şükela:  tümü | bugün
  • marc levy'nin can yayınlarından çıkan ikinci kitabı..
    görünürde susan ve philip'in yaptıkları seçimlerle hayatlarını nasıl değiştirdiklerinin ama daha derinde iki çocukluk arkadaşının upuzun sevda öykülerinin anlatıldığı roman..
  • (bkz: neredesin)
  • --- spoiler ---
    hayalle, gerçeğin karıştığı bir dünyada hayallerin gerçek hayatı yenmesine dair üzücü bir roman. kurgusu yerinde, sizi hemencecik içine alan, marc levynin anlatımıyla honduras'a giden kadına bir yandan hak verdiğiniz, diğer taraftan hayattaki tek şansın nasıl da harcandığını görüp, anlamlandıramadığınız, herkesin bir şekilde mutlu olduğu ama diğer yandan kırık olduğu, tam olmadığı, hiç bir şey böyle olmamalı dediğiniz romanlardan.

    basit ve yalın olandan vazgeçip kalbin sesine kulak tıkayıp, egonun peşinden daha çok ihtiyaç duyulanın peşine takılıp giden bir kadının ve ona aşık ve aynı zamanda onun en iyi dostu olan bir adamın hikayesi.

    sahi sizin hayatınızın merkezinde ne var ? hayatla yenişmeye çalışmak mı yoksa onu yaşamak mı ?
    --- spoiler ---
  • bazı kitaplara başlayıp zoraki birkaç sayfa okuyup köşeye attığım bir dönemde elime aldığım, kapağını görüp 'pfss aşk romanı bu yua' deyip önyargıyla başlamama rağmen, elimden bir türlü bırakamadığım beni yer yer mahvetmiş roman.

    -- sonrası pek spoiler değil ama yine de sen bilirsin --

    enteresan bir ilerleyişi var romanın. okuyanların anlayacağı üzere bir noktaya kadar olan kısım birinci bölüm, diğer olay örgüsü ikinci bölüm gibi geldi bana. birinci bölüm her türk gencinin kendinden bir şeyler bulacağı ve dertlere sürükleneceği bölüm. normalde bir arkadaşınızdan dinleseniz karşı tarafa sayıp sövebileceğiniz , ama iki tarafın da hikayesini bildiğiniz için iki tarafa da kızamadığınız bir hikaye var ortada. ikinci bölüme geçişiyle birlikte sonlara doğru iyice televizyon dizisi havası aldı roman (ki iyi ya da kötü demiyorum buna). yazarın neden bu kısmı bu kadar uzattığı hakkında iyice sorgulamalara başlamıştım ki aslında beklenebilecek, ama gerçekten hiç beklemedim bir gol geldi sonlarda. ama son 20 sayfada duyguları öyle bir değiştiriyor ki yazar ne hissedeceğinizi bilemiyorsunuz. mahvettin bizi marc reis.. sonuyla ilgili neden aklıma geldi bilmiyorum ama, alper canıgüz'ün dediği gibi; ''senden bana kalan her şey gibi kırık, ama asla atamayacağımı biliyorum.''
  • barış manço'nun 60'lı yıllara ait bootleg kayıtlarında ortaya çıkan bir parçasıdır.
    yaklaşık otuz yıl sonra çıkartacağı bal böceği şarkısının melodilerini bu şarkıda duymak mümkündür.
    (bkz: golden rollers)