şükela:  tümü | bugün
  • gençlerin bayramını kutlamakta geciktik. bu gecikmeyi telafi için yirmiüç nisan’da herkesin koltuğunu çocuklara bırakma geleneğinden esinlenerek ben de on dokuz mayıs şerefine bu hafta sütunumu çok genç bir makale yazarına emanet edeceğim.
    yazarın adı ali serkan eroğlu...
    burada bir kısmını aktaracağım makalesinde, doktor olan ablası sayesinde izlediği bir otopsi seansının izlenimlerini aktarıyor.
    yazısının başlığı “onaltı yaşında bir gencin otopsi macerası”...

    “loş odada ölüyü koydukları masayı getiriyorlar. tekerlekli masanın üzerinden o cansız bedeni alıyor ve mermere koyuyorlar. ölünün üzeri grimsi, kirli bir örtüyle örtülü. ve başlıyor... danananaaaaannnn....
    “masa bir iki metre önümde ... ölünün cinsiyeti erkek... yirmi beş otuz yaşlarında. siyah saçlı, donuk tenli...
    “adamın yüz derisini arkadan, ense derisini tutup öne indiriyorlar... aman tanrım!.. adamın yüzü, boynunda duruyor. sanki bir maske gibi! pembe, beyaz etler...kafatası ortaya çıkıyor... ayakları sapsarı. şimdi prize taktıkları fişin ucundaki testereyi görüyorum(...) biraz sonra kanlar... kanlar yarıklardan süzülüyor. kapkara, mürekkep gibi kanlar... kemik sesleri...
    “ve insan uygarlığının en müthiş silahı. en güçlü yok ve var edici: “beyin!.. kıpkırmızı bir top... üzerinde siyahımsı kıvrımlar var, solucan gibi... beyin şimdi masada duruyor. adama arkadan bakıyorum. göz çukurları okunuyor(...)
    “şimdi bu adam bir anda canlanıverse; azrail o’na ruhunu geri verse, acıdan kudurur diye düşünüyorum. bu yarım insanın etrafta koşuşturarak insanlara sarıldığını, yardım istediğini görüyorum. karnından dökülen iç organ ve bağırsaklarını yerine tıkıyor. bacakları kan içinde ... ve koridorun sonuna yığılıp kalıyor. (...)
    “şu an odamdayım. ve ben bugün edindiğim bu tecrübeden çok olumlu düşünceler çıkardım. ölümün ne olduğunu, aslında hiç de romantik olmadığını gördüm. bugün ben ölümle tanıştım.
    “siz siz olun, doğru dürüst ölün; kendinize sakın otopsi yaptırmayın.”

    beğendiniz değil mi?
    şimdi şoka hazır olun.
    makalenin yazarı bu yazıyı yazdığında on altı yaşındaydı.
    içini kavuran yazma tutkusuyla ege üniversitesi iletişim fakültesi’ne girdi. bir yandan yazma yeteneğini geliştirmeye çalışıyor, öte yandan tiyatroda oynuyor, gitar çalıyor, resim yapıyordu.
    geçen kasımda, izmir’de gözaltına alındı.terörle mücadele şubesinde dövülerek sorgulandı. polisler, öğrenci eylemlerinden uzak durmasını tavsiye ve muhbirlik yapmasını teklif ettiler.
    reddetti.
    insan hakları derneği’ne ve cumhuriyet başsavcılığına başvurarak şikayetçi oldu.: “başıma bir şey gelirse bunun sorumlusu terörle mücadele şubesine bağlı polislerdir” dedi.
    bu dilekçeyi yazdıktan oniki gün sonra okuduğu fakültenin tuvaletinde boğazından kayışla asılmış vaziyette ölü bulundu.
    bu, “ölümle ikinc tanışması”ydı.
    polis intihar ettiğini açıkladı.
    ailesi on dokuz yaşında, hayat dolu bir gencin intihar edemeyeceği gerekçesiyle “otopsi” istedi. üç yıl önce gözlem için girdiği ve kimselere tavsiye etmediği otopsi odasına bu kez cansız bedeniyle girdi.
    yapılan otopside , solunum yoluyla bayıltıldıktan sonra asıldığı ortaya çıktı.
    intihar etmemiş , öldürülmüştü...
    bir makalesinde, “yazdıklarımla” demişti, “aileme, özellikle de babama ‘haklıymışsın’ dedirteceğim.”
    babası, anısına yayımlanan kitabın (çiçeğin gözü yıldızlardaydı/ etki yayımları bindokuzyüzdoksansekiz) önsözünde “haklıymışsın serkanım” diye yazdı.
    serkan’ın katilleri hala ortada yok. belki bir yerlerde beyinleri alınmış yaşayan ölüler olarak “görev”e devam ediyorlar.
    nice gençlik bayramlarına...

