şükela:  tümü | bugün
  • park etme yasağı olmayan bilumum yerlerde arabanızı park ederken karşınıza çıkıp sizden hiç bir makbuz vermeden para isteyen garip kılıklı acayip adamlar. ilginç tarafı ise bu işi yapan insanların bir otopark tarifeleri olması (şu an itibari ile 1000.000tl) ve daha az para kabul etmemeleri. parayı vermeyi ret ederseniz eğer sizi dövmezler, lakin geldiğinizde arabanızı modifiye edilmiş bir biçimde bulabilirsiniz. ve bu modifikasyon olayından hiç memnun kalmıyacağınız kesindir. (bkz: nerde bu devlet nerde bu insanlar)
  • genelde trafiğin ve parketmenin büyük sorun olduğu yerlerde boş bir arazi kapatan, eğer yoksa yaratan* ve bu işten inanılmaz derecede iyi para kazanan kişilere verilen isim..**
  • istanbul'un en cok kazanan mafyasi oldugu kanisindayim. ayrica "otopark" kurmalari icin araziye ihtiyaclari yoktur. 2 $eritli bir yolun bir $eridini kendi bolgeleri ilan edip, orada kalacaginiz her dakika icin fahi$ ucret isteyebilirler pekala. bu pisliklerin polisle birlikte cali$tiklarini da eklemek gerekmez sanirim.
  • hiçbir masrafları olmamakla beraber vergi de vermeyen, kanaatimce paranın .mına koyan hayvan sürüsü. bir şehirde altyapı olmayınca ortaya çıkan, niye bizim de paris gibi her sokakta yer altında otoparklarımız yok dedirten mafya.
  • süleymaniye'yi tarihi bir semt olmaktan çıkartıp açıkhava otoparkına çeviren mafya türü... sırada beyoğlu ve çevresi var... iyi çalışıyorlar...
  • yaklaşık son üç yıldır arabamı parkettiğim, apartmanımın hemen yanındaki sokağa bu gece de parketmek istediğimde, "gel gel abi" yapan bir çocuk türediğini farkettim. "ihtiyacım yok, hadi naş" dediysem de başımdan gitmedi. arabadan indiğimde ise "abi, okul harçlığı" falan gibi birşeyler söyledi. öyle tinerci falan tipi olmayan, gayet normal bir çocuk bu bahsettiğim, olay yeri de ankara'nın gündüzleri otopark sorunu yaşayan ama benim gibi eve geç vakitte(23:00) gelenlerin boş yeri rahatlıkla bulabildiği bir yer. "git başımdan, evimin önü için sana mı para vericem" dedim, tam ayrılırken de "hadi, araba sana emanet" dedim, "banane abi" dedi uzaklaşırken. tabii façayı bozmadan yürüdüm gittim ama aklım da orada kaldı. sonra durup "hay böyle üç kuruşluk pisliklerin insafına kaldığım ülkenin ta ebesini tikeyim" diye ahlandım. bir kez erkeklik yaptığımdan da, arabaya geri dönüp kaldıramadım da, zati bu zamana kadar lastikleri indirmişlerse indirmişlerdir orspu çocukları diye düşündüm. şimdi ertesi sabahı bekliyorum, birşey olmuşsa zabıtla polisle uğraşıp gündüzümü boka çevirmeyi bekliyorum.

    çözüm mü ne? ver gitsin demek mi(500.000 istemişti buralar daha istanbula yetişemedi herhalde)? insanın yıllardır park ettiği yere bir geceden sonra para vermeyi kaldırabilmesi biraz zor, öte yandan bu gibi tiplerle de nasıl uğraşılır, kendin mafya olmadığın sürece, hiç bilmiyorum... sırf bu değil elbet, hakkımı gasp eden mafyanın işgördüğü bir sürü başka alanla karşılaşacağım ileride muhtemelen; insanın yapılan haksızlık karşısında eli kolu bağlı kalmasının sızlattığı vicdan damarları nasıl onarılır? amerika'ya mı kaçmak çözüm, hazır yol yakınken???......

    bu yazı sabahki gelişmelere göre güncellenecektir....

    olayın devamı: bu yazıyı yazdıktan yaklaşık bir saat sonra merakıma yenilip kalktım gittim arabanın başına(02:00). uzaktan baktığımda lastiği hafif inik, ön camı da kapkaranlık görüp " allah yarmışlar lastiği, kırmışlar camı" diye telaşlandıysam da sonradan biraz daha yaklaşınca, aşırı endişeden serap gördüğümü farkettim. artık acıdılar mı, n'oldu bilmiyorum ama arabama hiç bir şey olmamış. daha da ilginci, ertesi gece gene aynı stresle ama bu sefer "eğer biri varsa hiç bulaşmayacağım, basıp 1 km uzakta park yeri bulsam da oraya koyacağım, bu stresi çekmeye değmez" diye düşünürken kimsenin etrafta olmadığını gördüm, üstelik vakit de daha erkendi(22:00). sonradan da hiç kimseyi görmedim bu ana kadar, buyurun buradan yakın.

    sonuç: böyle tatsız bir olayı ucuz atlatan biri olarak bu tip bir şey yaşayanlara tavsiyem, kendinize güvenip "benden para koparmaya çalışan, malıma birşey yaparsa ortalığı yıkarım, canlarını alırım üleeeyn" diyebilen mangal yürekli biriyseniz, para isteyene göz dağı verin, "araba sana emanet lafı" iyi bir laf eğer doğru tonda ve mimiklerle söyleniyorsa. yok eğer benim gibi erkeklik yapıp ardından kendi kendinize bütün gecenizi zehir edecekseniz hiç mi hiç bulaşmayın derim. ne para verin ne de oraya parkedin. ancak çok acil bir durum söz konusuysa ve oraya parketmek çok önemliyse (örneğin iş kovalıyorsunuz ve arabanız ancak bir saat kadar duracaksa) para vermeyi göze alabilirsiniz. ben ucuz kurtuldum belki, sonradan da belki o çocuğu çalıştıran herifin(ki görmüştüm uzaktan) güvenini kırdım ama her zaman böyle olacak diye bir kural yok, ertesi sabah inmiş lastikler, çizik kaporta ve kırık cam(belki çalınan teyp) ile karşılaşıp sabahınızı, paranızı, moralinizi hatta sağlınızı riske etmek(gece çekilen endişe, çaresiz kalmanın vicdan azabını saymıyorum bile) pek ödenebilecek bir tutar değil. ver gitsin demek de belki bir başka yol ama bir, nereye kadar, iki, kendi elimizle mafyayı beslemek vicdanımıza sığabilir mi? ben kendi adıma çok zor durumda kalmadıkça yapabileceğimi zannetmiyorum.

    evet korku toplumuna dönüşüyoruz, evet herşeyimiz mafyaya kalmış, evet orman kanunu şehirlerimizi ele geçiriyor.
  • gizli işsizlik olarak ta adlandırılan olgunun somut örneği.
  • niyet edilse, bir haftada çözülecek problem.