şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: durak) kesmez ise (bkz: son durak)
  • belediye ve halk otobüslerinin girmeye zahmet etmeden bulundukları şeritten yolcu aldıkları, çift sıra halinde durup trafiği felç ettikleri, pattadanak burunlarını sağa çıkarıp soldan gelen arabaların sürücülerini tehlikeye attıkları noktalar.
  • bu sabah teorize ettigim bir yakla$im :

    durakta bekleyen ve bekledigi otobuse ilk binen olma olasiligini yukseltmek isteyen bir ki$i -durakta bekleyen insanlarin normal dagildigi* ve ve ayni otobuse binecek ki$ilerin de butun durak dagilimina gore varyansinin ufak oldugu varsayimi ile-

    i. durağan kütle merkezi modeli [otobuslerin arka arkaya siralandigi bir durak modelinde (örn. findikzade)]
    durakta yolcu almakta olan en son otobusun on kapisindan durak tabanina indirilen dikmeye normal dagilimin kutle merkezine nisbetle, otobus kuyrugu vektorunun ba$langici yonunde olmak uzere daha yakin olmak

    ii. kaotik kütle merkezi modeli [otobuslerin rastgele acilan bo$ yerleri doldurdugu bir durak modelinde (örn. cevizlibag e5)]
    durakta herhangi bir otobusun yana$abilecegi bo$luklarin kutle merkezleriyle dagilimin kutle merkezinin ko$elerinin olu$turdugu hayali cokgen
    a) icbukey ise, olu$an hayali cokgenin kutle merkezine dagilimin kutle merkezinden daha yakin olmak
    b) di$bukey ise, di$bukeyligi olu$turan ko$eleri ihmal ederek yeni olu$an hayali cokgen icin a $ikkindaki kurali uygulamak

    zorundadir.

    6degreesunder (mcgraw-hill 2005)
  • 3 metrekarelik morph noktaları.

    daha fazla büyük şehirlerde rastlanan bişey vardır ya hani. insanlar karşısındakini rakip, hatta daha da abartıp düşman görürler. tanımadığı herkes düşmanıdır kişinin. evden çıkarken savaşa gidiyomuş gibi hisseder, kafasında bi savaş taktiği belirleyerek çıkar ve bir sürü insanla mücadele edip, diğerlerinin* kafalarına basa basa eve geldiğinde, sanki savaşı kazanmış bir savaşçının ruh hali görülür kısa bi süre. doğma-büyüme sincity'lidir çoğu. kazasız belasız eve varma telaşındadır.

    duraklarda normalden fazla bi umursamazlık var insanlarda. herkes birbirinden nefret ediyomuş gibi bakıyor, süzüyor, tartıyor. karşısındakinin tüm özelliklerini kıyaslıyor. gözgöze gelenler hemen başka yerlere odaklanıyor filan. maksat karşı taraf havaya girmesin. "sakın düşünme ki ben sana bakıyorum. arkandaki bişeye gözüm takıldı ondan o tarafa baktım, hem kimsin ki sana baktığımı düşünüyon besleme. hahayt" tınısı var sonraki bakışlarda.

    durak, samimiyetten en uzak yerdir bana kalırsa. tamam kabul ediyorum, bazıları başka yerde nasılsa duraklarda da öyledir. ama kim ne derse desin büyük çoğunluk evrim geçiriyo 3 metrekare yerde.

    tek bekleyenleri geçtik, bi de daha zararlıları var; 2-3 arkadaş bekleyenler. tenzih edilecekler vardır tabi, benim arkalarından konuşacaklarım edilmeyenler. bi kere yüksek sesle konuşur, gülerler. öyle eğlenceli bulurlar ki kendilerini, inanamazsın. 2 günde bir zikredilen cümle de şudur; "abi birgün kameraya alalım şu geyikleri ya! samimi söylüyorum başkalarına izletsek ölürler gülmekten.." çevreyi izlerler, başkaları dinliyor mu gülüyor mu diye. hele birini azcık dikkatini bunlara vermiş yakalasınlar, daha da arttırırlar dozu.

    bi de filmlerdeki, romanlardaki aşkı arayanların mekanıdır. tanınmayan yüzlere bakarken herkes bi kere düşünmüştür böyle aşık olmayı, olunmayı. en doğal halimle çıksam karşısına, o da sıcak bi gülümsemeyle içimi ısıtsa, bıraksak durakta beklemeyi, sorsam "bi tantuni yer misiniz benlen"...o da dese, "kokoreç olsa; arkasından da pes atarız, oldu mu? bu arada ne varsa açık ayranda var.." ama hep hayallerde kalır bu senaryolar bu 3 metrekarelik yerde.
  • tekrar asla aynı hissi bulamayacağım,yakalayamayacağım bir sarılışa,o bitmesin istenen zaman dilimine fon olmuş yerdir.
  • kimi zamanda abuk sabuk olayların yaşandığı yerdir .

    misal; siz durakta sakin sakin otobüs beklerken delinin biri önce size hakaretler saydırarak gelir ardından size simit, elma ve portakal ikram etmeye kalkar , şanslıysanız hemen bir otobüs gelir ve atlar kaçarsınız zira ikramlarını yemek zorunda kalanları da gördük.
  • önceleri çok derme çatma, cok bakımsız ve sembolik olarak mevcutken, şimdi gelişen reklam pastası ve yöntemleri sayesinde gayet bakımlı ve cazibe merkezi haline gelmiş mekanlar. önceleri üstü kapalı olması büyük bi ayrıcalıkken şimdi oturaklısından ışıklısına çeşit çeşit duraklarımız var. hem de en ücra semtlerde bile.

    önce kırılıp döküldüğünde fırtına son parçasını da savurana kadar ellenmezken, şimdi camı kırıldığında ya da başka bi hasara uğradığında reklam ajansı tarafından gecesinde değişen, yenilenen sığınak
  • evde yalnız kalmaktan bunaldıysanız,
    dışarda yalnız olmaktan tedirginseniz,
    bi parkta bi bankta veya bi kafede kahve içerek yalnız başınıza kalamıyorsanız, rahatsız oluyorsanız
    o zaman otobus duragında oturabilirsiniz yanlız başınıza

    çünkü otobus duragında beklemek, o işi yanlız yaptıgınız için size rahatsızlık vermez..
    çünkü otobus duragında otobus yalnız da beklenebilir
    hatta en doğalı budur
    hem dışarda hem yalnız hem de kendinizi normal hissetmek için kullanilabilir otobus duragı
    ne kadar süre oturursanız oturun sorun olmaz ne de olsa "beklediginiz otobus" bir türlü gelmedigi için ordasınızdır bunca zaman
    bir de yaşlı teyzeler amcalar olur birbirleriyle konuşurlar sizinle konuşurlar, birbirleriyle size konuşurlar.. onlara konsantre olursunuz biraz rahatlarsınız
    otobus duragı terapi gibi olabilir bazen
  • çok sayıda platonik aşkın, kısa sürede başladığı ve bittiği mekan.