şükela:  tümü | bugün
  • türkiye cumhuriyeti vatandaşlarıdır. kalitesiz yemek yer, su içer, tv'de survivor izler, boktan ve zevksiz hayatı için şükreder ve akabinde umutsuzluk içerisinde uyurlar !

    1 doların an itibariyle 6.85 tl olduğu ülkemizde dolaylı ve dolaysız vergileri talep ederek halkın cebine girenin çoğunu cukkalayanlar ise saraylarda itibardan tasarruf olmaz diyerekten padişah gibi yaşarlar. ne diyelim (bkz: padişahım çok yaşa)

    fakir çoğunluktan oy alıp zengin azınlıklar gibi yaşayan sermaye sınıfının hamasetçi siyasi temsilcilerine selam olsun. bu sömürgeci zihniyete oy veren vatandaşlara ise iki kere selam olsun. ekmek yoksa pasta yersiniz ..

    (bkz: rönesans)
    (bkz: reform)
    (bkz: fransız ihtilali)
    (bkz: sanayi devrimi)

    bilinen bir fıkra ile entry'yi bitirelim:

    padişahın biri halkının vergiye karşı hangi noktadan sonra direneceklerini test etmek ister. bunun için vezirlerini çağırır. vezirleri huzura çıkar, saygılı bir şekilde beklerler.

    padişah;
    — köprülere adam koyun, geçenden bir akçe alsınlar! der.

    aradan bir süre geçtikten sonra padişah vezirlerine sorar:
    — nasıl, halk hayatından memnun mudur? herhangi bir şikâyet var mı?

    vezirler:
    — hiç bir tepki yok sultanım!
    — iyi o zaman. köprünün diğer tarafına da bir adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın!

    aradan bir süre geçmiş, padişah tekrar sormuş vezirlerine:
    — var mı halinden şikâyet eden?
    — yok!

    halkının tepkisizliğine kızan padişah, gürlemiş:
    — köprülerin ortasına da birer adam koyun, gelip geçeni götünden siksin

    aradan birkaç gün geçmiş, halktan bir tepkinin olmamasına içerleyen padişah, çağırmış vezirlerini,
    —halkı dinleyelim hele bir, demiş.
    gitmişler köye, padişah sormuş:
    — halinizden memnun musunuz, var mı bir şikâyetiniz?
    ses yok. padişah tekrar :
    —taş üstünde taş omuz üstünde baş komam! var mı şikâyeti olan hemen söylesin! diye gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmuş:

    —padişahım, o köprünün ortasındaki adam var ya!
    —eeee! demiş padişah bir umutla… ne olmuş o köprünün ortasındaki adama?

    — aksamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor, eve geç kalıyoruz, mümkünse bir adam daha koysanız…
  • sadece otv degil mesele
    seker pancari yerine kendisine misir surubu satilmasina ses cikarmaz

    domates diye ne oldugunu anlamadigi kokmayan, tadi olmayan bir seyler yer. karpuz diye kabak satilir.

    ulkesinin en guzel yerleri yabancilara satilir

    sadece konya ovasi hollanda'dan buyukken ben neden suriyeden patates aliyorum, neden rusyadan bugday, kanadadan mercimek aliyorum diye hic sormaz kendine

    ulkenin samani da okuzu de ithal. elimizde 2 ayakli okuzler, vatan hainleri ve arap masallarıyla uyutulmuş gerizekalılardan bol bir sey yok. bu halkta uyanmaz, kendinizi kurtarmaya bakin
  • bir kısmı ötv nin ne olduğunu bile bilmiyor, bilip işine geldiği veya allaha tapar gibi partisine- yöneticilerine tapıp bu yüzden ses etmeyen bir kısım var, geriye kalan küçük bir kısım ise ne yapsa terörist olacağını bildiği için ve diğer iki topluluğun gazabına uğrayacağını bildiğinden ses çıkaramıyor.
  • özellikle otomobil gibi tr'de üretilmeyen bir üründen ötv alınması, yetmezmiş gibi bir de kdv alınması halkımızın ne kadar konformist olduğunun kanıtı olsa gerek.
  • bunun yegane sebebi protesto kültürünün olmamasıdır.
    bu kültür, türklerde ne yazık ki yok.
    protesto kültürümüz yok. bulduğumuz çözüm, ihtiyaçlarımızdan feragat etmek.
    köprüye zam geldi geçme, rakıya zam geldi içme, doğalgaza zam geldi kullanma. bizim çözümlerimiz bunlar.
    iyi de ben niye kendimden ödün vereyim?
    eğer ki bir şey size fahiş fiyatla satılıyorsa protesto etmesini bileceksiniz.