    otopsi, benim gençliğim, can dündar, syf ellibeş elliyedi arası
  • otopsi yapıldıktan sonra beyin tekrar kafatasının içine konulmaz; zira kesilen beyin kafatasından kan sızdıracaktır dolayısıyla kefeni kana bulayacaktır... ölü yakınlarının da hoşuna gitmeyecek bu hadiseyi engellemek için beyin ya çöpe atılır ya da açılmış olan karın boşluğuna konulur... yani otopsi yapılan insanların kafataslarında beyin yoktur... otopsiyle ilgili bilgisi olmayanlar bu bilgileri zaafiyet geçirerek okurken ,otopsi yapmakla görevli olanlar bir yandan çaylarını yudumlar diğer yandan cesedin kafatasını testereyle keserler... 18 yaşından küçükleri düşünerek satırlarıma son veriyorum*
  • küçükken şöyle sanırdım bu mereti;

    doktorlar ölüyle başbaşa kalır. ellerindeki özel bir kimyasal madde ile, ölüyü sadece belli bir zaman (mesela 2 dakika) diriltme hakları vardır. doktor bu maddeyi kullanarak ölüyü diriltir, nasıl öldüğünü sorar-öğrenir ve hasta tekrar ölür..

    şimdi düşününce, hayal gücüm ne kadar genişmiş birader.
  • ilk gunler kapisina kadar gelip geri dondugum ama en sonunda biraz yoklama derdinden, biraz da meraktan, cesaretimi toplayip izledigim incelemedir.

