şükela:  tümü | bugün
  • roman yazarlığıyla kıyaslandığında, günlük tutan 15 yaşındaki kız nahifliği gibidir. şahsi kanaat olarak derim ki tırışkadan bir iştir. er kişi dediğin şiir roman neyin yazar.
  • bir sike derman olmayandır.

    yayınevleri, niteliği ne olursa olsun öykü kitabı basmaya pek yanaşmıyorlar. varsa yoksa kahraman tazeoğlu ve kötü çocuk romanları...

    ancak sağlam bir çevreniz varsa; istisna.
  • kendi tınısını yakaladıktan sonra, keyif alacağı olayları yazıp doğrudan kitap olarak yayınlatması gereken kişi. amatör ruhla ama ciddi anlamda iki senedir uğraşıyorum. fanzin gibi rahat mecralardan sonra şimdi daha ciddi bir işe giriştim. insanlar bu konuda genelde dergilerde de kişinin kendini test etmesi gerekir diyor. ancak popüler dergilere baktığımızda üretim anlamında seni çok dar yerlere hapsediyorlar. daha az kişiye ulaşan kaliteli dergiler ise adı üzerinde az kişiye ulaşıyor. o yüzden doğrudan kitap basmak da benzer bir tecrübe verecektir.
  • kurmacanın, bir düşünce, fikir bulup hayal kurmanın ürünü olabilir. rüyaları da öykü yazmanın bir malzemesi sayabiliriz.
    bir çeşit uydurukçuluk gibi öykü yazarlığı. öyle görünüyor bakınca.

    bakınca öyle görünür ama öyküyü anlatınca başka görünür öykü. bana nasıl görünür?
    (öncelikle ben kendime "öykü yazarı" demiyorum, çünkü yazar bile değilim zaten)

    bence öyküde çeşitli noktalar belirlemek gerekir. hangisinin başlangıç, hangisinin köprü, hangisinin sonuç, hangisinin ... olacağı önemli değil. noktalar bir araya gelip bir çizgi/yol da olur, bir kutu/oda da olur. noktaları bir harf olarak da d
    üşünebiliriz, bir sözcük
    olarak da; ya da bir tümce olarak
    öyküyle şiirin farkı ne o zaman? bunu bir düşüneyim.. öykü ille de bir amaca (yazanın amacına ya da daha büyük/küçük bir amaca) hizmet etmek zorunda değildir. şiirden farkı bu mu? yok, onu sonra düşünücem. öykü iki nokta arasındaki en uzun çizgiyi çekmeye çalışmak da değil sanırım, belki en güzeli. parkurun zıttı mı yani?
  • bu işe soyunan kişi, kendisini hep ringde hissetmeli ve julio cortazar'ın şu sözünü kulağına küpe etmelidir; "roman sayıyla kazanır, öykü nakavtla!"