şükela:  tümü | bugün
  • datça'ya bağlı mesudiye köyünde bir koy. kardeşi hayıtbüküdür.
  • hayıt büküyle aman karıştırılmaması gereken datça ciciz koylarından; kavga çıkar valla*
  • bir sürü bir sürü pansiyonun bulunduğu sevimli koy. iki üç tane de apart var. komşusu palamutbükü'ne oranla daha kalabalık, canlı ve fakat sıkışık. diğer komşusu hayıt bükü'ne göreyse, bahçelerin güzelliğinden, evlerin estetikliğinden midir nedir, daha sevimli*.
    bu koyun en uç noktasından palamutbükü'ne üç kez sol yapılarak ulaşılıyor. "geri dönüp üç kez sol yapacanız, bilmemne pansiyonun ordan sol, bi daa sol bi daa sol; ama buyrun* gelin bi çay içelim öyle gidin" diye dillendiriliyor bu yol koyun inanılmaz sıcakkanlı insanları tarafından.
  • bir cok pansiyonun bulundugu hayit büküne göre daha sakin, daha geniş ve büyük bir koy. eger burayi tercih ediyorsaniz ova pansiyon'u tercih etmelisiniz.
  • the guardian gazetesi tarafından belirlenen türkiye’nin "en iyi 10 plajı"nda birinci sırayı alan, datça'nın cennet koyu. çevresindeki küçük lokanta ve pansiyonlarıyla birlikte plajının parlayan çakıl taşlarıyla ovabükü, datça yarımadasına gizlenmiş koyların en güzeli.
  • hayıtbükü'nden güzel ama palamutbükü kadar değil.
  • datça yarımadasında yer alan sayısız koydan biri. palamutbüküne göre daha kısa, hayıtbükü`ne göre daha uzun. palamutbükü daha tercih edilesi olmasına rağmen kasapoğlu pansiyon nedeniyle hepsinden vazgeçilebilir. adamlar bu işi yani hizmet sektörünü biliyor. bir aile tarafından profesyonelce* idare edilen pansiyon beklentilere fazlasıyla cevap veriyor. kendi yetiştirdikleri ürünleri atom karınca gibi çalışan elemanlarla servis yaptıkları için memnuniyet seviyesi hat safhada oluyor. bozburun'daki otel mete'den sonra buradaki hizmet insanı şaşırtıyor. sakin, sessiz bir ortam, temiz odalar ve kaliteli hizmet arayanlar için kesinlikle tavsiye ederim.

    gelelim deniz olayına...

    ovabükü'nde denize girerken biraz dikkatli olmak gerek. giriş kısmı kum ve küçük çakıllardan ibaret olsa da birkaç metre sonra iri kayalar mevcut ve bu da ayakta durmayı zorlaştırıyor. daha da kötüsü eğer ayağınızda terlik, palet gibi bir materyal yoksa ayağınızı vurup yaralamanız olası. aman diyim dikkat. burası da diğer koylar gibi 8-10 metre sonra derinleşip boyu aşıyor. küçük çocuklu ya da yüzme bilmeyen aileler için karaincir daha uygun bir alternatif olabilir. hava sakin olsa bile bir miktar dalga var, yukarıda bahsi geçen kayalar olmasa yüzmek bu nedenle daha eğlenceli bir hal alabilirdi ama doğa bu, kafa tutulmaz.

    amatör balıkçılar için de plajın sol tarafındaki kayalıklar tavsiye ediliyor. olta ve zıpkın ile avcılık mümkün. melanurya, mevsimine göre çupra, karagöz, kolyoz ve hatta palamut bile çıkarılabiliyormuş. sokkan balıklarına dikkat ettiğiniz sürece kıbrıs olta ile melanurya her mevsim oluyormuş. hatta 5 metre civarına dalabilenler için 1 kiloya kadar melanurya avlamak mümkün.

    son olarak buraya gelebilecekler için pansiyonun web sitesi;

    http://kasapoglupansiyon.com/
  • datça'dan palamutbüküne doğru giderken öncelikle levhaları sonrasında ise keskin virajları takip ederek bulabileceğiniz bir cennet.hayıtbükü ile palamutbükü arasında kalan bu topraklar öyle bakirdir ki düzgün bir yolu bile henüz yok.deniz kıyısında bulunan birkaç restorandan ve pansiyondan ibaret olan bu bükün özelliği en başta gayet sakin,denizinin temiz,renginin inanılmaz güzellikteki bir mavi olmasıdır.lakin ufacık bir su yutsanız bile akdeniz'de yüzdüğünüzü tuzluluk oranından hemen anlayabilirsiniz.benim hayatımda yüzdüğüm en tuzlu fakat en temiz ve sakin denizdi diyebilirim.ayrıca datça'nın genel bir özelliği olan taşlı plajları burada da hüküm sürmekte.öyle ki ben gibi(yine) alışık olmayanlar için o denizden çıkmak bir ölüm idi.taşlardan dolayı yürüyüp kıyıya çıkmak hayli zor.bu bakımdan deniz ayakkabısı olur palet olur bu gibi şeyleri yanınıza almanızda fayda var.
    kısacası sessizlik,güzel ama tuzlu bir deniz,samimi insanlar en önemlisi de huzur arayanlar için doğal hayatın tam içinde bir yer.içimden bir ses bu yazıyı yazmamamı söylese de ben paylaşımlarımı aktarmadan duramadım.lütfen o güzelim doğayı koruyacaksanız gidin bu cennet yere,sonu bodrum gibi olsun kimse istemez çünkü.
  • palamutbükü'nü görüp de burayı tercih edebilmek biraz zordur, en azından benim için. karşılaştırmak gerekirse:

    1. palamutbükü'nün plajı taşlık, ovabükü'nün taş-kum karışımıdır. kumu seven birisi değilim.
    2. palamutbükü'nün denizi genelde sakin, ovabükü'nün denizi genelde dalgalıdır. dalgalı denizi seven birisi değilim.
    3. palamutbükü'nde en azından akşamları çıkıp yürüyerek 1 saatinizi geçirebilirsiniz. ovabükü'nde gezerseniz yemek yiyenler "aha gezen var lan" edasıyla size bakar, akşamları yürüyüş gibi bir olay yok.
    4. bebek arabasıyla ovabükü yollarında gezmek bir eziyet zira sahil yolu basılmamış kaba mıcır. palamutbükü bunun yanında otoban.
    5. palamutbükü'nde birkaç market var, kasap var, manav var, 2 adet pastane var. kısacası rekabet var, çeşit var. ovabükü'nde 1 market var, o da sanki sex shop. 2 torba bir şeyler alıyorsunuz 40-50 tl veriyorsunuz. ekmek bitiyor, 3 gün limon gelmiyor bakkala, bildiğin yokluk.

    kısacası hiç sevemedim ovabükü'nü. palamutbükü'nün hastasıyız.
  • bu yaz büyük umutla gittiğim lakin büyük hayal kırıklığına uğradığım, gitmeyi düşünenlere kesinlikle tavsiye etmediğim yerdir. denizde öğlenin belli saatlerinde inanılmaz sintine olmasının yanı sıra önümüzden kadın pedi bile geçti. hadi dedik şnorkel ile dalıp bari açılalım bir iki doğa görelim. doğanın d harfi bile yok suyun altında.

    bunlara ek olarak ne plaj ne işletmeler hiç bir numarası yok. palamutbükü de bunun biraz daha işletmeli ve gelişmişi.

    sözün özü, orjinal bir durumu olmayan, tavsiye edilmeyesi yer.