şükela:  tümü | bugün
  • bir yeniyetme yanılgısı. zamanla düzelir.

    gelen bazı mesajlar üstüne edit: oğlum bu kadar mı çocuksunuz? burada alt tarafı edebiyat konuşalım diye kışkırtıcı bir başlık açmışım siz çocuk gibi özelden küfrediyorsunuz. edebiyatla ilgili bir mevzuda madem bu kadar hassasınız küfür etmeden fikrinizi, zikrinizi dile getiremiyor musunuz? sövmek yerine iki mantıklı argüman çakamıyor musunuz? sözlük açıldığı zaman daha doğmamış 60-70 entry'li veletler gelmişler bana küfrediyorlar. kendinize hiç mi saygınız yok? değersiz bir yığına dönüşeceksin diyen fen liseli çocuğu hiç mi örnek almıyorsunuz? biraz tartışmasını öğrenin. zaten ülkece en ufak bir şeyde kamplaşıyoruz, bari edebiyat söz konusu olduğunda adam gibi saygı çerçevesinde polemik yapmayı öğrenin en azından. sivri laflar söyleyebilirsiniz, ecnebilerin dediği gibi hard talkyapabilirsiniz ama bu çocuklaşmak neden? zaten boğazımıza kadar boka batmış durumdayız, bari bu konuda yapmayın. gelecek için endişe ediyorum sonra. cık cık cık...
  • bu zihniyeti anlayamıyorum maalesef. tamam, altında belli bir iyiniyet barındırıyor fakat unutmamak gerek ki cehenneme giden yol da iyiniyet taşlarıyla döşelidir. ne demek "insanlar okusun da..." okumak tek başına bir şey ifade ediyor olsaydı tabel okumak da gayet kafi gelirdi. "insanlar okusun da isterlerse harun yahya'nın evrim aldatmacası'nı okusunlar" veya "insanlar okusun da isterlerse ilaç prospektüsü okusunlar" denilebilir mi?
  • amk okusak suç okumasak suç sizin derdiniz ne lan?
    sen yaz da seni okuyalım hem para vermemiş oluruz, ama senin neyini okuyayım?
    zihniyetine sıçayım.
  • tüketimi basitleştirmek deneyimi anlamsız kılmaktır. ben demiyorum, walter benjamin diyor, ben de ona katılıyorum.
  • genelde edebiyatla alakası olmayıp, entel olmaya başladığını sanan, okuyorum ben havası verenlerin elinde ve çantasında taşıdıkları, fakir edebiyatından beslenenlerin başvurdukları yöntem.
    bu kişilerin genelde bildikleri şeyler: kahveli kitap fotosu, kürk mantolu madonna, oğuz atay (anladıklarını sanarlar), bir eseri mercek altına alırken içerik bakımından öteye gidememek, edebiyat sanatından/yönteminden/tekniğinden haberdar olmamak, edebiyat biliminden bîhaber olmak (şu an bunu okuyorsa edebiyatın bilimi mi varmış oha demesi muhtemel), frida kahlo, salvador dali ve daha niceleri...
  • cins okuyup kültürel iktidarı solcuların elinden aldığını zannetmek kadar büyük bir gevşeklik barındırmaz.

    beterin beteri var yani..
  • kaybetmenin, lümpenliğin, umutsuzluğun edebiyatı olmaz. kaybetmenin, lümpenliğin, umutsuzluğun edebiyat adına yeniden üretilmesi ise sayılan popüler dergilerin akılları çürütme misyonu. bu dergileri yapanlar yapmasın. edebiyatla haşır neşir olmak isteyenler de bu dergileri okumasın. edebiyat konusunda uzman olduğumu iddia etmiyorum ama en azından nasıl edebiyatçı olunmaz onu biliyorum.
  • bir özlü söz, kelam-ı kibarın söyleyeninin kim olduğunu sorup, cevap bulamayınca da sizi kültürsüzlükle yaftalayan insanlardan daha akıllı olan kişilerin yaptığı durumlardandır.
  • başlığın anlatım şekli agresif olsa da bu dergilerin içeriklerinin çok fazla boş argüman barındırdığı doğrudur. ot dergi konusunda biraz bilgim var; ilk çıktığı zamanlar biraz daha düzgün bir kadroya sahipti, zamanla kalitesi düştü-yazı ve yazar sayısı arttı. burcu bakdur denilen zat'ın kendini şair olarak tanıttığı bir dergiye evrilmesi ise şahsım adına en üzücü olan nokta oldu. daha düşük bütçeli, amatörlüğünü gizlemeyen, satış kanalı bulamayan dergiler bunlar yüzünden kendilerine yer edinemiyor. üzüldüğüm bir başka nokta da bu. üretmek, ürettiğini paylaşmak her insanın hakkı ama edebiyatçı, şair, filozof, sanatçı gibi sıfatları kendi kendine vermek, altyapısı boş içeriklerini parlatmak kimseye yakışmıyor.