şükela:  tümü | bugün
  • bilissel terapinin merkezinde yatar. durumlar karsisinda otomatik dusunceler olusur, ancak bunlarin cogunlukla farkinda olunmaz. bilissel terapi, otomatik dusuncelere dair farkindaligin artirilmasini ve bunlarin test edilmesini esas alir. bu yolla, varsayimlara,kurallara ve temel inanclara da ulasilmasi ve bunlarin fonksiyonel olmayanlarinin degistirilmesi hedeflenir.

    temel soru "aklimdan ne geciyor?"dur.

    ornegin, yolda bir arkadasinizi goruyorsunuz, yaninizdan gecip gidiyor. tam o anda aklinizdan ne geciyor?

    - beni gormedi.
    - beni gormezden geldi.

    duygunuz ve tepkiniz otomatik dusuncenize gore ortaya cikacaktir. bir durumda tek bir otomatik dusunce de olmayabilir. bunlara duygular da eslik eder ve surec icinde otomatik dusuncelere ek olarak o anda hissedilen duygu da belirlenerek bunlarin gerceklikleri test edilir, zira bir duygu ya da dusunceyi ortaya cikaran asla bir durum degil, bu duruma dair kisinin algisidir.

    super olaydir; ustunde calisip, fark ettikce kendini hayatina ve beynine sonunda tam olarak hakim olmus gibi hissetmek mumkundur.
  • hayatımızı mahvetmekten başka bir boka yaramayan düşüncelerdir.

    bilişsel terapide bu düşüncelere pozitif alternatifler üretilip switch edilmesi önerilir.

    bir süre sonra negatif otomatik düşünceler geldiği zaman bunu otomatik olarak pozitifleriyle yer değiştirirsiniz.

    evet...

    örnek tablo:

    nerede / ne oldu / o an yapıyordunuz / ne düşündünüz (otomatik düşünce) duygun ne oldu : kızgın,üzgün,öfkeli,çaresiz vb. ve % kaç / alternatif olarak ne düşünebilirsiniz / alternatif düşünceyle duygun ne oldu ve % kaç / bu durum seni %.. kaç ikna etti

    mutfaktayım / annem geldi / bulaşık yıkıyorum / kesin laf sokacak / çaresizlik-öfke /%70 / bardak almaya gelmiş
  • -(otomatik düşünce) yanımdan geçti selam vermedi. kesin uyuz oluyo bana
    -(yerine konulacak pozitif düşünceler) görmemiştir. kafası doludur. işi vardır, bir yere yetişiyordur. bana ne amk.
  • belirli bir olguya karşın insanoğlunun geçmişteki tecrübeleri ve eğilimleri ışığında geliştirdiği, önyargıları yaratan düşünce. kişiden kişye değişmekte fakat izlenen yol aynı olmaktadır. bir nevi bilinçaltında oluştuğundan farkedilemeyebilir; oldukça tehlikelidir.
  • 3 tipi vardır. tip 1 en sık olup aleyhte kanıtlar daha sik olmasına rağmen kişinin inandığı şeylerdir ornegin bir dersten kalınca tum derslerden kalacağım demek ya da beni bir saattir aramiyorsa hiç onemsemiyor demek
  • insanın somatik reaksiyonlarını, davranışlarını ve duygularını etkileyen, aynı zamanda bunlardan etkilenen düşünce türü.

    bilişsel formülasyona göre, otomatik düşünce sistemi yukarıda saymış olduğum birbirini etkileyen dört değişkene sahiptir. yaşadığımız olaylar, düşünmemize sebebiyet vererek duygularımızı ve davranışlarımızı etkiler. bu etkinin sürekliliği ve kendini muhafaza etmesi sonucunda düşüncelerimiz otomatize olarak beynimize kazılır. bir günlük moral bozukluğu bile insan beyninde negatif otomatik düşünce oluşturabilir ve hatta uzun soluklu depresyona sürükleyebilir. depresyondan çıkmanın bu konudaki yolu ise, pozitif düşünceler ile davranışlarınızı ve duygularınızı manipüle etmeye çalışarak depresyonda kalmanıza sebebiyet veren otomatik düşünceyi değiştirmenizdir.
  • hep otomatik düşüncelerden bahsedilmiş ama bir kaç basamak daha ilerleyip ana konu olan otomatik düşüncelerdeki düşünce işleme hatalarından bahsedeyim. bu hataları farkedip, bulup en sık olarak da kanıt arama tekniği ile değiştirmeye çalışırsanız o zaman düzelme ile ilgili bir adım atmış olacaksınız. önce tanım, sonra düşünce işleme hataları. gene uzun alıntıladım ama okumanızı öneririm.

