şükela:  tümü | bugün
  • artist şairimiz cansever'den yine*

    otel oteli

    eskimiş, kırık dökük, yorgun
    bir otel bile değildim ki o günden bugüne
    ya çekip gitmişlerdi bir bir. ya da
    yaşayıp ölmüşlerdi otelleriyle.

    işıklarımı söndürdüm, sabah
    işte sabah, dedim, sesimi
    bir ay ışığı likörü gibi dilimde kaydırarak
    bir çakıl kaç yönü gösterirdi. kristal
    bir prizma kaç yönü
    tam o kadar penceremi boşluğa açtım
    uzunca bir koridoru hemen geçtim
    bahçeye çıktım. siz misiniz?
    - evet, ben begonyayım
    - ben de karanfil
    - fulyayım ben de
    - güneş gülüyüm
    - menekşe
    benimle gelin benimle

    çiçeklerimi vazolarıma yerleştirdim
    onları küçücük bir sonsuzluğa borçlandırarak
    yukarı çıktım
    her yanı gözden geçirdim bir bir
    aşağı indim
    büyük salonuma girdim –daha kimseler yoktu—
    bir sigara içtim, biraz oyalandım
    oyalandım da ne yaptım
    iri bir çin vazosunun yerini değiştirdim
    bir cam kaseye tırnağımla vurdum, çınlattım
    ve
    arka kapıdan dışarı çıktım
    tenis kortuma, yüzme havuzuma
    uzun uzun baktım
    ve dedim: sanki bir tanrı mevsimiydi, hiçbir zamandı
    ki her şey yepyeniydi, biraz şaşırdım.

    düşünülmemiş bir sessizlik içindeydi ortalık -çünkü
    düşünülmüş sessizlik yoktur -
    sırtımı bahçe duvarına dayadım
    sanki yazılmamış bir şiiri ilk kez okudum
    ben okur okumaz birden..

    ah, evet, birden
    sabahı seslendiriverdiler
    biçimleri her biçimde, renkleri her renkte
    yürüyüşleri iğde kokusu ritminde yavaş
    salonda, koridorlarda, pencerelerde
    bahçede, mermer masalarda, güneş şemsiyelerinin altında
    bir leke gibi büyüyüverdiler.
    güneş de biraz yükselmişti ki
    bir iki bulut geldi ve geçti
    çaylar, kahveler, meyva suları
    kahvaltı gürültüleri
    derken
    hoparlörde gizemli bir kadın sesi
    siz sayın yaşayanlar!
    hep birden: sizi dinliyoruz, sizi dinliyoruz!
    ne yazık ki sonu gelmedi
    sonu gelmedi ama
    bir gök papatyası bizi aldı ve
    topladı kanatlarının altına
    sonsuz bir çelenk gibi süsledi.