şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: seinfeld)
    (bkz: the trip)
    (bkz: part 1)
  • anneanne evindeki 30 kiloluk beton yorgan simülasyonu yaratma amacı güden eylem. asla orjinalinin yerini tutamaz.
  • otellere has bir güzellik.

    ah otel güzel şey yahu. hele o odada sevdiğiniz kadın varsa ve onunla sevişecekseniz.
  • müfettiş olarak çalıştığım yıllarda sürekli otellerde kaldığım için beni deli eden bir uygulamaydı. basit bir çözümü var. otelde housekeeping'den kim sorumluysa bu şekilde olmasını istemediğini söylüyorsunuz ve sorun çözülüyor. buna rağmen odaya giren görevliler unutursa yatağın üstüne bir not yazıp koymakta fayda var.
  • bana havasızlıktan boğulacakmışım hissi geliyor o yorgan öyle olunca. hani ayaklarım yerine kafam olsa o kadar daralırım. bi keresinde yine tekmeliyorum çıkmıyor bacağımı kaldırarak deniyorum bacağım titriyor ama yorgan çıkmıyor. ulan bi de deli gibi yorgunum. kalkıp sikecem ha diyerek son gücümle asıldım yine çıkmıyor. ben bi dellendim. yatağı kaldırdığım gibi camdan aşağı fırlattım. sonra resepsiyonu arayıp bana yorganı şiltenin altına sıkıştırılmamış bir yatak gönderin dedim ve sorun çözüldü.
  • ilk kez geçen yıllarda karşılaştığım ve çok kötü rezil olduğum durumdur.

    şöyle ki;

    hayatımda hiç otelde falan kalmadım. zira bizim sülale geniştir. memleketin her yerinde illa bir akraba ve ya akrabanın akrabası ve ya akrabanın akrabasının akrab... vardır. ama işte bir-iki yıl önce yolumuz düştü ecnebi bir memlekete gittik. bende ingilizce nanay! bir eziklik var üstümde. "hanzo" gibi hissediyorum kendimi.

    ne yapacağını bilemez halde otele geçtim, odaya girdim, 10 saattir uçaktayım uykusuzluktan gözlerim kapanıyor artık. yatağa sokuldum ve mücadele başladı. bir iki çektim olmadı. kıvrıliyim dedim "bana mısın" demiyor.
    "yorgan değil herhalde bu! yırtmayalım gevurun malını" deyip vazgeçtim. dolaplara baktım yok başka yorgan falan, incil buldum "töbe bismillah" dedim aldım en uzağa koydum. açtım klimayı sonuna kadar. yatağın üstünde süs için koydukları bir bez var(bizdeki dantelin dantelsizi), küçücük bir şey ama işte o boşluk hissi için aldım üsütüme yattım.

    sonradan "disturuplu ol" manasına geldiğini öğrendiğim "do not disturup" yazısını asmamışım kapıya. sabah bir uyandım arap bacı bir abla odada. kadının gözlerinde gördüm içten içe gülüyor. "hello" dedi ama o hellonun altında "kücccüükkk bey pek de ahmakmuışssunuz cjanım" yatıyor belli. "hello" dedim. abla çıktı üsütümü başımı giydim. yazıyı astım sonra bir daha gören olmadı ama yorgan işini bir-iki gece daha çözemedim.

    demem o ki cehalet kötü bi şey.
  • sık seyahat eden sürekli değişik otellerde kalan biri olarak insanı deli eden uygulamadır. çıkarmak istersiniz çarşaf ve alez ile beraber gelir, gece gece eziyet olur insana.
    sanırım uyku tulumuna girip kalıp gibi yatan insanlar için geliştirilmiş. yıllardır içimde kaldı başlığı görünce yazayım dedim. buradan otellere sesleniyorum kimse evinde şilteyi yatağın altına sıkı sıkıya sokarak taş gibi sıkıştırmıyor. değiştirin şu miktiğimin uygulamasını.
  • bunun yapılmasının sebebi otellerde lastikli çarşaf yerine düz çarşaf kullanılmasıdır. her müşteriden sonra çıkarıp yıkanması daha kolay olduğu ve daha derli toplu görünüp daha az kırıştığı için bu tercih yapılıyor.

    tabii düz çarşafın yatağın altından kayıp çıkıvermemesi için yorganı da altına sokuveriyorlar. bize de yatağın içinde yorganı tekmeleyip durmak kalıyor.