    zihnimiz düşünme işlevini yerine getirirken çeşitli yöntemler kullanır. bu
    yöntemler uygun yerde ve zamanda bizim çevreye uyum yapmamızı ve uygun
    davranmamızı sağlarken bazen de duruma uygun olmayabilirler. özellikle duygusal
    yönden sıkıntı yaşadığımız durumlarda zihinsel işleyişimizde aşırılıklar görülür ve
    duruma uygun olmayan çıkarımlarda bulunma olasılığımız artar. böyle durumlarda
    zihnimizin kullandığı bu yöntemler veya değerlendirme biçimleri bize yardımcı
    olmamaktadır. otomatik düşünce dediğimiz sorun yaşadığımız anda zihnimizden
    geçen şeyler de bu tür duruma uygun olmayan düşünce işleyişinin bir ürünüdür.
    olumsuz ve sorun yaratan düşünce işleme biçimlerine, bunların temel özelliklerine
    göre adlar verilmiştir.
    düşünce işleyişinde hem normalde hem de sıkıntılı durumlarda görülebilen
    temel düşünce işleme biçimlerinin adları ve özellikleri aşağıda tanımlanmış ve
    örneklenmiştir. sıkıntı yaşadığınız anda aklınızdan geçen düşünceler veya kendi
    kendinize söylediğiniz şeylerin bu düşünce özelliklerinden hangisi veya hangilerinin
    ürünü olabileceği açısından inceleyin. bir düşüncenin birden fazla düşünce işleme özelliği gösterebileceğini unutmayın.

    1) keyfi çıkarsama: kişinin yaşantılarından o sonucu destekleyen herhangi bir kanıt
    olmaksızın ya da aksine kanıt olmasına karşın tam ilgisiz veya tam tersi bir sonuç
    çıkarması. argoda “kel alaka” denilen şey. örneğin arkadaşımızın olumlu ve
    destekleyici sözlerini ilgi yerine acıma belirtisi olarak görme (”bana acıdığı için
    ilgileniyor”; “benimle ilgilendiğinden değil, işi olduğu için konuşuyor"), ya da ciddiye
    alınmadığı şeklinde (“beni adam yerine koymadı”) yorumlama.
    2) seçici soyutlama (zihinsel filtreleme): belli bir ortamın ya da bağlamın genelini
    yok farz ederek seçtiği bir detayı öne çıkartıp durumun daha belirgin yönlerini göz ardı
    etmek ve bütün olayı bu ayrıntıyla tanımlamak. örneğin yaptığı bir konuşma bir çok
    kişi tarafından beğenilen kişinin konuşmayı dinleyen ancak eleştiren bir arkadaşını
    sürekli düşünerek kendisini kötü hissetmesi. yeni tuttuğumuz ve beğendiğimiz evde
    musluklardan birisinin arıza yapması üzerine evi tutmakla hata yaptığımız sonucuna
    vararak sürekli bu aksaklığı düşünmek.
    3) hep ya da hiç biçiminde düşünme (siyah beyaz veya ikili düşünme): her türlü
    deneyim ve yaşantının iki aşırı uçtan birisi gibi değerlendirilmesi söz konusudur. bir
    şey ya tam olmuştur ya da yoktur; bu iki uç arasında yer alan noktalar görülmez.
    yaptığı işte ufak bir hatası olan birinin “eğer mükemmel değilsem başarısızım”,
    ilişkileri oldukça iyi olan bir arkadaşının işleri geciktiriyorsun demesi üzerine “beni
    eleştiriyorsa sevmiyor demektir” diye düşünmek.
    4) geleceği okuma (kehanetçilik): gelecekte olacak olayları öngörme. bununla
    çok benzer olan bir diğer düşünce özelliği felaketleştirmedir. felaketleştirme
    olması muhtemel diğer sonuçları hesaba katmaksızın geleceği hep olumsuz olarak
    öngörmedir. okuduğu bir konuyu anlayamayan bir kişinin “bunu asla
    öğrenemeyeceğim” diye düşünmesi”. kendini kötü hisseden birinin "çok kötüyüm. hiç
    düzelmeyeceğim", üzerine aldığı bir işi bitiremeyen birinin "işi yetiştiremedim, beni
    kovacak"; konuşurken zaman zaman heyecanlanan birinin “heyecandan tek bir kelime
    bile edemeyeceğim” diye düşünmesi bu düşünce özelliğine örnektir.
    5) duygusal çıkarsama: tersine kanıtlar olmasına rağmen bunları yok sayarak ya
    da ihmal ederek sadece öyle hissedildiği için (aslında inanıldığı için) bir şeyin doğru
    olduğuna inanma. "yaptığım şeyler var ama öyle hissediyorum ki ben başarısız
    biriyim"
    6) etiketleme: kişinin kendisine veya diğerlerine genel etiketler yapıştırması: hata
    yapan birinin "ben aptalım"; sınavda kötü not alan birinin kendisini “başarısız” diye
    nitelemesi, kendisinin bir davranışlını eleştiren bir arkadaşı için “o nankör biri” diye
    düşünmek.
    7) küçümseme veya büyütme: bir şeyi olduğundan çok büyük veya çok küçük
    görme. bu düşünce hatasında kişi yaptığı işleri küçümser ve değersizleştirirken,
    hatalarını veya hatalı olarak değerlendirdiği davranışlarını abartır. “bu yazılıdan 70
    aldım, çok kötü bir not (büyütme)”, “70’i herkes alabilir, bu bir başarı değil” “ okulu
    bitirdim ama sadece şans eseri.” (küçümseme).
    8) zihin okuma: diğer kişinin düşüncelerini okuduğumuza inanma.”gelmediğine
    göre beni beğenmedi”, “aramadı beni çünkü benim önemli olmadığımı düşünüyor”,
    “beni enayi sanıyor” vb.
    9) aşırı genelleme: kişinin bir veya birkaç olaya bağlı olarak tüm durumları
    kapsayan sonuçlar çıkarması. örneğin arkadaşından ayrılan birisinin "benimle hiç
    kimse ilgilenmeyecek ve sevmeyecek" sonucuna varması; seni bu konuda haksız
    buluyorum denilen kişinin “kimse beni desteklemiyor” diye düşünmesi.
    10) kişiselleştirme: her şeyi kendimizle ilgili görmek. kişinin kendisiyle ilgili olmayan
    veya çok az ilgili olan bir olayı kendisiyle bağlantılı görmesi. çocuğu kötü not alan bir
    annenin “ben kötü anneyim, onun için bu oldu” sonucuna ulaşması, toplantıya birisi
    gelmediğinde “ben varım diye gelmedi” diye düşünmek.
    11) meli-malı ifadeleri: kişinin kendisinin veya diğerlerinin nasıl davranması
    gerektiği konusunda sabit fikirleri olması ve bunların gerçekleşmemesi halinde olacak
    kötü sonuçları abartması.”hiç hata yapmamalıyım”, “verdiği sözü tutmalıydı”.
    12) ya olursa: sürekli kişinin kendisine ya olursa sorusunu sorması ve verdiği
    cevaplarla tatmin olmaması “ya sınavda kalırsam”, “ya araba kaza yaparsa”, “ya ilaç yan etki yaparsa" vb