    otopsi masasinda yatan yirmili yaslarda genc bir erkek bedeniydi . rengi ucuk sari mi denir oyle birseydi iste. hala cok yakisikli gorunuyordu. vucudunda, karnindan sirtina kadar uzanan sayisiz, delik desik yara izleri vardi. adli tip uzmani doktorlar, ellerinde cmlerin yazdigi kucuk kagit parcalariyla yaralari olcup bir kenara not ediyorlardi. bizimle pratik yapan doktor da, olunun (hastanin diyorum herseferinde) kaskati olmus kolunu tutup, "iste olu sertligi bu cocuklar, ilk alti saate kadar ortaya cikar, olu lekeleri de bununla paralel ilk uc dort saatte..." diye uzun uzun cumleler kurarak birseyler anlatiyordu. soguk metal bir masada yatan, deminden beri uzerinde konustugumuz, az sonra kesip biceceklerini bildigim gencecik, tazecik bir oluydu. sanki kimse saygi duymuyordu bedenine. pat pat bir o yana bir bu yana cevirip inceliyorlardi. yuz ustu yatirdiklarinda burnunu eziyordu kafasi, bari yuzunu cevirseler yan tarafa dedim ama kimsenin yuzuyle ilgilendigi yoktu. biri egilse de yanagindan opse belki ruhu hafifler diye gecti icimden. sonra gorevlinin biri kafasini yukari dogru cekip plastik bir yukseltinin ustune koydu, saclarinin altindan basladi kafatasini orten deriyi soymaya. daha fazlasini kaldiramadi ruhum. yoklamayi da vermistim zaten, ciktim, gittim.
  • izlemek garip duygular yaratıyor insanda. günler öncesinden otopsi izleyeceğim telaşı, son günün sabahında ciddi bir kaygıya dönüşüyor, saat yaklaşırken "bir hata mı yaptım, yol yakınken dönsem mi" diyor insan. hazırlanıp da kapıya gelince testerenin sesi iç burkuyor, midenizde bir sızı yaratıyor ama kafayı içeri uzattığınız anda acayip büyük bir merak bütün bünyenizi sarıyor. hele beklenen gibi kötü bir koku ve pis bir ortamla karşılaşılmadıysa, ordan oraya zıplayıp bir zamanlar canlı olan insanların yatan bedenleri arasında sekmeye başlayınca kaygı, korku gibi duyguların hepsi siliniyor. hipnotize olmuş gibi gözlerini ayıramıyor insan o bedenlerden. daha bir gün önce yeni yılın ilk gününde gülen, ağlayan, ya hepsini geçelim bir şekilde yaşayan insanların, o katılığa gelip, saçlı derilerinin suratlarına katlanabildiği, organlarının bir kaptan öbürüne aktarılabildiği, bütün işlemler bitince de ya allah diye ne kadar organ varsa bir boşluğa koyulup,boynuna sallanmasın ve ağzı açılırsa parçalar ağzından saçılmasın diye yerleştirilen o uyduruk kanlı bez parçasının sıkıştırılması, kalınca ipler ve çuvaldızlarla dikilebilecek hale getirilmesini düşünmek yeterince dehşet verici. ama ürpermedim nedense sadece hayran hayran izledim, "iğrenirsem kafamı çeviririm, olmazsa kaçarım" diye düşünürken o salona girdiğim andan itibaren bir saniyesini kaçırmamak adına her ölünün çevresinde dakikalarca durdum, zihnime kazıdım hayata dair hiçbir belirti göstermeyen o yüzleri.hatta daha önceden konuştuğumuzda çocuk olursa bakamam dememe rağmen, yandaki sedyede duran sarmalanmış bebeği gördüğümde,onu görmek için garip bir heyecan hissettim. örtüsü açıldığında, otopsisi çoktan bitmiş ve göğsü dikilmiş bebek oyuncak gibi geldi nedense. çok garipti gerçekten, sanki hemen yanımda maketleri inceliyordu, o tulumlu adamlar. o kişilerin bir zamanlar canlı olduğunu nedense hissedemedim. sadece bıçaklanarak ölmüş genç bir adamın suratında acı çekiyormuş gibi bir ifade gördüm, yıkanmış kafasından süzülen sular çok hafif açık gözlerinden kirpiklerine akmıştı, sanki ağlıyor gibi geldi bir an.
  • kişinin "niye öldüm ben yaw.." düşüncesiyle kendi kendini kurcalaması. (bkz: otobiyografi)
  • yanlış meslek seçtiğime inanmama sebep olmuş prosedür. temel olarak kafatası, göğüs ve batın boşluğunun açılmasıyla yapılır. koku, kullanılan aletler, ölüye yapılanlar izleyen kişide neredeyim lan ben hissi uyandırır. yalnız bazılarının bildiğinin aksine bu kesip biçme işini doktorlar değil teknisyenler yapar. genellikle teknisyenler psikolojik olarak pek sağlam değildirler. bunu tecrübelerimden edinmedim. tecrübe sahibi savcı ve doktorlardan duydum.

    ayrıca bana ilginç gelen bir bilgi daha paylaşmak isterim; yabancılar (özellikle hristiyanlar) boynu korumak için y şeklinde kesi atarken türkler (müslümanlar) boyundan genital bölgeye kadar tek bir kesi atarlar. y şeklinde kesinin amacı dini tören sırasında boynu korumaktır. yarın öbür gün neden amerikan filmlerindeki gibi kesi y şeklinde değil de boyundan genital bögeye kadar tek hat şeklinde diye sormamanız için bunu yazıyorum. umarım aydınlatıcı olmuştur. gerçi şu anda aklım yerinde pek değil, bayağı etkilendim a.k.

