şükela:  tümü | bugün
  • ilk bakışta izel çelik ercan gibi üçü bir arada tadında görünse de, aslında tek başına kahraman; doktora yapmış öğretim üyesi, avukat. bitirdiği üniversiteler ise şöyle;
    ankara üniversitesi/michigan universitesi, milano universitesi (llm), koln ve freiburg üniv. (dr.)

    (ukteyi kahvegibi diye biri 07.12.2006 16:56 civarinda vermi$)
  • tek bir insanın bu kadar işi başarmasının imkânsızlığından hareketle, öykü aydın ve didem aydın adlarını taşıyan tek yumurta ikizi kardeşlerin birlikte yaratarak bize yutturdukları bir kombinasyon olmasından ziyadesiyle işkillenmeye başladığım pek sevgili arkadaşım ya da arkadaşlarımdır. işin peşini bırakmayacak, çaktırmadan bir açıklarını kollayacak, sık sık arayarak ve mümkün oldukça yüzyüze görüşerek elbet bir çelişkilerini yakalayacağımdır.

    biri avukat ve çevirmen, diğeri akademisyen ve romancı olabilir mesela. biri evde roman yazarken diğeri öykü didem aydın olarak avukatlık yapmakta, sonra öbürü akademisyen olarak aynı adla görev yaparken evdeki çeviriyle uğraşmaktadır. aslında biri almanca ve ingilizce, diğeri italyanca ve ingilizce biliyordur. ankara hukuk'u el birliğiyle bitirdikten sonra biri almanya'daki üniversitelerde (köln ve freiburg), diğeri italya ve amerika'dakilerde (milano ve michigan) okumuştur.*

    yine de araştırmam sonuçlanana kadar her ihtimale karşı "maşallah, allah nazardan saklasın" dediğim, yrd. doç. dr. jur. şeklinde bir ünvanı ve çevirmen, yazar, avukat, akademisyen, kokartlı mokartlı profesyonel turist rehberi (daha vardır, olabilir; bunlar benim tespit edebildiklerim) sıfatlarını haiz kişidir.
  • biri almanya'da, diğer ikisi türkiye'de yayınlanan üç kitabın yazarıdır.

    1. üç demokraside düşünce özgürlüğü ve ceza hukuku - 1: amerika birleşik devletleri

    (seçkin yayıncılık, 2004, büyük boy 536 sayfa).

    2. "die strafrechtliche bekämpfung von hassdelikten in deutschland und in den vereinigten staaten von amerika"

    (almanya ve amerika birleşik devletleri'nde nefret suçları ile cezai mücadele - her iki sistemde yabancı düşmanlığı ile mücadelenin kriminolojik, ceza hukuku ve anayasal boyutları)

    (iuscrim verlag, freiburg, 2006, 520 sayfa)

    3. eski sinagog meydanı - roman

    (iletişim yayınları, şubat 2009, 421 sayfa)

    şu da iletişim'in eski sinagog meydanı için yazdığı tanıtım:

    almanya’nın köln ve freiburg kentlerinde geçen tekinsiz bir hikâye. cesedi ren nehri’nden çıkan eski dazlak kerstin… kerstin’in cinayetten mahkûm sevgilisi türk göçmen cihad, uyuşturucu bağımlısı tina’nın kayboluşunun sırrı ve neo-nazilerin oynadığı 14 kelimelik dehşet oyunu…

    kanlı bir bıçaktan yola çıkarak cihad’ın masumiyetini kanıtlamaya çalışan kriminolog aşkın… uluslararası suç merkezi’nin güvenli koridorlarından almanya sokaklarında dedektifliğe uzanan, gerçekle kurmaca arasındaki sınırın kalktığı bir macera...

    öykü didem aydın, paralel iki aşk hikâyesi ve polisiyeyi yarıştırırken en temel insani sorulara da yanıt arıyor: insanları bir arada tutan nedir? konuştuğumuz diller ne anlatamaz? kimliğimizi belirleyen nerede doğduğumuz mu, nerede büyüdüğümüz mü? suç ve ceza, masumiyet ve mahkûmiyet, aidiyet ve kimliksizlik kavramlarını sorgulayan, sürükleyici ve sarsıcı bir roman.
  • hacettepe üniversitesi hukuk fakültesi anayasa hukuku anabilim dalı başkanı.

