şükela:  tümü | bugün
  • hadi simdi sorarim size, hanginiz bu hüznü yasamadiniz?

    otobuste bir kac bos yer vardir, yaniniza biri gelip oturmustur. fakat bir sure sonra gozu baska koltuga kayar, kalkar gider oraya oturur. iciniz o anda ciz eder, "neden ama neden?" seklinde bir anlik dusunursunuz. hatta soyle caktirmadan -arkada baska bir seye bakiyormuscasina- bakarsiniz kalkip giden kisiye ve onun gozlerindeki "aslinda sorun sen degilsin bebegim inan, burasi daha rahat, senin yanini daha fazla hakedecek biri de cikacaktir karsina bir gun" diyen ifadeyi gorursunuz, kabullenirsiniz bu klise iliski cumlesini.. ne de olsa hayatinizda daha once de duymussunuzdur bu lafi, tebessum eder donersiniz tekrar. ama icinizi bir huzun kaplar, hele ki bir baska kisi de yaniniza oturmayip pas gecmisse, bazi seyleri kendinizde aramaya baslarsiniz. hayatinizi sorgularsiniz, neden ben iliskilerde yapamiyorum dersiniz. yan tarafta sizle birlikte isiklarda durmus diger otobusteki birbirini tanimayan ama o yolculuk icin bile olsa sinerji yaratmis ciftleri gorursunuz. gozunuzden bir yas suzulur ve belli belirsiz bir laf dokulur agzinizdan;

    -bir daha kahvaltida pastirma yersem iki olsun!
  • yaninizda oturan kironun kalkip hemen sonra cillop bir kizin yaniniza oturmasiyla yuzunuzu guldurur. artik gelsin bacak/kol temasi gelsin fantaziler ohh.
  • insanda muthis bir gerilim yaratir, tum otobusun isi gucu birakip sizin hakkinizda enterasan dusuncelere gark oldugu hissi uyandirir.

    hatta bu duruma halk arasinda otobus baskisi denir ki bu mahalle baskisinin otobuste olanidir.
  • sehirlerarasi otobuste, gittigi yerin yani bossa dert etmeyin. degilse, cuvaldiz gotunuze girsin hemen.
  • tek binişte 3 kere gerçekleşmişse gerçekten çok fena moral bozar bu. insan kendi kendine sorular sorar, camın yansımasından kendisine bakmaya başlar acaba bişey mi var lan görünüşümde diye. ayrıca o andan itibaren herkes size bakıyormuş gibi bir his oluşur. bu bakışlar beğeni dolu bakışlar olcak değil elbette. ezilirsiniz, büzülürsünüz o içinden "cık cık cık" yapıyomuş gibi duran bakışları gördükçe, stresten tüy dökmeye bile başlıyabilirsiniz oracıkta o derece. gerçekten acı veren, insanın kendine olan güvenini balon gibi "tısssss" şeklinde söndüren, kötü bir olaydır.
  • bunun bir diğer versiyonu da otobüsteki tüm ikili koltukların dolu olup bir tek sizin yanınızın boş kalmasıdır. hele yeni binenler de oturmayıp ayakta duruyorlarsa, nooluyoruz lan diye düşünmek işten bile değildir. neyse ki sonunda eli kolu paket dolu bir teyzemiz yanınıza oturur da bu gereksiz düşünceden sıyrılırsınız.
  • yanımda oturandan hiç hoşlanmadıysam çok sevindiğim durumdur. şimdi kim oturacak acaba gerginliğini yaşamamak adına yanım boşalır boşalmaz bilumum çanta, şapka, bere vb. fazlalıkları boşalan koltuğa koyar, yan koltuğu otobüste en son tercih edilecek yer konumuna ayarlarım. zaman zaman yer değiştiren öteki de olduğumdan alınmam gücenmem. belki cam kenarı seviyodur, belki o koltuğa güneş vurmuyodur, belki kapıdan soğuk gelmiyodur. dert etmemek gerekir.
  • bacak sürtmek suretiyle taciz ettiğinize, yandan yandan kesik attığınıza, gazetesini eşşekler gibi okuduğunuza veya bir aydır banyo yapmadığınıza alamettir. geçilen koltuk, yanınızdakinden daha konforlu ve tercih edilesi bir koltuksa genelde rahatsız olunmaz ancak aksi durumda, "bu şimdi niye kalktı ki burdan" diye insanın çini yiyip bitirir. daha da kötüsü diğer insanların şüpheyle bakan gözlerinden gözlerinizi kaçırmaya çalışırsınız. ayakta duran ve aç kurt gibi koltuk gözleyenler bile yanınıza oturmakta tereddüt eder. hele ki yanınızdan kalkıp giden bir bayansa ve de güzel birşeyse en az beş kişi mutlaka sapık olduğunuzu düşünecektir. durduk yere adamın a.k bir harekettir. hemen uyku moduna geçilerek umursamaz havasına girilmelidir.
  • koltuğun boşalan kısmına yayılma arzusu yaratan rencide olunmaması ve keyfine varılması gereken eylem.
  • kişisel olarak algılanmaması gereken eylem. sebebi otobüsün daracık koltuklarında bacakları uyuşmuş uzun boylu kişinin önü boş olan koltuklardan birine oturmak istemesi olabilir.