    neredeyim lan ben?
  • ceza yargilama hukukunda önemli bir yeri olan islemdir.önce kimliginin tespitine çalisilir.sonra dis muayene yapilir.
    büyük sehirlerde otopsi yapacak kurum,patalog ve adli tip uzmani bulmak kolaydir.ancak küçük yerlerde birakiniz adli tip uzmanini hekim dahi güç bulunur.her savcilikta otopsi için gerekli alet vs.nin bulundugu bir "otopsi çantasi" vardir.bu çanta içindeki bazi aletleri müstahdemler tamirat isinde bile kullabilirler.(tarafimdan görülmüstür).bu yerlerde aslinda cesedi kesen biçen "otopsi yardimcisi" dedigimiz genellikle saglik ocagi müstahdemi,bazen adliye çalisanidir.bazi durumlarda hekim,savci,otopsi yardimcisi hep beraber eldiven giyip cigerleri mincikliyarak kursun çekirdegi veya saçma tanesi arayabilirler.(basimizdan geçmistir)
    bazen ölüm sebebi tayin edilemez,ceset oldugu gibi adli tip kurumuna gönderilebillir.

    yürürlükte bulunan cmukta da benzer hükümler olmakla birlikte 1 haziran 2005 tarihinde yürürlüge girecek olan yeni ceza muhakemesi kanununun (cmk) konu ile maddelerini asagiya aktariyorum.

    ölünün kimligini belirleme ve adlî muayene

    madde 86. - (1) engelleyici sebepler olmadikça ölü muayenesinden veya otopsiden önce ölünün kimligi her suretle ve özellikle kendisini taniyanlara gösterilerek belirlenir ve elde edilmis bir süpheli veya sanik varsa, teshis edilmek üzere ölü ona da gösterilebilir.

    (2) ölünün adlî muayenesinde tibbî belirtiler, ölüm zamani ve ölüm nedenini belirlemek için tüm bulgular saptanir.

    (3) bu muayene, cumhuriyet savcisinin huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapilir.

    otopsi

    madde 87. - (1) otopsi, cumhuriyet savcisinin huzurunda biri adlî tip, digeri patoloji uzmani veya diger dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafindan yapilir. müdafi veya vekil tarafindan getirilen hekim de otopside hazir bulunabilir. zorunluluk bulundugunda otopsi islemi bir hekim tarafindan da yapilabilir; bu durum otopsi raporunda açikça belirtilir.

    (2) otopsi, cesedin durumu olanak verdigi takdirde, mutlaka bas, gögüs ve karnin açilmasini gerektirir.

    (3) ölümünden hemen önceki hastaliginda öleni tedavi etmis olan tabibe, otopsi yapma görevi verilemez. ancak, bu tabibin otopsi sirasinda hazir bulunmasi ve hastaligin seyri hakkinda bilgi vermesi istenebilir.

    (4) gömülmüs bulunan bir ceset, incelenmesi veya otopsi yapilmasi için mezardan çikarilabilir. bu husustaki karar, sorusturma evresinde cumhuriyet savcisi, kovusturma evresinde mahkeme tarafindan verilir. mezardan çikarma karari, arastirmanin amacini tehlikeye düsürmeyecekse ve ulasilmasi da zor degilse ölünün bir yakinina derhâl bildirilir.

    (5) yukaridaki fikralarda sözü edilen islemler yapilirken, cesedin görüntüleri kayda alinir.

    yeni doganin cesedinin adlî muayenesi veya otopsi

    madde 88. - (1) yeni doganin cesedi üzerinde adlî muayene veya otopside, dogum sirasinda veya dogumdan sonra yasam bulgularinin varligi ve olagan süresinde dogup dogmadigi ve biyolojik olarak yasamini rahim disinda sürdürebilecek kadar olgunlasmis olup olmadigi veya yasama yetenegi bulunup bulunmadigi saptanir.

    zehirlenme süphesi üzerine yapilacak islem

    madde 89. - (1) zehirlenme süphesi olan hâllerde organlardan parça alinirken, görünen sekli ile organin tahribati tanimlanir. ölüde veya baska yerlerde bulunmus süpheli maddeler, görevlendirilen uzman tarafindan incelenerek tahlil edilir.