    önceki uğraş, ünvan ve sıfatlarına ek olarak.
  • hacettepe üniversitesi'nde ınr122 constitutional law dersinin hocası. son iki haftadır derse gelmemektedir. ciddi bir hastalığı olabileceğinden şüpheleniyorum. sigara içtiği sesinden belli oluyor.
  • eylül ayında yeni romanı "ortaklar ve hissedarlar" adıyla, everest yayınlarından piyasaya çıkacak olan hukuk insanı.bütün özelliklerine ve ünvanlarına ek olarak son derece naif ve yardımsever bir akademisyendir.iletişim'den çıkan eski romanı için burdan
  • "öyle bazı sözler, öyle bazı tamlamalar vardır ki anlamlarının tanısal olarak kavranması anlatmaya yeltendikleri gerçeklikler hakkında bilgi sahibi olmamıza yetmez.bunların bir kere duygusal olarak kavranması ve işte o heyecansal bağlamda sarfedilmiş olmaları gerekir.bazı sözcükleri bir cümle içinde kullanabilmiş olmamız bize hayat hakkında değerli sayılabilecek bir bilgi vermemiştir.yoğun bakım ünitesi, gece kalkan tran, sabahın ilk ışıkları, zamane çocuğu, kanamalı hasta ve daha niceleri gibi.herkes kendi örneğini çoğaltabilir ve aslına bakılırsa, her koyun kendi bacağından asıldığı için asılan koyunlar ya birbirleriyle tanışma fırsatı bulamadan can vermişler ya da tanışmışlarsa bile artık bu tanışıklığı yeniden üretmeleri olanaksızdır"

    ortaklar ve hissedarlar / s.199
  • "geleceğim" dediği derse ayağı kırıldığı için gidemeyen ve bunu 4 sene sonra anca hatırlayabilen öğrencilere sahip akademisyendir aynı zamanda.

    mezuniyet töreninde mehmet yüksel'e vefa gösterilmesi konusunda duyarlılık gösterilmemesine bozulan ve bunu da kendince uygun gördüğü bir mecradan dile getirmesi tuhaf karşılanan ve memleketin içinde bulunduğu "hassasiyet" gözetilerek, bu davranışı saçma sapan yerlere bağlanan bir akademisyendir.

    oysa çok değil, daha 24 saat önce memleketin orta yerinde bombalar patlamış, 44 insan ölmüş.bir hukukçu adayı olarak bu konularda hassasiyet göstermek zor olmasa gerekti ama artık o sınırı geçtik sanırım.

    hamiş : adı geçen akademisyen için şöyle de bir entry serisi var.napak şimdi hangisine inanak? "ders sallayan" akademisyene mi? yoksa "anlatılmaz yaşanır" akademisyene mi?
  • kemal göktaş'la yaptığı ve bugünkü cumhuriyet gazetesinde yayınlanan söyleşisi:

    "hacettepe üniversitesi’nden doç. dr. öykü didem aydın, referandumdan geçen değişikliklerle siyasetin sınırlarının olmadığı bir anayasa ya da ‘anayasasızlaştırma’ dönemine girdiğimizi söyledi. avrupa konseyi venedik komisyonu üyesi aydın, 'türkiye’nin anayasa sorunu bitmedi, yeni başlıyor. çünkü anayasacılığın çağcıl düzeyinden bir geri dönüş söz konusu' diye konuştu."

    http://www.cumhuriyet.com.tr/…ir_donem_basladi.html
  • kendisi ile websitesi işine başlanılmamasını öneririm, ilk yaptığımız işte iş biraz uzasada ulaşmak istediğimizde kendisine hep ulaşabildik. ödemede sorun olmadı diye hatırlıyorum, ama daha sonra aklında ki iki farklı proje için görüştüğümüzde hep ekti nedense, şehir dışından görüşmeye çağırıp telefonlara bakmamakta bilemiyorum, yakıştıramadım kendisine..

    bu arada ilk iş dediğim 5-6 yıl önce gerçekleşti, bir aracı ile yaptık işi, bir kaç sene sonra başka bir iş için görüştük, birden telefonlara bakmaz oldu. ondan bir iki sene sonra tekrardan iletişime geçti, bu sefer farklı bir iş yapmak istedi, oluru olmazı için ofisine görüşmeye davet etti, ankaraya gittiğimizde telefonunu açmadı. iyi dedik birşey olmuştur, aradan birbuçuk iki sene geçti hala daha geri dönmedi. garip.