*

  1. çok oturanlı sistemlerde öne çıkan bir düzendir oturma düzeni. kimin nereye ne şekilde oturması gerektiğini inceleyen bir bilim dalıdır ve hayatımızda sanıldığında daha fazla yer kaplamaktadır.

    oturma düzeni kanunlarına göre örneğin otobüslerde yaşlılar öne diğerleri arkaya oturur. otomobilde çocukların arkaya oturtulması buyrulmuştur. okulda uzun boylular arkaya kısalar öne; gözlüklüler yakına gözlüksüzler uzağa oturmalıdır. cam kenarına önce gelen oturur, yahut da kimin babası önemliyse o.

    mesela otobüslerde muavin ve şoförün nereye oturacağı çok önemlidir. şoför şoför koltuğuna muavin de oraya bir yere oturmalıdır. aksi taktirde çok korkunç şeyler olabilir. konu otobüsten açılmışken hemen ekleyeyim, bayan yanına bay oturması oturma düzenine aykırı bulunmuştur amcalar tarafından.

    oturma düzeni görgü kurallarının da ilgi alanına girmiş, bu konuda karşılıksız burslar verilmiş ve bazı çalışmalar yapılmıştır elbette. örneğin bir yemekte erkek ve kadının masada yanyana değil de karşılıklı oturmaları gerektiğini ön görür görgü kuralları. bu ayrıntı, murder by death filminde david niven ve eşinin hayatını kurtarmıştır hatta. kalabalık yemekli toplantılarda kimin nereye oturacağı hep önceden planlanmış, dert olmuştur davet sahiplerine; gerim gerim gerilmiş erkenden ölmüşlerdir belki de. sırf uygun bir oturma düzeni oluşturabilmek için.

    tv programlarında da oturma düzeni şu veya bu şekilde karşımıza çıkmaktadır. en bilinen şekli "güzeller öne çirkinler arkaya"dır. bilhassa mini etekliler zaga, beyaz show benzeri programlarda en öne ve yere otururlar. tartışma programlarında ise "imam nikahına karşı olanlar sağa olmayanlar sola otursun" komutuyla birlikte izleyiciler fikirlerine göre de bir oturma düzeninin içine girebilmektedirler. ve hatta "sağ-sol" ayrımının da benzer bir oturma düzeni probleminden ortaya çıktığı söylenir hep. bu bakımdan "oturma düzeni" dünya savaşına sebep olan bir sırp genç kadar ağırlıklı role sahip olmalıdır gözümüzde.
  2. askeri ve resmi toplantilarin vazgecilmez cizelgesi.
  3. buyuk toplantilarda ve davetlerde izlenmesi keyifli olan ve kisilerin birbirine yakinliklari, kimin kiminle ne derece iliskisi oldugunu fark etmenize yarayan onemli bir iletisim yontemidir. izlersiniz, olmadik kisileri olmadik kisilerin yaninda gorup sasirirsiniz.
  4. orkestralarin oturma duzeni hakkinda bir iki noktaya deginmek istiyorum :

    malumunuz bir orkestrada temelde uc tip alet vardir : yaylilar, uflemeliler ve vurmalilar. bunlari koordine eden bir orkestra sefi vardir ve yaylilar sefin etrafinda konuslanirlar. geri kalanlarin duzeni dunyanin her yerinde hemen hemen aynidir lakin yaylilarin yerlesimi tarih boyunca degisiklik gostermistir.

    herbert blomstedt bunu cok guzel izah ediyor.

    iki uc cumle ile ozet gecmem gerekirse : normalde olmasi gereken sefin soluna 1. kemanlar, sagina 2. kemanlarin oturmasi. ancak bu sekilde bircok klasik ve romantik donem bestecisinin 1. ve 2. kemanlar icin yazdigi atismali yazilar gercek anlamiyla duyulabiliyor, bu sesler yanyana oturarak birbirini yemiyor. besteciler de bunu dusunerek yaziyorlar; blomstedt videoda iki tane onemli ornek veriyor.

    gecenlerde katildigim bir konserde kemanlar sefin sag ve solunda olacak sekilde oturmustu. calinan yapitlar

    franz joseph haydn, wolfgang amadeus mozart ve josef myslivecek'indi. hepsi klasik donem bestecisi olan bu bestecilerin konserdeki yapitlarini dinlerken elimden geldigince keman partileri arasindaki farka kulak kabartmaya calistim ve gercekten iki keman grubunun yazilari arasindaki farklari ve soru - cevap kisimlarini cok net duyabildigimi gordum. buna imkan veren sey suphesiz orkestranin oturma duzeniydi.

    bu oturma duzeninde genelde viyolonsel ve kontrbaslar sefin on-solunda, viyolalar ise on-saginda oturuyorlar. bunun tersi durum cok ender gozlemleniyor.

    1920'lere kadar alisilagelmis ve standart olan bu oturma duzeni leopold stokowski tarafindan gramofon ve radyo kayit seanslarinda kemanlarin tam bir butunluk icerisinde kaydedilebilmesi icin kemanlari bir araya oturtmasiyla son buluyor ve stokowski"nin oturma duzeni yayginlasiveriyor. ikinci dunya savasi sonrasinda bu oturma duzeni avrupa'ya sicriyor.

    gunumuzde orkestralar eski duzene geri donuyorlar. tabii bugune kadar yapilmis kayitlarda artik bunu degistirme imkanimiz yok. onlarda hep bas sesleri sagda, tiz sesleri sagda duymaya alistik. homojen bir ses duyumu icin bu eski oturma duzenini takip eden topluluklarin kayitlarina kulak kabartmamiz gerekiyor.

    george tintner'in naxos firmasi icin hazirladigi anton bruckner senfoni turunun kitapciklarinda bu ayrintinin alti cizilir; der ki : muzige ickin antifonal (karsit ses) niteliklerin on plana cikabilmesi icin bu kayit seanslarinda orkestra kemanlari yanyana degil karsilikli oturtulmuslardir.
  5. sinif icinde isbirliginin en fazla olmasi gereken oturma duzeni kume oturma duzenidir. ekipler icin isbirligi icin en ideal oturma duzenidir.

oturma düzeni hakkında bilgi verin