şükela:  tümü | bugün
  • michael mayer namlı yönetmenin, "bir film yapayım ama, sadece konusuna bakan bile beni festivale alsın, hatta izlemeden ödülümü versin gideyim" amacıyla çekildiği belli, şablon filmi.

    bu ne be...

    film; bir filistinli ile bir israilli arasındaki eşcinsel ilişkiyi anlatıyor. öoh...

    bağımsız sinemanın da aslında kimi zaman ne kadar ticari olabileceğinin kanıtı adeta.
  • garip bir film.

    şöyle ki, oyunculuklar çok kötü, özellikle filistin'li genç çok çok kötü rol kesmiş. lakin filmde bir büyü var, sanırım konusu itibariyle insanı çekiyor. nitekim gerçek konular ve zorluklar üstüne kurulmuş bir film.

    özellikle filmin sonunda siktir çekebilirsiniz.
  • her şeyden önce belirteyim, kesinlikle kötü bir film değil. tamam israil'den çıkan en iyi film değil ama asla kötü de değil. ben beğendim. etkileyiciydi. gey temalı bir film. iki erkeğin aşkı çerçevesinden israil-filistin arka planında siyaset, terör, homofobi, nefret suçları, diplomatik ilişkiler tartışılıyor. oyunculukların kötü olduğunu düşünmüyorum. filistinli genci oynayan nicholas jacob öyle söylendiği gibi çok çok kötü bir rol falan kesmemiş bence. tamam, mükemmel değildi ama kötü de değildi. yahudi genci oynayan michael aloni ise gayet iyi bir oyunculuk performansı sergilemiş.

    --- spoiler ---

    nimr filistinli bir öğrenci. roy ise bir avukat. bir gün bir gey barda tanışıyorlar ve bir şekilde ilişkileri başlıyor. bu ikisinin ilişkileri üzerinden filmde filistin-israil arasındaki ilişkileri görmüş oluyoruz. öncelikle, filistin-israil ilişkileri hiç hakim olduğum konular değil. filistin'in bildiğim kadarıyla diğer birçok devletlerce tanınırlığı yok ve zaten sınırları da belli değil. yani israil toprakları içinde mi bir türlü anlayamıyorum zira haritalara bakınca da görünmüyor. öte yandan bu filmden bağımsız olarak israil'in filistin'i işgal ettiğini, sürekli bombaladığını duyuyorum oradan buradan. gazze mağlum.
    bu filmde ise nimr isimli karakter ramallah şehrinden. ramallah da filistin'e ait bir şehirmiş ama kudüs'e de birkaç kilometreymiş. e kudüs desen israil'de. işin içinden çıkamıyorum. bu yüzden filmde olan biteni çok da oturtamadım kafamda.

    mesela, nimr filistin'li bir üniversite öğrencisi ve israil'de okuyacak. tel aviv'e gayet rahatça girebiliyor ama orada yaşayamıyor, bu illegal oluyor. bunu bir türlü anlamadım. yani istanbul'dan izmit'e gider gibi mesafelerden söz ediyoruz ve istanbul'dan izmit'e gidip gidip orada yaşamamızın yasak olması gibi. ulusarası ilişkilerden pek de çakmadığım için bir türlü anlamıyorum. bu filmden bir israilli kadar zevk alamazdım bu yüzden büyük ihtimalle. çünkü siyasi ve diplomatik ilişkileri bilmiyorum.

    ama onun dışında filme dönecek olursak, güzel bir aşk hikâyesi. filmin yönetmeni de oyuncular da gayet başarılıydı. roy genç ve yakışıklı israilli bir avukat. gey ve ailesi bunu biliyor. zengin, güçlü. sağlam ilişkileri var. nimr ise ramallah'tan tel aviv'e gelmiş bir öğrenci. annesi, kız kardeşi ve bir abisi var. abisi terörist, ailesi ziyadesiyle homofobik. bu iki gencin siyasi ve diplomatik ilişkilere takılı kalmış, orta doğu'nun o gergin hattında patladı patlayacak ilişkilerini izliyoruz.
    birçok engelleri var önlerinde. birinin filistinli birinin israilli oluşu, ailelerinin eğitim farklılıkları, zenginlik-fakirlik, modernlik-cahillik, homofobi derken huzura eremiyorlar.

    mesela nimr'in roy'un ailesiyle, roy'un "erkek arkadaşı" olarak tanıştığı ve akşam yemeği yedikleri bir sahne var. bu sahnede insan anlıyor ki eş cinsel ya da heteroseksüel fark etmeksizin "sevgili"nin ailesiyle tanışma yemeğinde hep bir gerginlik oluyor. hep bir tanışan gencin, kendini tanıttığı aileye kendisi ispat çabası, o gerginlik, o beğendirme çabası. demem o ki, cinsel eğilimlerin bir önemi yok. geymişsin, lezbiyenmişsin, heteroymuşsun fark etmeksizin, iki kişi arasında yaşanan ilişki her daim aynı. aynı stresler, aynı korkular, aynı kavga ve ayrılıklar, ailelerle tanışmalar... bu anlamda bu sahne önemliydi.

    bir de duygusal bir havuz sahnesi var ki çok beğendim. konuştukları, havuza girdikleri, öpüştükleri sahne. çok güzel ve naifti.

    bu arada nimr'in ailesindeki öfkeyi, katılığı, acımasızlığı ve homofobiyi zenne filmindeki ahmet yıldız'ın ailesine benzettim. aynı cahillik, aynı nefret, aynı homofobi.

    sonuç olarak gayet güzel film. eytan fox filmlerinden ve einayim petukhoth isimli filmden sonra üçüncü gey temalı israil film deneyimim oldu. sadece sonu üzücü ve biraz havada kaldı. artık mutlu sonla biten lgbt temalı filmler olsun istiyorum.

    --- spoiler ---
  • kalp kıran bir konusu var. starcrossed lovers temalı filmlere iyi bir örnek.
  • kalp atışlarımı hissederek izlediğim film.

    konu çok sıradan olabilir, oyunculuklar kötü olabilir (ki ben oyunculukları gayet iyi buldum), festival filmi olabilir vs. hepsi iddia edilebilir ama ben bu filmi çok beğendim.

    nimer ile roy arasındaki aşkın imkansızlığı, aslında mutluluk bu kadar yakınken içine doğdukları, seçemedikleri boktan bir coğrafya ve o coğrafyayı daha da yaşanmaz kılmak için var güçleriyle uğraşan iğrenç insanlar tarafından mutsuzluğa mahkum edilen iki insan var.

    aşkı bulmak çok zor. hele ki iki eşcinselin bu dünyada böyle bir aşkı bulması milyonda bir bile değildir. iki farklı ruh birbirini tamamlayacak, birbirinin gözlerine baktığında mutlu olacak, birlikte film izleyip yemek yapacak, sabah uyandığında sevdiği bir çift göz ile karşılaşarak başlayacak yeni güne.... rüya gibi.

    ama araya giriyor birileri ve bunu engelliyor. çok yazık, çok acı, çok berbat...

    film bittikten sonra tek diyebildiğim 'iyi ki gerçek değil, iyi ki bir filmden ibaret!'.

    insan roy gibi bir sevgiliye bir kere sarıldıktan sonra ondan 1 günlük ayrı kalmaya bile dayanamaz ki...