şükela:  tümü | bugün soru sor
  • neredeyse tüm batı ulkelerinde olan bu uygulama neden hala ülkemizde uygulanmaz merak konusu. mevcut sistemde bulunduğunuz şehri zaten bilmiyorsanız yolu hatasız kullanmanız mümkün değil. aslında yollar ve çıkışlar numaralandırılarak ve yönleri isimlendirilerek bu olay tamamen basite indirgenebilir. bu konuda insanların bilinçsizliği ve kabul etmişliği de ayrı konu. kiminle konuşsam ya anlamıyor ya da ne kadar önemli olduğunu idrak edemiyor.

    yurtdışına çıkanlar dikkat etmişlerdir, abd örneğinden gidersek, bir kişiye 500 km ötedeki bir noktanın tarifini iki cümlede verebilirsiniz. mesela "i-95 üzerinden güney istikametine gir, 167. çıkıştan çık" gibi. almanya, ingiltere, ispanya vs aşağı yukarı bu şekilde sisteme sahip. kaybolmanız ya da yanlış bir yola girmeniz için bariz hata yapmanız gerekiyor. kuzey güneyi karıştırmak gibi.

    bizim ülkemizde ise kaybolmamak ustalık gerektiriyor. yollar akıllara zarar "ankara yönü", "edirne istikameti", "konya yolu" şeklinde elli saatte tarif ediliyor. önce şuraya git, ordan şu istikamete ilerle, sonra sap şu şehir yönüne doğru, az git orada bir tabela daha görecen.. sonu gelmez. adam eskişehire gidecek ama ankara tabelasını takip ediyor. eskişehir'i yanlışlıkla geçmiş ise bu sefer istanbul yönünü bulması lazım. millet uzay çağını yaşarken bu sistem tam bir mallık.

    istanbul içi ise tam bir facia. küçükçekmece'den avcılar'a gitmek için tekirdağ tabelasını takip etmek lazım. tekirdağ neresi amk? yapacağımız şehir içi yolculuk. tekirdağ ne alaka arkadaş? istanbula ilk kez gelen insanı düşünsenize. adam hiç işi olmayan tekirdağ neresi bilmek zorunda mı?

    tem'de kaza oluyor, radyo anons geçiyor "tem mahmutbey istikameti ikitelli bölgesinde trafik var"

    ulan arkadaş mahmutbey neresi, ikitelli neresi? bilmek zorunda mıyım? belki trabzon'dan edirne'ye giden bir vatandaşım ve istanbuldan ilk defa geçeceğim. mecbur muyum mahmutbey'i, ikitelli'yi bilmeye?

    "tem batı istikameti 48. çıkış yakınında kaza" desen, adam yol tabelâlarından rahatlıkla ne anlatıldığını çözebilir. çıkışların arası abd'deki gibi sabit bir mesafe olsa zaten makine gibi işler.

    bu yolları uzun yıllar kullanan kişi "şu anki sistem anlaşılabilir işte ne var" diyebilir. sen muhitleri, ya da şehirleri ezberlemişsin bir kere kardeşim. elli kere kaybolmuşsun belki. sen kaybolmadıysan istanbula göç eden baban, deden kaybolmuştur. ama ben ilk defa gittiğim abd eyaletinde kaybolmuyorum. en embesil de kaybolmaz. istanbul'da otoban çıkışlarında ne yapacağını şaşırmış şekilde dörtlüleri yakıp bir ileri bir geri yapan, en son yine yanlış yola giren şoförün feryadıdır bu...
  • mevcut uygulama ülkemizde de bulunmaktadır. örneğin, d-925 karayolu.
  • ülkemizde kismen uygulanmaktadır ancak sadece şeklendir.

    tabela sistemi sadece yasakları hatırlatmak, ceza yazmadan önce sorumluluk bizden gitsin demek için var.

    örneğin bir anda otoyolda hızınızı 50 ye düşürmemiz gerektiğine dair bir tabelayla karşılaşabiliyoruz ancak ne zaman yeniden hizlanabileceğimize dair tabela mevcut değil. risk alarak yerleşim yerinin nerede başlayıp bittiğini tahmin ve analiz etmek zorundayız.

    park etmenin yasak olduğu yerlerde hep belirtilmiş ancak park edebileceğimiz yerlerle ilgili bilgi yok. daha önce gitmediğimiz bir sehirde, aracı nereye bırakırsak birakalim aklımız arabada kalıyor.

    amaç hızımızı ya da park yerimizi organize etmek, düzene sokmak yerine ceza yazmak için fırsat kollamak olduğundan, uygulamalar hep sıkıntılı olmaya devam edecektir.
  • o zaman çıkışların ismi bir gün "15 temmuz şehitler çıkışı" ya da otobanın adı millet otobanı diye değişiverir. gene karmaşa çıkar, olmaz.

    şu anki trafik levhalarının haline bakın bir. bazı yeni yazıların fontu -sığsın diye- küçük, bazı eskilerinki büyük. uzun isimlerde narrow font kullanmışlar. muhit adlarının yanına yeni açılan hastanenin ya da adliyenin adını eklemişler.

    yolları, alanları planlayıp isimlendirmeleri kafaya göre yapmayan bir yönetim gelmeli önce.