şükela:  tümü | bugün
  • havayolları şirketlerinin no show' ların etkisini azaltmak amacıyla seferin koltuk kapasitesi üzerinde rezervasyon yapması...
  • fazlaya kacilmadigi muddetce havayollarinin daha fazla kazanmasina olanak saglayan olusum.
  • havayolu sirketleri overbook durumunda cesitli taktikler kullanirlar ki, bunlarin en yaygini "eger aceleniz yoksa, bir sonraki ucakla gidin, ayrica su kadar dolarlik indirim kuponu verelim" seklindedir. mutlaka o ucakla seyahat etmek zorunda olmayanlar icin avantajli bir durumdur bu. bu teklifleri kabul edecek yeterli sayida yolcu cikmazsa, o zaman kendileri secmeye baslarlar ki (ornegin daha gec check-in yapan baska ucusu bekler gibi), bundan kacinmanin en iyi yolu mumkun oldugunca erken check-in yapip, isi saglama almaktir.
  • her ne kadar gecen senenin istatistiklerine bakilarak yapilan ve bos koltuklarla ucmayi engelleyen gerekli bir hadise olarak gösterilmeye calisilsa da, müsterileri hizla kaybetmeye yaradigi icin tehlikeli bir stratejidir. elinizde 100 koltuk varsa , gecen senenin verdigi deneyimle yaklasik 12 kisinin bilet alip gelmeyecegini tahmin edersiniz ve 112 bilet satarsiniz. ama bütün yolcular gelirse de 12 kisi ne yazik ki ucamayacaktir. bunu cözmek icin vdb ararsiniz, geride kalan yolculariniza yüklü bir miktar ceza öder onlari baska yollardan ucurmaya calisirsiniz ama lufthansa gibi olayi abartirsaniz yolcularinizi da bir daha göremeyebilirsiniz. cünkü sydney´e ucup oradan büyük bir grupla bir ayligina yeni zellanda turuna cikacak bir insana "sizi yarin ucuracagiz, 500 dolar da tazminat verecegiz" demeniz hic bir ise yaramaz. adam binlerce dolar verdigi gezisini kaciriyor..
  • nedense bana seinfeld'te rezervasyon yaptirmak ama ayirttigin yeri/koltugu/arabayi/vesaireyi bulamamakla alakali su sekansi hatirlatan durum.

    jerry: seinfeld. i made a reservation for a mid-size, and she's a small. i'm
    kidding around, of course.
    agent: okay, let's see here.
    ...
    agent: i'm sorry, we have no mid-size available at the moment.
    jerry: i don't understand, i made a reservation, do you have my reservation?
    agent: yes, we do, unfortunately we ran out of cars.
    jerry: but the reservation keeps the car here. that's why you have the reservation.
    agent: i know why we have reservations.
    jerry: i don't think you do. if you did, i'd have a car. see, you know how to take the reservation, you just don't know how to *hold* the reservation and that's really the most important part of the reservation, the holding. anybody can just take them.
    agent: let me, uh, speak with my supervisor.
  • uçak yolculuğunun oscar'a aday saçmalıklarından biridir efendim. işin en pis tarafı, biletle ilgili kural ve koşullarda bunlar yazdığı için bileti alırken bu riski kabul etmiş sayılıyorsunuz ve yukarıda yazılanların ötesinde hiç bir hak iddia edemiyorsunuz. inanılmaz bir saçmalık hakikaten, düşünün ki havayolu şirketi uçağa kapasitenin üzerinde bilet sattığı için siz o uçağa binemiyorsunuz ve havayolu şirketi bu yaptığı gayet normal bir şeymiş gibi davranıyor ve sizden de bu gayet normal bir şeymiş gibi davranmanız bekleniyor. aynen bagaj kaybı hadiselerinde olduğu gibi.
  • (bkz: çifte rezervasyon)
    illa uydurmak gerekirse (bkz: taşkın rezervasyon)
  • "oturacağınız koltuğu check-in işleminiz sırasında belirleyeceksiniz" cümlesinin altında yatan anlamdır. belirleyemeyedebilirsin. reconfirmation ve online check-in işlemlerini de anlamlı kılan nadide bir uygulamadır.
  • toplam oda sayısından fazla rezervasyon yapmak.
  • ülkemizde mebzul miktarda bulunan x turizm'in aynı bileti iki kişiye satmak fiilinin muhtemelen amerikan universitesi bitirmiş hali. tek kelime ile kepazelik. bunu istedikleri hukuka uydurmaya çalışırlarsa çalışsınlar fikrim değişmez.