şükela:  tümü | bugün
  • bayern münchen'in sağ ve sol kanat oyuncusu, (d a mrl) genç ingiliz yıldız adayı. ingilizmiş ben alman sanıyordum. üstelik bayern münchen'in altyapısından yetişme görünüyor ya da 4 yıldır bayern münchen'de oynadığı için gene ben yanılıyorum belki de.
    her neyse, "önemli bir sakatlık yaşamazsa adından çok söz ettirecek, gelecek için umut veren bir futbolcu" şeklinde bir yargıda bulunursam yanılmayacağım kesin...
  • büyük oyuncu olmasina ragmen pek yildizi parlamamiş ingiliz futbolcu.

    1 temmuz 2006 ingiltere portekiz maçi'ndaki harika performansiyla ömer üründül'e bile parmak isirttirmiş, kendisine hayran birakmiştir izleyenleri.

    insan orta sahayi buna birakir kendi go on holiday * yapar, o nasil bir performanstir 120 dakika sahayi dar etti portekizlilere

    ayrica ingilterede penalti atişlarini gole çeviren yegane oyuncu olmuştur.
  • kupa öncesi ingiliz bulvar basini tarafindan hakarete varan elestirilere ugramis topcu. "kanadali bavyerali, ingiliz bile degil" seklinde lakaplar takilan kisiden (ceyrek finalde seref gollerini atan kisi) ayni basin grup maclarindan sonra özür dilemek zorunda kaldi.
  • eğer emre bayern'e gitmeyi kabul ederse, ocak ayında mancehster united oyuncusu olacak kral orta saha(cı).
  • ayrica nba.com'a fasafiso bir blog yazmakta olan adam.
  • manchester united'ın ara transferde kadrosuna katmak için 20 milyon pound teklif ettiği ingiliz orta saha oyucusu. manu eğer bu transfer gerçekleşirse, bu sezon iki ingiliz orta saha oyuncusu için* toplamda 35 milyon pound bayılmış olacak.
  • manchester united'ı sonunda muradına erdiren futbolcu. 2007 ağustosuyla beraber kendisini old trafford çimlerinde göreceğiz.
    hediyesi ise yalnızca 25 milyon euro.
  • 17 milyon pound'a united'a transferi resmi olarak gerçekleşmiş futbolcu.

    http://www.4thegame.com/…_seal_hargreaves_deal.html
  • bu futbolcuyla ilgili en dikkat çekici ayrıntı, ömründe hiç birleşik krallık'ta top koşturmamasına rağmen 21 yaşında ingiltere milli takım formasını giymeye hak kazanmış olmasıdır. bundan 6 sene sonra manchester'a geldi tabi.
  • soğuk bir kış günü, senelerden 1981'incisi, aylardan ocak olanı, günlerden de 20'incisinde dünyaya gelen owen lee hargreaves'e ocak ayında doğduğu için, ninesi "owen" ismini uygun görmüş...

    ninenin uygun gördüğü “owen” isminin muhtemel hikâyesine gelince; ingilizce’de “owen” diye bir isim ya da kelime yok. en yakın ihtimal “oven”, meâl-i türkçesi “fırın” anlamına geliyor. “oven” köken olarak almanca’dan ingilizce’ye geçmiş bir cins isim. eski ingilizce’de “ofen” olarak yazılıyor, ki “ofen” almanca “fırın” demek oluyor. buradan hareketle bir çıkarım yapmaya çalışırsak, güngörmüş nine, buz gibi bir memleket olan kanada’da, yılın en soğuk ayında dünyâya gelen sevgili torunun sıcacık bir baht sâhibi olması dileğiyle “owen” ismini uygun görmüş olabilir. aksi takdirde, bir ninenin torununa “fırın” diye isim koyması pek ihtimal dâhilinde görünmediği için, “oven”, belki yerel ağızdaki söylenişiyle “owen” olarak yazılıyor olabilir.

    kanada ülkesinin calgary şehrinde dünyâya gelmek kısmetine çıktığı için kanadalı sıfatını haîz olan hargreaves, 1980'li yıllarda ingiltere'den kanada'ya göç eylemiş margaret ve colin hargreaves'in üç erkek evlâdından en küçük olanı ve kanada'da doğan yegânesi.

    derler ya, “ayaktopunu ingilizler icât etmişlermiş de ayaktopu ingiliz milletinin atasıporuymuş...”, yalan değil. owen’in babası da ayaktopu hizmetkârıymış. colin hargreaves, vaktiyle bolton wanderers forması giymiş. iki erkek kardeşinin ikisi de ayaktopuna lâyıkıyla hizmet etmişler. evin tüm erkekleri futbol ile haşır neşir olunca, owen’a da meşin yuvarlağın peşinde büyümek nasîp olmuş. henüz beş yaşında iken de o meşin topa yetişip ilk tekmeyi sallamak kısmet olmuş.

    owen 12 yaşında geldiğinde, beybabası tutmuş elinden, yakın bir arkadaşının yanına varmış. demiş al bizim en küçük oğlanı, senin yanında ayaktopunun inceliklerini öğrensin, ayaktopu da bizimkinin inceliklerini öğrensin. “cedar ridge jacks” ismindeki ortaokul takımını çalıştıran bu hoca da demiş, olur.

    owen 14 yaşına gelip de sarı tüyleri kartlaşma belirtileri gösterdiği vakit, senelerden 1995’incisine gelindiğinde cedar ridge jacks, calgary foothills fc ismindeki bir başka kulübe intisâb etmiş. bu calgary foothills fc’nin de bir alman hocası varmış ki burk kaiser derlermiş adına, onun da alman bir yardımcısı varmış, ki thomas niendorf derlermiş ona da...

    tesâdüf bu ya, calgary foothills fc’in 15 yaşaltı şampiyonu oldugu 1996 yazında, o zamanlar fc bayern münih’in altyapı sorumlularından harald hoppe da yaz tatilini kanada’daki arkadaşları burk ile thomas’ı ziyâret ederek geçirmek istemiş. bu harald hoppe, owen’i görmüş. malın iyisinden anlıyormuş. çocuğu beğenmiş. o zamanlar henüz cep telefonu bugünkü gibi yaygın değilmiş. soyunma odasındaki ankesörlü telefondan bavyera’yı aramış. demiş, müthiş bir yetenek. demisler, ne edek. demiş, ingilizler kelek. demişler, al gel hele bi görek, yedirek yavrucağa bir bavyera usulü börek...

    senelerden 1996’ıncısı, aylardan ekim olanı, owen, münih’in säbener straße’deki tesislerinde bir çalışmaya katılarak alman hocalarını tatmin etmiş ve ardından senelerden 1997’incisi ve dahi aylardan temmuz ise, bir başka olmuş owen. fc bayern münih’in yıldız takımına katılmış. kanada’da dünyaya gelen bir ingiliz milli takimi oyuncusunun, almanya’nın bavyera eyâletinde, münih forması giymesinin hikâyesi, hayret edilecek şey ama, tıpkı böyle olmuş...