şükela:  tümü | bugün
  • şimdi modelini söylemeyeceğim bir arabanın dörtlü flaşör düğmesini yerinden çıkarıp ters taktığınız zaman tüm gösterge ışıkları yanar ve ardından araba vurdurularak çalışmaya hazır hale getirilirdi. direksiyon kilidi ise basit ince bir tel ile etkisiz hale getirilip, istenilen yere götürülür ve nakil işlemi gerçekleştirilmiş olurdu. yıl 1990'lar..

    şimdilerde ise kontak anahtarları çipli, immobilizer, parmak izi okuyucuları, alarm vesaire bir dünya güvenlik önemli de beraberinde geliyor fakat bunlar yeterli mi? siz gece uyurken bir noktada yeterli olabilir fakat hırsızlar maalesef uyumuyor ve her ne olursa olsun onlar da bu teknolojiye ayak uydurabilecek kadar akıllılar. hatta çoğumuzdan daha fazla..

    şimdi bu entryde gelin sizlere bu işler nasıl yürüyor biraz anlatayım. elbette eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmeyeceğiz fakat biz masum kullanıcılar tarafından da birtakım kör noktaların açığa çıkmasında fayda var diye düşünüyorum. "tamam bu entryi'yi okudum ve artık arabam çalınmaz" diye bir hedefimiz yok, fakat alacağımız önlemler caydırıcı olabilir.

    baştan şunu söylemek istiyorum; hırsızlar arabaları öyle kafasında siyah çorap, eldiven gibi donanımlar ile alıp götürmüyor, yanına kurtarıcı ile yaklaşıp yerinden kaldırıp götürüyorlar. izleyin. öyle arabanın içerisine binip filmlerde olduğu gibi kablolar ile uğraşıp çalıştırma olayı yok artık. bizler de ertesi gün arabam çekildi mi, polis nereye götürdü falan diye araştırırken arabanız maalesef yüzlerce parçaya ayrılıp, yine farklı yüzlerce arabaya can olup bu dünyadan göçüp gidiyor. gördüğünüz gibi hırsızlar sizin arabanızı alıp kullanmak için değil, parçalarını söküp satmak için çalıyor. bu konuda yapabileceğiniz bir şey var mı? pek yok. çok çok sıkıntılı bir yerde yaşıyor iseniz, aracın gizli bir yerine takip cihazı taktırıp cep telefonunuzdan metre metre nerede olduğunu bulabilirsiniz. bu sistemler konusunda yetkili olan firmalardan biri şu link. ayrıca arabanızı başkası kullanırken de, nerelere gitmiş ve ne yapmış öğrenebilirsiniz.

    gelelim ikinci olaya. eskiden teyp çalınırdı hatırlıyor musunuz? şimdi o iş tarihe karıştı. hem sabit müzik sistemlerinin sökülüp alınmasının hem de araç içerisine girmenin zor olması, bu hırsızlık çeşidi yerini farklı parçalara bıraktı. siz gece uyurken otomobilinizin lastikleri, motor altından sökülüp alınabilen birtakım parçalar, katalizör, hatta farlar, silecekler ve anten gibi dış donanımlar da çalınabilir. haber değeri taşımadığı ve kimsenin pek uğraşmayıp yaptırıp geçtiği için genelde duyulmaz fakat böyle bir durum bir hayli fazla. bir marş motorunun yerinden sökülmesi işi bilen için üç dakika, yenisi beş bin liraya kadar gidebiliyor.

    üçüncü hırsızlık olayımız ise genelde siz arabanın içerisindeyken gerçekleşir. bankadan ya da atm'den para çektiğinizi takip eden hırsızlar, siz arabaya bindiğiniz an diğer taraftan kapıyı açıp çantanızı alıp kaçabilir. hatta profesyonel olanları ve daha önceden sizi takip edenleri arabanıza zarar verip sizi araçtan bir şekilde indirebilir. örneğin trafik lambasında beklerken hafifçe gelip arkadan size çarpabilir. inip ne olduğunu öğrenmek istediğinizde arabanıza başkası binip götürebilir ya da çantanızı çalabilir. bunu önlemek için arabanızdan her indiğinizde motoru stop edip, camlar açık ise kapatıp, kapıları da kilitleyip arabayı terk etmelisiniz. trafikte seyir halinde iken çantanızı koltuk üzerine değil, paspas üzerine koymayı, kapıları kilitli tutmayı ve camları da tam olarak açmamaya dikkat etmelisiniz.

    her ne olursa olsun arabayı park edip giderken araç içerisinde hırsızların dikkatini çekecek bir eşya bırakmamaya özen gösterin. örneğin satsanız beş kuruş etmeyecek bir telefon yüzünden kapınız zorlanabilir, cam kırılabilir. bir dünya masraf açarsınız başınıza. en çok karşılaşılan diğer bir hırsızlık yöntemi ise akaryakıt istasyonlarında siz ödeme yaparken gerçekleşiyor. bu tür yerlerde ödeme yapmaya giderken kapıları kilitleyip anahtarı yanınıza alın.
  • ortaokuldayken başımdan geçen olay.