    kaynak: tabi ki hakan türkçapar
    (bkz: bilişsel davranışçı terapi)
  • psikolojiden bağımsız olarak bir diğer anlamı, kişinin düşünme kabiliyetini bir başkasının gerçekleştirmesi, düşünme yetisini bir başkasına devretmesi ve böylece düşünme eyleminin kendiliğinden "esas" ve [öteki] şahıstan doğmasıdır.
    otomatik düşünce, kişinin geçmişten gelen ön yargıları veya kirli belleği değildir. siyasi bir lideri gördüğümüzde aklımıza gelen ilk düşünceler otomatik düşünceler değildir, bu, olsa olsa kişinin yapılandırılmış düşünceleridir. yani, birini gördüğümüzde ona dair aklımıza gelen ilk fikirler tarafımızca veya başka faktörlerce oluşturduğumuz düşüncelerdir.
    otomatik düşünce ise, bir kişiye veya olaya karşı hissettiğimiz başkalarının düşünceleridir. otomatik düşünceyi oluşturan öteki saiklerdir ve bu saikler doğrudan baskıcıdır ve bir dayatmanın sonucudur. örneğin, barış akademisyenlerinin bildirisine ve anayasa mahkemesinin barış akademisyenleri hakkında hak ihlali kararına karşı olarak yakın zamanda -kendisine akademisyen diyen- 1071 kişinin bir bildiri imzalaması otomatik düşünceyi çağrıştırır. hakikatte attıkları imza vurgulanan düşünceyi savunduklarını gösterir; oysa bu ufak imza yalnızca küçük bir işarettir. düşünce en "baştan" belirlenmiş ve 1071 bireye dağıtılmıştır ve bu 1071 kişi de otomatikleşecek bu düşüncenin altına yalnızca küçük bir işaret bırakabilmiştir. işte otomatik düşünce diyebileceğimiz bu yöntem, isteyerek veya istemeyerek zorba bireyler üretir. zorba bireylerin yaptığı şey, ötekinin düşüncelerini holiganvarî bir biçimde kendine mal etmektir. bu mal ediş ne kadar kuvvetli olursa otomatik düşünce toplumda o denli bir yayılım gösterir ve bu da özgürlüğün önünü keser..
  • daha çok kişilerin beyninden atamadığı olumsuz düşüncelerdir. bunlara özellikle de değeriz olduğuna, dünyada hiç bir işe yaramadığına dair inançlar örnek verilebilir. akıllarında sadece bu düşünceler vardır ve tekrarlayıp dururlar. bu düşünceler insanın hayatına egemen olabilmekte ve kişiyi işlevsiz kılan bazı psikiyatrik hastalıkların belirtisi olabilmektedir.
  • düşünce dediğimiz şeyin halihazırda otomatik işleyen bir yapıya sahip olduğu göz önüne alındığında psikolojik deli gibi bir şey oluyor bu..