şükela:  tümü | bugün
  • ingilizce bir fiil.

    aşırı düşünme, bütün detaylara takılma, ufak tefek şeyleri bile gereksizce uzun uzadıya düşünme olayı.

    curb your enthusiasm ve seinfeld izleyenler de az çok bilirler nasıl bir şey olduğunu. zaten bu tip insanlar mizahta sık sık kullanılırlar ama işin garibi mizahı yapanların da hemen hepsi overthinker'dır.
  • zamanla insanı kısırdöngüye sokabilecek düşünme bozukluğu. çoğu insanın örneğin 2. seviyede bırakacağı detayı misal 10. seviyeye ve alt seviyelerine kadar düşünmek, bundan yorulmak, beynin süngere dönmesi olarak tanımlanabilir.

    her konuda beynin bu şekilde çalışması muhtemel olabileceği gibi, belli konulara ya da kişi ve olaylara yoğunlaşmak suretiyle de vuku bulabilir. adamı zamanla alkolik edebilir.

    işin açmaz oluşturan kısmı iki bağıntılıdır: birincisi, beyninize "düşünme" diye bir komut veremez onu engelleyemezsiniz, otonom bir faaliyettir bu. ikincisi overthinker olunduğunun kabullenilmesidir ki, beyin çok mantıksal bir iş yaptığını zannetttiği için bu da zordur biraz.

    aşırı düşünme, olayları yorumlarken kurgusal kanıtlar üretme, bunlardan yola çıkarak sonuçlara varma, bunların doğruluğunu kabullenme, yanlış yargılara varma şeklinde sonuçlanabilir çoğu zaman. insanın uykularını kaçırır, baş ağrısı yapar.

    en geçerli çözümü, aşırı düşünmenin başladığının farkedildiği an, düşünmenin kesilmesidir. düşünmeyi bıçak gibi kesemeyecek olduğunuzdan, başka konulara ya da olaylara odaklanarak, ya da beyin jimnastiği yaptıracak faaliyetlerle uğraşarak, aşırı düşünme engellenebilir.

    önlem alınmazsa insanı depresif durumlara sokar. pek fena eder adamı.
  • öldürmez ama süründürür.
  • zaman zaman hayatı çekilmez kılan düşünme bozukluğu/aşırılığı. özellikle sosyal hayatı olumsuz etkiler. karşıdaki insan bir şeyler anlatırken birdenbire o cümleyi kurmasına neden olan yüzlerce belki binlerce olayın neden-sonuç şeklinde kafanızda canlanmasına neden olur. açıklanamayan bu düşünceler insanı zaman zaman düşünce dünyasına kapanmaya iter.

    ancak sadece olumsuz bir şey değildir. kaotik düşünme bazen hiç kimsenin fark edemediği şeyleri fark etmenize neden olur. açıklamakla uğraşmazsınız. insanların basit yorumlarına gülümser kafa sallar geçersiniz. kısaca varlığı bir dert yokluğu bir dert.
  • sallıyor olabilirim ama kadınların, erkeklere göre daha erken 'yaşlanma'larının nedeni bu olabilir (tabii öyle bir şey varsa!)

    ne demek istediğimi hemen gerçek ve sanal birer örnekle açıklayayım:

    gerçek örnek:

    annemi ararım ve bu gece, diğer evimizde kalacağımı, teyzemin oğlunun de geleceğini söylerim.

    (not 1: eve birileri gelecek ama gelen kişi, teyzemin oğlu değil gerçi ahah. neden mi teyzemin oğlunun geleceğini söylüyorum o halde? 1638162 gün sonra bile annem o eve gelse, benden başka birisinin kaldığını kesin anlar. dedektör var sanki kadında. gelecek kişi pek de anneme anlatılacak cinsten biri olmadığından dolayı, teyze oğlu deyip geçiştireceğim.

    not 2: teyzemin oğlu, bu evin yerini bilmiyor)

    zrrrrr...

