şükela:  tümü | bugün
  • self portrait in türkçesi. bir sanatkarın kendi yüzünü resimlemesi/yorumlaması/fotograflamasıdır.
  • hollandalı ressam rembrandt"ın kendini farklı zaman ya da değişik ruh hallerinde yansıttığı 70 civarında otoportresi varmış.
  • çoğu zaman malzeme olarak akla ilk elde fotoğraf, resim gelse de tanımı genişletilebilir çalışma. güncel sanatın sınır tanımamasının en fazla işe yaradığı alan da diyebiliriz* otoportre sadece sanatla da sınırlı kalmayabilir. kendini anlatma, göz önünde olma ihtiyacındaki zamane insanının yaşam biçimi haline gelebilir. bireyselleşmenin ağır yükünü hafifletir. hiçbir zaman tam anlamıyla istediği gibi farkedilemediğini düşünen teenagerların her müsait web sitesine yukarıdan / profilden çekilmiş onlarca fotoğrafını dayama ihtiyacına ilaç olabilir. geçiş devresi için fena bir yöntem de değildir aslında..
  • van gogh'un keseceği kulağını göstermeden yaptığı kendi resmi mesela, bir otoportre örneğidir.
  • en bana benzeyen şey.

    (bkz: ben)
  • narsist bir di$avurum gibi gorunse de ic dunyaya ili$kin veriler sunabilecek keskin bir rapordur. ilk otoportre'nin mö. 2350'de misir tarafindan bir sanat insanina ait olduguna dair bilgilerin i$iginda, ortalikta bu kadar gosteri meraklisi manyagin dola$masini normal gormeli.
    (bkz: ozkiyim)
  • q klavyede, bütün harflerin 1. sırada oldugu en uzun kelime.
  • tuhaf bir ifade şu bendeki ya!...
  • " yüzü tam olarak tanımlanmayan şey; tanımlanamaz oluşu,
    en keskin sözlerimin veya delici bakışımın yüze tahsis edildiği yerde
    yüzün hiçbir zaman tam anlamıyla durmaması halidir."

    alain finkielkraut
  • en güzeli canon eos serisiyle yapılır. fotoğraf çekmeye başlanan ilk yıllarda bu poz verilir, zaman içerisinde kendiliğinden yok olur. benim favorim yakın plan ve yüzün yarısını kaplamış objektifli olanı.