    çok değil, 2-3 ay hiç sıfır veya ikinci el araba almayın. elinizdekilerle idare edin.
    veya toplu taşıma veya taksi kullanın 2 ay ölmezsiniz.
    bırakın hükümet ile otomobil üreticileri uğraşsın. bırakın hükümeti, otomobil üreticileri yola getirsin.
    devletin vergi kaybı da yükselsin bu süreçte.
    sike sike o fiyatlar nasıl düşer görürsünüz.
    hiçbir hükümet, halktan daha güçlü değildir.
    ah bir bilseniz gücünüz nelere yeter, işte o gün kendi kendinizi yönetmeye başlarsınız.

    bu arada küfrettiiğiniz fransızlara bir bakın.
    iyi bakın.
    kimse size molotoflar atın, sağı solu yakın yıkın demiyor.
    insancıl eylem yapmayı becerin sadece. halk isterse, ülkede hayat durur.
    mesela asgari ücret zamları geliyor. türkiye geneli iş bırakma eylemi yapın.
    bak bakalım o asgari ücret 2 katına bile çıkar mı çıkmaz mı.

    kimse sana hak ettiğini vermez. hakkın bu demez. hakkını kendin almayı öğreneceksin.
    yoksa önüne atılan kemiğe razı olacaksın.
  • devleti (ana/baba) gibi görme kültürünün yansımalarıdır. hükumet bireylerini, yöneticileri hizmet eden kişilerden ziyade hala orta çağ kafasıyla "lider/saltanat sahibi" olarak görürseniz başınıza gelecek şey tam olarak yaşadığımız süreç. bu öyle bir hamleyle değiştirilebilecek olgu değil, zaman ve süreç gerektiren bir evrim ki iktidar sahipleri bu evrimi geciktirmek için elinden geleni hep yaptı bu coğrafyada. eğitimle gelişecek olan farkındalık dışında bu döngüyü tersine çevirecek bir şey yoktur. bağnaz, meraksız, üşengeç, sorgulamaktan uzak toplumlar monarşilerle sınanmaktan kolay sıyrılamazlar ki hayat siz tam olarak öğrenene kadar ders vermeye devam eden bir öğretmendir.
  • ibne deyince alınır sadece, gönül rahatlığıyla sikebilirsiniz.
  • haksizliklara tepki verme ozelligi yillar icinde santim santim azaltilmis kimselerden olusur. sorgulamak eylemi "sorgulama!"ya donusmustur.

    birak otv'yi en basit islerde bile kimse hakkini aramiyor ki, aman basim agrimasin, aman tatsizlik cikmasin, ay simdi kim ugrasacak, e bana bir sey olur mu diye dusunurken hooop vergiler, nereye harcandigi belli olmayan paralar vs. takir takir odeniyor.

    apartman yoneticisine hesap dokumu nerde diye sorunca bile sanki kanlisina bakiyor gibi bakiyor adamlar. is yapmayana isini duzgun yap denmesi adeta ayip olmus.

    birileri de cikip z kusagina dislike atiyor, yahu bu cocuklarda umut, hayal, gelecek beklentisi kalmamis ki. zaten issiz, zaten ac, sansliysa aylarca para biriktirerek gelismis ulkelerdeki yasitlarinin imkanlarinin cok azina ulasabiliyorlar. ustune sosyal medyadan herseyden haberdar oluyorlar. bos beyinler var elbet aralarinda ama benim karsilastiklarim ciddi okuyorlar, acayip acayip konulari merak edip inceliyorlar. ha bu is icin cok zamanlari var, issizler cunki :) trajik durum.

    azinlik cocuklari haric, cogunluk 20 yasindaki cocuk sansi varsa kasiyer, tezgahtar, kurye vb islerde calisip kazandigi parayla yasinin geregi seyleri yapamiyor, once gecinmek zorunda.

    haksizliga susan dilsiz seytandir demisti biri bi zaman once, seytanlardan gecilmiyor ortalik.
  • halk değildirler. belki "ahali" olarak tanımlanabilirler, halk olabilselerdi önünde duramazlardı.
    neden?
    bize cebimizde olmayan parayı harcatıp harcadığımız paradan para kazanan, ödeyeceğimiz faize faiz ekleyip bunu kamu geliri olarak kaydeden, yetmedi dünya iktisat tarihinde ötv'nin kdv'si diye bişi icat edip uygulamaya koyan, vergi piramitleşmesi denilen cehennemi yaşatan bir yönetim anlayışını kendileri için lütuf kabul edenlerden halk-malk olmaz.
    istersen ahali, avam, yığın gibi yapı-bozumcu terimler kullanabilirsin.
  • biziz. cari açığın büyümemesi için bizim gibi ülkelerde ilaçtır ötv. öyle herkes her istediğini alamaz üçüncü dünya ülkelerinde. bok gibi yaşamaya mahkum olmak istemeyen sınırın diğer tarafına geçebilir.