    - anne ben bu gece bizim diğer evde kalacağım.
    + kendini üşütme, hava soğuk, sıkı giyin, falan fişman feşmekan bla bla bla...
    - tamam anne.
    + karnını doyur, aç bırakma, kar yağıyor dikkat et yollara.
    - tamam anne, görüşürüz. (işbu anda, soru sormazsa rahat etmeyecek hastalığına yakalanmış annemin aklına yeni bir soru gelir)
    + ahmet (teyzemin oğlu), bizim evi bilmiyor ki, nasıl gelecek?
    - o bilmezse ben biliyorum yahu.
    + teyzenin haberi var mı?
    - hasbinallah... (inşallah teyzemi aramaz! keşke arkadaşım gelecek mi deseydim acaba!?)
    + haa bak ne diyeceğim, televizyonda gördüm, hırsızlık olmuş o civarda. dikkat edin kendinize.
    - ...

    sanal örnek:

    babamı ararım ve bu gece, diğer evimizde kalacağımı, teyzemin oğlunun de geleceğini söylerim.

    zrrrrrr...

    - baba ben bu gece bizim diğer evde kalacağım.
    + tamam görüşürüz.

    bu örneklerde bahsi geçen anne 60 yaşında olup hastaneyi ikinci evi bellemiş bir kalp ve panik atak hastası, 68 yaşındaki baba ise hastaneye nerdeyse hiç uğramamış, dünya yansa umrunda olmayan bir garip ademoğlu.

    demem o ki, çok fazla düşünmeyin, rahat olun, aksi bir durum hem kalbinize hem beyninize hem sağlığınıza hem de kendinize zarar...

    dipnot: annemden yine aramasını, havanın ne kadar soğuk olduğundan bir kez daha dem vurmasını bekliyorum. du bakalım, arayacak mı?
  • bende olan ruh hastalığı. sadece bunun için bile ciddi yardım almam gerektiğini düşünüyorum.

    kafama takılan bir şeyi o kadar çok düşünüp kafamda büyütüyorum ki, o küçücük detay ya da sorun çok büyük bir trajedi haline geliyor zihnimde.

    hatta fazla düşünmekle kalmayıp, sorunun şimdiki halini ele alırken, peki 10 sene sonra ne olacak? 20 sene sonra ne olacak? gibi sorularla da kendimi yorabiliyorum. tabi bunun yanında, sorunun sadece kendisini değil, olabilecek tüm ihtimalleri - genellikle kötüleri - düşünüp bir anda durup dururken çok büyük mutsuzluklar yaşadığımı farkediyorum.

    elbette hayatta herkesin belli başlı sıkıntıları var. ve elbette bunları ciddiye de almalıyız tamam, ama en büyük sorunumuz hayatı gereğinden fazla ciddiye almak galiba. hayat dediğimiz nedir ki? doğduğumuz ve öldüğümüz an arası soluduğumuz mutlu anlardan ibaret. ama benim gibiler, bazen beyinleri yanana kadar düşünüp hayatı kendilerine zindan ederler. böyle yapmayın. akışına bırakmayı öğrenin. ben de öğreneceğim bir gün. inanıyorum. en azından kendimi eleştirip kendimde nelerin eksik, nelerin yanlış olduğunu görebiliyorum. bu yüzden inanıyorum. ben de bir gün akışına bırakmayı öğreneceğim.
  • minimal versiyonunda "nasıl olsa hepsi aynı kapıya çıkacak" denilebilecek düşünme biçimi. ancak bunun için yüz saraydan, bin kapıdan geçmiş, kaleleri fethetmiş, gönülleri kazanmış, ununu elemiş, eleğini asmış sonra da hepsini birden kaybetmiş olman falan gerekiyor...

    denizler aştım geliyorum.
  • aşırı düşünmenin başladığının fark edildiği an 100 den geriye 3 er 3 er saymanın faydası olabilir
  • kendinizi yok etmenin en kolay yolu. bununla övünerek kendini cinyıs gibi göstermeye çalışan soytarılara bakmayın. düpedüz zararlı bir alışkanlık, kötü bir özellik, övünülecek bir şey değil.
  • bazen kişiyi konuşamamaya iten durumdur. siz "şöyle diyeyim ama böyle dersem böyle mi der, yoksa şöyle mi, yoksa bunu mu desem" diye düşünürken konu değişir ve hiçbir şey söyleyemezsiniz.

    bu sorunu çözen gözlemlediğim 2 madde var biri alkol biri de kafein. alkol aldığınız zaman bu düşünme periyodunu siktir edip aklınıza geleni söylersiniz. kafein alınca ise(1 bardak kahveden bahsetmiyorum) bu düşünme süreci daha hızlı işlemeye başlar ve konu değişmeden karar verebilirsiniz.

    tabi bunlar sadece kendimde gözlemlediğim durumlar olup herkeste aynı işleyeceğini garanti edemem...

    eyyorlamam bu kadar