şükela:  tümü | bugün
  • üzerine oturulan, göt için uygun tablası bulunan nevale... gel de tanımla siktimin aletini. birisi çıkıp "ben oturağın üzerinde ayakta duruyorum" dese, ne diyeceğiz ki "bravo"dan başka.
  • (bkz: tabure)
  • minikler tuvalete düşmesin diye tasarlanmış kap.
    (bkz: annea bittiiiiiii)
  • bazı eski kaynaklarda emekliye ayrılan kişiler için kullanılan kelime.
  • (bkz: lazımlık)
  • ağır makamda ve oturarak söylenen nefeslere verilen ad.
  • benim kişisel tarihimde köy evimizde annemin dikiş makinesinin önünde duran, piyanist taburesi gibi olan ama biraz daha kaba tahta/ahşap oturma gerecine oturak deniyordu. bizim oturak evde büyükler yokken benim, kardeşlerimin ve eve toplayabileceğimiz tüm yaramazlık kırıklarının tekerleksiz arabasıydı. tahta kızağı*. ters çevirerek içine bir veya iki çocuk doluşup arkadan ittirenlerin yardımıyla uçardık. ortada çul kilim fazla olmadığından bizi çıplak taban tahtasının üzerinde gıcırdayıp öterek gezdirirdi. anısı çok güzeldir, cansız bedenine gönderiyorum.

    ha, bu arada banyo taburelerine* rahatlıkla oturak diyebiliriz. hem destekli olanına, kenardan tutunanına tabure demek zorunda kalmayız. bazı yöreler (kars/ardahan gibi) şakacı biçimde oturak eşdeğeri götaltı diyorlarmış.

    sağrının deri ve kalça anlamları moğolcada yerine oturmuş görünüyor: moğolca sağuri(n) yani oturak sağu- yani oturmak sözcüğünden gelirken, moğolca sağari yani deri, nasır, yara kabuğu sözcüğü sağsay- yani kabarmak sözcüğünden geliyormuş. (bkz: sağrı/@ibisile)

    ***
    safranbolu'nun 150 yıl uykuya dalan domatesi maniye yeniden yetiştirilmeye başlanıyormuş. bildiğim bir domatese benziyor, maniye adını bilmiyorum, 150 yıldır yetişmeyen demek işi 1860'a taşır. gerçekten 150 yıldır yetişmiyorsa millet iyisini bulduğundan, o türün bir özelliği olumsuz olduğundan bırakmıştır. batıl gavur o zamanlar sadece siyasi baskı yapıyordu, kültürel ve ekolojik baskı 1950'leri bekleyecekti.

    beri yandan bir de aynı kara oturak fasille gibi "kara oturak" domates vardır, etli, suyu az, koyu kıvamlı bir tür, benim çocukluğumda yaygınlığı yarıdan az ama seçenekti, sonra birden ortadan kaybolmuştu. biz fethiyeliler/güneyliler de onu geri getirsek, bulsak fena olmayacak. diğer başlıca bildiğimiz domatesler cırtlak domates ve mor domates oluyordu. etlilik bakımından mor ile oturak domatesler yakındır.

    (ilk giri tarihi: 20.3.2017)

    (bkz: domates/@ibisile)
    (bkz: fasulye/@ibisile)
    (bkz: oturmak/@ibisile)
    (bkz: kürsü)
    (bkz: oturak alemi)
    (bkz: oturuk)
  • sarıkız da denilen bir fasulye cinsi.
  • oturak alemi özellikle orta anadolu'da "oturak havası" denilen müzikli eğlence alemidir.
  • şehir türkçesinde lazımlık anlamına gelir. kırsal kesimde tabure, sandalye veya iskemle kelimeleri anlaşılan kullanılmadığından üstüne oturdukları her tekil oturma elemanına oturak diyorlar... işin acı tarafı mimarlık öğrencilerinin dilinden bu ifadeyi sökmek atmak epey zaman alıyor, çok can sıkıcı... velet tasarladığı otel lobisini anlatıyor, "şuraya da oturakları koydum" ... öl sen...