    (2) cumhuriyet savcisi veya mahkeme, bu incelemenin, hekimin katilmasiyla veya onun yönetiminde yapilmasina karar verebilir.

    ayrica :(bkz: mezar açma)
  • 1 haftadir surekli girdigim ve gorduklerim karsisinda allahim ecelimle olum nasip et dedigim olay.

    nice bedenler nice hikayeler geliyor o masaya. hepsinin polis raporu var olay yerinin fotograflari var taniklarin ifadeleri var duygusal bi tipseniz etkilenmemeniz elde degil. ozellikle intihar vakalari inanilmaz travmatik. en cok da genc yasta supheli sekilde hayatini kaybedenlere uzuluyorum cogunlugu seks iscisi bunlarin cinayete kurban gitmis.

    vucut ortasindan bir cubuk kraker poseti acilir gibi acilirken hayir diyorum olamaz bu eleman daha dun kanli canli biriydi su an kemikleri kirilarak kalbine cigerlerine ulasiliyor ne acilar tatti belki omrunde ama simdi hissediyor mudur bunu midenin bobreginin karacigerinin birilerinin elinde gezip tartiya konarak agirliklarinin olculmesi ve hatta daha gecen yil taktirdigi gogus silikonunun otopside sirasinda yerinden firlamasi. offf allahim of daha 3 hafta nasil katlanilir buna.

    gecen hafta sabahin 7sinde henuz uyku sersemiyken ortamda dolaniyordum akvaryum gibi birsey gordum bir baktim bu ici su dolu havuzcugun icine el kadar bir bebek cesedi koymuslar. hasiktir lan diyerek urperdim ve odadan ciktim, hocam bu nedir diye sordum adam gayet sogukkanli bir sekilde bebek bogularak mu oldurulmus onu cozecegiz eger cigerlerinde hava varsa batmaz o yuzden oraya koyduk gibi biseyler demeye kalmadan betim benzim atti ne dedigini de hatirlamiyorum tuvalete gidip kusmustum

    bu sinir bozucu entryi yazmamdaki sebep olmaz ya aranizdan katil adaylari cikabilir ama simdiki teknolojiler oylesine gelismis durumdaki er yada gec sizi bulurlar yargilanirsiniz veya icinizde kopruden falan atlayip intihar etmek isteyenler olabilir yapma arkadasim bi 50 sene daha bekle mutlaka ecelin varsa olursun yoksa seni bitmis bir yapbozu tek tek parcalarina ayirip kutusuna koyacaklar gibi parcalayacaklar bunu da bil tekrar dusun ve asla olduklerinde sevdiklerinin basina otopsi yapilmasi emri gelmemesi icin de dua et.
  • herşeyden önce, izleyen için değişik bir deneyimdir.

    bu işlemi gerçekleştirenler kasap havasında insanlardır. işlerini öyle bir rahatlıkla yaparlar ki onların bu rahatlığına şaşarsınız. önce ölü beden tartılır ve ağırlığı not edilir. sonrasında yapılacak 3 işlem var. birincisi kafatasını arka kısımdan kesip açmak, ikincisi batından dikine keserek iç organlara bakmak, sonrasında alt tarafta ürogenital sistemi incelemek. ölüm şekline göre bu 3 prosedürü de gerçekleştirmek gibi bir zorunluluk yok. zira kafasından kurşun yemiş bir kadının kafatası açılıp bakıldı, kurşun nerden girmiş nerden çıkmış diye, batın açılmadan ürogenital sisteme bakıldı, tecavüz sözkonusu mu diye. batın açılmadı.

    bir hastane odasında ölü bulunan erkek kişinin ise önce genel bir gözlemi yapıldı, vücutta herhangi bir yerde morluk var mı, darp izi var mı, şırınga izi var mı diye, hem kafatası açılıp bakıldı, hem batın incelendi, iç organlardan örnekler alındı, tek tek iç organlar tartılarak kandan ve idrardan numuneler alındı.

    benim bu deneyimden hiç unutamadığım ise ortamdaki koku ve kafasından kurşun yemiş kadının açık gözlerindeki ifade oldu.