    her ortaokul çocuğu gibi yaş 14-15. yaz tatili ve her yaz tatilinde olduğu gibi ben babama dükkanında yardım ediyorum. saat 5 civarı dükkandan çıkıp eve doğru giderken (evle dükkan arası yürüyerek 15 dk.) yolda bu arkadaşımı -fatih- görürüm. ve yine "hadi gel babamın arabasıyla gezelim biraz" der. normalde hiç yanaşmayan ben bu sefer şeytan dürtmesiyle teklifi kabul ederim.(fatih yazın bir tamircide çalışmakta ve tahmin edileceği gibi üstü başı yağ içinde)

    her zaman ki gibi anahtar fatih in babasında olduğu için kapı levyeyle açılır, araba düz kontakla çalıştırılır. artık herşey hazırdır ve yola çıkılır. bir 20-25 dakika arabayla gezilir kızlara hava atılır (hay allah belamı versin. mantığa bak. kafa anca ona çalışıyor) tam son tur sırasında evden 5-10 dakika uzaklıkta polisler çevirir ve eğlence başlar.

    lütfen gözünüzde canlandırmaya çalışın. eski bir araba, şöförü 14-15 yaşlarında, üstü başı pislik yağ içinde, kapı levyeyle açılmış, levye yanıbaşımızda ve araca düz kontak yapılmış. herhangi bir polis dinler mi çalmadık babamın arabası desen. takiben nezarethaneye gidilir/götürülür. ailelere telefon açılır(saat 19 sularında) ve gelmeleri beklenir. tabi yakın arkadaşımız yusuf*'u anmanın gereği yok. hep yanıbaşımızda.

    tam 7 saat nezarette beklenir. bu süre içinde acaba 2,5 luk pet şişe denemesinin mi yoksa pipiden tavana asılmasının mı seçileceği düşünülür. nihayet gece saat 4 gibi fatih in babası gelir. (bize ders olsun diye geç gelir)elinde tabii ki karakol için getirdiği kumayalarla. biz salıveriliriz ve 7 saattir nezarette kalmamız yetmezmiş gibi bi de dayak yeriz babalardan. bu büyük bir ders olur ve bir daha da o arabanın yanına yaklaşılmaz.

    bunca sene sonra düşünüyorum da o olayın yaşanması muhtemelen benim için büyük bir şans. çünkü artık aklımı başıma toplamışımdır ve daha o yaşta geleceğin muhasebesini yapmaya başlamışımdır. ne de olsa insanın mahpusta düşünmek için çok zamanı oluyor. sonuç olarak bir daha herhangi bir suç işlenmez ve -bence- bu ülkeye iyi bir birey olunur.

    fatih mi? en son 18 yaşındayken görmüştüm ve evleniyordu.

    edit : araba eski model bir opel kadett idi.
  • bitmiş olan suç kategorisidir. mazideki yerini aldı, tıpkı işten dönünce elinde çanta gibi taşıdığı araba teyibiyle eve gelen baba gibi. araba alarmları da öyle. bitmiştir bunlar.
  • son zamanlarda adindan pek de söz ettirmeyen suc kategorisi.

    artik adamlar calma geregi duymuyor ki üstadim. ithalatini, ihracatini, yeri geliyor imalatini yapiyorlar...
    hirsizligin da bir edebi adabi vardi o bile kalmadi.

    dedemin söylemini duyar gibiyim:
    "hey gidi, nerde o eski hirsizlar...
    bizim zamanimizda camdan bir bakardik, o da ne araba yok.
    disariya kosana kadar adamlar bizim arabanin yerine baska arabayi koyuverirlerdi.
    e hadi bu arabaya da alistik derken bir sabah bir bakardik ki o araba da gitmis yerine eski arabamiz geri gelmis.
    gelmis gelmesine ama koltuklar deriyle kaplanmis, alttan neon isiklar takilmis, jantlarda firfirlar, kaportada stickerlar... arabamiz modifiye olarak geri gelirdi.
    sonra bir sabah yine giderdi.
    böyleydi bizim zamanimizda evlat... buralari hep dutluktu..."
  • çalma çirpma mevzusunda ayri bir baslik konusudur bu. güzel argomuza kelebekten girmek gibi yüzlerce ince lakirdiyi kazandirmis, gone in 60 seconds gibi filmlere konu olmus, güvenlik ekipmanlari sektörüne devasa paralar kazandirmis, sabah park yerinde otomobiliniz yerine yeller estigini farkettirmis öyle ilginç bir meslektir, uzmanliktir..
  • akape zihniyeti yüzünden yerini otomobil kundaklamaya bırakmıştır. yakılan otomobilden ne çalacak adam? çok şükür ki sokaklar hayati tehlike içeren olaylara sahne olur hale geldi. gam dolsun.