim kuşkusuz. üstelik luchino visconti'nin ossessione'de yalnızca eylemle değil eylemin ardındaki insan ruhuyla da haşır neşir olması filmin son derece başarılı bir klasik olmasında dikkate değer bir etmen.
  • luchino visconti’nin james m. cain’in the postman always rings twice adlı muhteşem kara romanından uyarladığı film.

    genç ve güzel giovanna bragana (clara calamai), âşığı gino costa’ya (massimo girotti) kocasından için, "hâlâ mutfakta çalışıyorsam, onun parasının faydası ne?" der. buradan hareketle, ruh hali itibariyle amerikan kara film geleneğine ve femme fatale arketipine uyan pastoral bir anlatıdır.
  • eski italyan sinemasını gerçekten sevmeme rağmen bu olmamış bir filmdir bana göre. herşeyin bir anda gelişmesi tuhaf kaçıyor. 1 saat evvel tanıdığı kadınla yatağa girmesinden tut, 2 dakika içinde ilan-ı aşk etmesine ve hayatlarını beraber geçireceklerine karar vermelerine, şişko adamın gino'ya başta hayvan gibi davranmasından sonra bir anda kanının kaynamasına kadar anlık gelişmeler çok sahte kaçıyor. kahramanımız trene biniyor ömrü sokaklarda geçen fazla parası olmayan bir adam zırva bir şekilde tanımadan etmeden bunun bilet parasını veriyor, yanına alıyor. kahramanımız sanki şişko amcayı öldürenlerden biri kendisi değilmiş, istedikleri bu değilmiş gibi kadına bir anda saçma sapan kezbanca atarlanmaya, duyar kasmaya başlıyor, triplere girip sigorta parasına abartı tepkiler göstermesi falan gerçekten salakça. genelev kadınıyla da bir anda enseye tokat göte parmak olup bir dakika içinde onunla da gelecek planları falan yapmaya başlıyor. polisten kaçarken o kadar uğraşıp damdan dama atlayıp polisin ve ahalinin göremeyeceği sokağın arka kapısından çıkıp mal gibi ana caddeye dönüp kendini gösterip gerisin geri tekrar arka sokağa kaçması çok komik. hayır 1940'larda insanlar bu kadar uzaylımıydı mıydı, yoksa böyle filmler çeken sinemacılarda mı bir şapşallık vardı diyeceğim, o da değil. o zamanlarda çevrilmiş ne zeka kokan manyak ötesi filmler var. misal 1-2 sene sonra çekilmiş double indemnity'i seyrettiğinde günümüzde bile hiç sırıtmayacak, her sahnesi zekice kurgulanmış bir film görüyorsun, bundaki gibi safi mallık değil.
    ayrıca, işletmenin içinde am biti gibi gezinen, her gizli konuşmanın içinde olan ne idiğü belirsiz ispiyoncu sarışın piç kimin nesi?
    bu arada kadın gerçekten çok seksi. filmi d&r'dan aldım ama altyazı falan evlere şenlik. fatih terim kadar falan italyanca biliyor herhalde çeviren. imlalar falan da rezalet.