şükela:  tümü | bugün
  • 13 ocak 2018 e-yds sınavında başıma gelmiş olaydır.
    herkes gibi vakti saati geldiğinde 5 tane güvenlik noktasından, yüz taramasından geçtikten sonra(sanki nükleer tesise giriyoruz) salonuma ve oradan sırama gittim. sistem gereği herkesin sınav olacağı bilgisayardaki giriş ekranında adı, soyadı ve fotoğrafı gösteriliyor. benimkinde ise başka bir kişinin adı, soyadı, fotoğrafı vardı. görevlilere söyledim, geldiler: ”alla alla bu neymiş yav öhöhö, neyse sizi yedek masaya alalım” dediler. yedek masaya geçtiğimde sınavın başlamasına bir saat vardı, sınav başlayıncaya kadar görevliler arasında sürekli: “şu numaralı masayı şu numaralı yedek masaya aktardık” lafları dönüyordu. aynı sorunu yaşayan başka insanlar da vardı. görevliler “şurayı şuraya aktardık” şeklindeki yazılı kağıtlarla yedek masalara aktarılan kişilerin mutat aralıklarla yanına geliyorlardı. sınavdan 20 dakika önce giriş yapabileceğimiz söylendi, vakti geldiğinde giriş yaptık.
    ve ekranda büyük gerçek: “hata oluştu”.
    görevlilere söyledim, teknik ekiplere söylendiğini kısa sürede halledileceğini söylediler. sınav başladı, 1 saat geçti durum hala aynı. sorunu yaşayanlar masalarında hata ekranıyla hasbihâlleşerek bekliyorlar.
    -bu kısım teknik bilgi içerir hâdiseye sonraki paragraftan devam ediliyor-
    masalarda sadece ekran ve fare var. sınav uygulaması tam ekran yapılmış ve fare ile de yapabilecekleriniz kısıtlanmış durumda. hata ekranıyla karşılaştığımda geliştirilen uygulamayı inceleme fırsatı buldum. google chrome üzerinde web uygulaması olarak geliştirilmiş ve hata ekranında tüm kısıtlar ortadan kalktığı için, sağ tuş “ınspect” aracıyla uygulama ve işletim sistemi her türlü manipülasyona açık hâle geliyor.
    -
    bekleyişten sonra kopya töhmetiyle meraklı bakışlar altında bizleri bir odaya götürdüler. göbekli bir amca geldi: “arkadaşlar çok çok çok özür dileriz. ösym tarihinde ilk defa böyle bir şey oluyor. kusura bakmayın. mağduriyetinizi en kısa sürede gidereceğiz. şimdi bu odayı kırmızı alan ilan ettik, her şey kameralarla izleniyor” dedi. kısa bir bekleyişten sonra göbekli şahsiyet tekrar geldi: ”şimdi merkezle konuştuk, sınav başladığında paket olarak sorular dağıtıldığı için hali hazırda pdf’i yok bize soruların pdf’ni hazırlayıp gönderecekler, çıktısını alıp sizi sınav yapacağız” dedi.
    tabi bu arada bu sınava ülkenin çok çeşitli yerlerinden insanlar zamanlarını, durumlarını ayarlayıp geldiler. böyle bir hâdisenin yaşanması herkesin düzenini altüst etti ve sinir krizi. hukuk müşaviri gelip bizlere süreç hakkında bilgi veriyor, durumu anlatıyor. güvenliğin ne derece yüksek tutulduğunu vurgulamak için doğu’da yapılan sınavların kamera kayıtları tek tek izleniyor diyor. ve yatıştırıcı olarak çaylar, ikramlar…
    önümüze iki seçenek konuldu. isteyen ya çıktılar hazır olduğunda bugün yazılı olarak sınava girsin ya da bir sonraki aya ücretin karşılanması kaydıyla tekrar sınava girsin.
    az daha üçüncü bir seçenek olarak tahtaya kaldırılıp sözlü yapmalarından korktuk.
    mağdurların sayısı adedince 2 seçenekli dilekçe hazırlanıp bizlere dağıtıldı.
    ösym gittikçe batırıyor…
    dilekçe 13 ocak 2012 tarihli.
    bu yanlış dediğimizde, göbekli kişi “allah kahretsin bunları” haykırışıyla kağıtları geri topladı. nihayetinde 13 ocak 2018 tarihli doğru dilekçeleri tercihimize göre doldurup verdik.
    pdf’in hazırlanıp çıktıların hazırlanması sırasında görevlilerin gelip gitmesi, yumaşak davranması, ikramlar falan vs. vip konuk gibiyiz.
    bir ara o göbekli insan geldi: “bizim en büyük eksiğimiz bu, türkiye’nin nitelikli adama ihtiyacı var. mühendislere 15 bin lira para veriyoruz, sonuç bu” dedi.
    --nitelikli adama ihtiyacınız varsa nitelikli adam seçersiniz--
    sonra şaka gibi e-sınav merkezinde yazılı sınava başladık. normalde su haricinde yenilmesi içilmesi yasak olan bir sınavda tabaklarda bisküvi ikramları, istemeden getirilen pet şişede sular.
    fotokopiciden ders notu çektirir gibi özensizce alınmış çıktılar, punto büyük.
    paragraf sorusunun birinde parçada altı çizili “supersition” kelimesine yüklenen anlam nedir diye bir soru vardı. bakıyorum bakıyorum altı çizili bir kelime yok. anlayacağınız kopyala-yapıştır yapaken kelimelerin altı çizililik, kalınlık, italiklik gibi özellikleri kimilerinde gitmiş durumda.
    nihayetinde sınav bitti.
    önümüzde bir tomar kağıt, görevliler geldi. hepsine adımızı soyadımızı yazıp imzaladık, görevliler de tek tek bütün kağıtlara gruplarına göre etiket yapıştırdılar. bunları yaparken o göbekli şahsiyet tekrar gelip: “biraz geriye çıkın da kamera ne yaptığızı görsün” dedi. görevli de “bak görüyorsun” ifadesiyle bir serzenişte bulundu.
    koskoca hangar gibi salonda biz varız ve görevliler var. akşamın bilmem kaçı; yine mağduriyetin giderilmesi, aman gürültü patırtı çıkmasın kaygısıyla herkesi gideceği yere arabayla bırakacağız dediler. bindiğimiz araçtaki kişi herhalde yetkili birisiydi, gittiğimiz yoldan daha fazla “özür dileriz, kusura bakmayın, sizler de anlayışla karşıladınız” laflarından yol yaptılar.
    ve bu garâbet bitmiş oldu.
    çelikten muhkem duvarlarla örülmüş bir kurumun içinin ne kadar da acemice düzenlendiğini, profesyonellikten uzak organize edildiğini gördüm.
    tüm bu yaşananlar esnasında tüm görevlilerin gözünde aman işimizi harfi harfine düzgün yapalım yoksa fetöden atılırız korkusu vardı.
    diğer bir husus ise soruların bu kadar kolayca alınabilmesiydi. elbetteki çok ağır güvenlik önlemlerinden geçilerek bu sorular alınmıştır ama sonuçta yarım saat içinde soruların pdf’i geldi. ilginç.
  • ösym tarihinde ilk kez derken? sanki kaç yıldır e-sınav yapıyolar ki anasını satiyim