şükela:  tümü | bugün
  • bir şule gürbüz kitabı:

    "gençken ölmeyen, ömrünün geri kalanını bir ölüyü sürüklemekle geçirmeyen yetişkin olabilir mi?"
  • "her şey bilmezken bilinmezken oluyor. bilince, hele bekleyince başkasının istediği oluyor, yani hiçbir şey. olmak için bir yere giren, birine bir şeye yanaşan kaynama vakti için saate bakmaya başlayana dönüşüyor. başındayken taşırıyor."

    s.162
  • görünüşe göre murathan mungan'ın sabırsızlıkla beklediği, benim de piyasaya çıkmasına gün saydığım, sade kiremit kırmızısı kapağının içinde yazanlarla gönülleri fethedeceğe benzeyen edebi eser.
  • bu sabah, çok sevdiğim yazar şule gürbüz'ün, "öyle miymiş?" kitabını görme, şöyle bir karıştırma ve bir parça okuma şansına kavuştum.

    ilk izlenimim şu: "öyle miymiş?", şule gürbüz'ün diğer kitaplarıyla doğrudan ilgisi olmayan bir kitap. ruh aynı ama derinlik ve kuşatıcılıkta bir başka noktada, ruh aynı ama daha kavrulmuş, daha uzaklara gitmiş, daha çok şey görmüş, daha çok şey duymuş.

    "coşkuyla ölmek" önemli bir merhaleydi, "öyle miymiş?" okurun elinden tutup yükselten, okuru yücelten, okuyanı her şeye bir kez daha dikkatlice bakma isteği duyuran bir kitap.

    ilk bakışta şunu sezdim, bizim de kendimizi yazarın gördüklerine, bildiklerine ve sezdiklerine yaklaşmamız için sözünü ettiği konularda az da olsa bilgi sahibi olmamız gerek. her cümle üzerinde düşünülmüş, her kelime kendi yerini bulmuş. bizim de bu kitaba göre, eğer yazarı ve yazılanları ciddiye alacaksak kendimizi yeniden değerlendirmemiz gerek.

    şöyle düşünüyorum: şule gürbüz'ü ve yazdıklarını değerli bulanlar, kendilerini dünyanın acısını daha iyi görmeye, zamanı daha iyi anlamaya çalışanlar cuma günü kitabı aldıklarında manevi gücü sarsıcı bir metinle karşılaşacak ve daha çok kitap okumak, aynı cümleleri bu kitapların ışığında yeniden görmek isteyecek.

    iflah olmaz bir okur olduğumu, iyi kitapları okuduğumu düşünüyordum, dünyanın en güzel kitaplarını da bildiğimi, okuduğumu sanıyordum, sadece şöyle bir bakmak ile kendimi değişmiş buldum, edebiyata olan bakışımı da yeniden düşünmek istiyorum şimdi.

    bu yazının ilk kelimelerini yazmaya başladığımdan beri, kendi kendime "abartmaktan kaçın" diye telkinlerde bulunuyorum fakat içimden bir ses her şeyi abartabileceğimi, coşkuya kapılabileceğimi, edebiyatı gerçekten sevdiğim için mutlu olabileceğimi, dünyanın bütün acısını ve insanın sarsıntısını bana duyuran eşi benzeri olmayan bir kitapla karşılaştığımı söylüyor.

    "öyle miymiş?" 11 mart cuma günü piyasaya çıkacak. bence o gün şule gürbüz okumayı sevenler kendilerini başka bir zamanda bulacak ve her şeye başka bir yerden bakacak.

    önemli bir yazarla aynı zaman diliminde yaşamamız büyük bir şans.

    http://erguvankalem.blogspot.com.tr/…le-gurbuz.html
  • "hölderlin, hangi taş ezmiş seni tadın böyle güzelleşmiş?"

    s.43

    (bkz: friedrich hölderlin)
  • '' ...bilen değil de artık sormayan, şaşırmayan ama susan, bilemeyeceği bilgisi ile terbiye edilmiş ve terbiyesinden artık yüzünü acıdan başka yerlere çeviren ve bakmayan, insan değil mi zaten olmakta olanın içine katılan ve bu katıldığı yerde ne ise o olan.''
  • "aslında ne tenha yer burası.bir söz bir hakikat bütün dünyayı milyarları dolaşıyor da ne bir sahip ne bir göğüs kafesi bulunuyor sığınıp saklanacak?"

    üç kere başladığım ama erisemedigim kitap kendisi. şule gürbüz'un ustalık eseri. ve bir usta çırak ilişkisiyle yetişen bir insan bunu çok iyi anlar.
  • "nasıl yaşanacağı, neyle yaşanacağı benim tek derdim oldu. dertlerin en temellisi, dertlerin en tedavisizi, tedavisi ölüm olanı, çaresi ölüm olanı geldi beni buldu. bulduğuna da memnun oldu ki, bir daha hiçbir yere gitmedi. ben hiçbir yere onsuz gidemedim. nereye doğru hafiften kıpırdasam onu bavuluma serili, nereye uzansam onu az evvelden gelip yanı başıma serili buldum. cam kenarında iken ben, o koridorda, masadayken ben, o çekmecede, olur da gülersem ben, o genzimde idi. bir şeyi sevecek olsam, o itirazı olandı, otursam bahanesi olan, yatsam uykusu kaçandı, ben acıkırken o ağzını siliyor olurdu, ayakkabımı giyerken çekeceği sallayandı, ben başlarken kitabı bitiren, çıkarken inendi. nasıl yaşanacak o biliyordu, yaşayamayarak diyecekti, onu da demiyordu." [90]
  • "kar serçeleri, taş bülbülleri, kiraz kuşları"

    s. 13
  • hakkında şöyle bir yazı yazılmış:
    http://postdergi.com/…izde-buyuyen-col-oyle-miymis/