şükela:  tümü | bugün
  • bir jehan barbur şarkısı. ne desem eksik, ne kadar sussam fazla.

    yüzümü gönlüne koysam
    yemin tutsa kalbim beni sever miydin
    içimi avucuna döksem
    beni azıcık çözer miydin
    yok olmuyor istemekle bitmiyor
    hiç bir yol yarılanmıyor uzadıkça uzuyor
    kal demiyor söz vermiş susuyor
    kelimeler düşmüyor içimde salınıyor

    yüzünü gönlüne koysam
    yemin tutsa kalbim beni bilir miydin
    yok olmuyor istemekle bitmiyor
    hiç bir yol yarılanmıyor uzadıkça uzuyor
    kal demiyor söz vermiş susuyor
    kelimeler düşmüyor içimde salınıyor
  • jehan barbur 'un uyan isimli insanı uykudan uyandıran albümünde yer alan en naif şarkılardan biri. müzikal alt yapısında elektrik gitar, bas ve viyolonsel var. sözlerinin tamamı şu şekilde;

    yüzümü gönlüne koysam
    yemin tutsa kalbim
    beni sever miydin?

    içimi avcuna döksem
    beni azıcık çözer miydin?

    yok; olmuyor istemekle bitmiyor
    hiçbir yol yarılanmıyor
    uzadıkça uzuyor

    kal demiyor; söz vermiş susuyor
    kelimeler düşmüyor
    içinde salınıyor

    düşümü aklına katsam
    yemin tutsa kalbim
    beni sever miydin?
  • bir jehan barbur liriği.
    sevgiliye daha ne söylenebilir ki?
  • bana, iki insanın birbirini sevdiğini sanmasının hatta sevmesinin, birlikte mutlu olmak için yeterli olmadığını sakin sakin anlatan, anlattıkça içimdeki kızgınlığı-siniri boşaltan bir jehan barbur masalı. söylediklerinize, sözlerinize kendini inandırmamaya yatkın sevgilinize sorduğunuz bir ayrılık öncesi son sorusu. sorunun, kalbinizdeki geçenlerin ne olduğu ya da olmadığı değil; onlara, sevdiğinizin ne kadar inandığı ve onları ne kadar çok istediğini sorgulayan, kendi kendimize duyduğumuz cinsinden bir inleme. sevgilinin avcuna tüneyen kalbinizin kanatlarının, o avuçların yere dönmesiyle çırpınma sesi." beni gerçekten bilmek istiyor muydu?" sorusunun şarkısı.
  • "içimi avcuna döksem /beni azıcık çözer miydin?" dökülen parçaları tek tek toplatır sabaha kadar bu şarkı. tek başına.
  • ''yok olmuyor, istemekle bitmiyor''

    kısmıyla insana her zaman senin istediğin olmuyor be kendine gel artık kendine.artık ardından bakma aranızdaki mesafeler zamanla daha da fazla oluyor mesafeler aynı fakat duygularınız gittikce uzaklasıyor kendine gel diyen jehan barbur sarkısı.adamın amına koyar baska da birsey yapmaz.
  • yeknesaklığı soluyan insanın, rutin geçen zamanı kıramayacak kadar aciz olduğunda yaptığı işlerin tek bahanesidir. niçin sorusunun yalan cevabıdır, öylesine. boşvermişliğin, çatallı dilinin altındaki görünmeyen sivri dişleriyle ruha zerkettiği zehirdir.

    -----

    "kendi kendine konuşuyordu gecenin koynunda, bir sigara daha yaktı, boğazı yansa da efkarına tek iyi gelen şeydi herhalde. önünde duran kağıda karaladı öylesine:

    'neyi beklediğimi bilmiyorum. bir umudum var galiba. yaşıyor içimde bir yerde, sadece varlığını biliyorum, ne olduğunu ise asla düşünemiyorum, anlamıyorum. ama beni yaşamda tutan şey o ümit.
    savruluyor muyum kuru bir yaprak gibi zaman denen acımasız rüzgarın önünde, niçin duruyorum uzun zamandır olduğum yerde, ilerlememek ve kalakalmak öylece... kötüymüş meğerse. cemiyet için bir şeyler yapma çabası içinde miyim, yoksa üç kuruş para kazanıp kendimi ve sevdiklerimi mutlu etme çabasında mıyım ? hayat bu mu ki ?
    derdimin dermanı yok, sabrım hiç yok. ya düşüp kalacağım ya da bir adım atıp yürüyeceğim. artık durmasam diyorum, kendime sözüm geçer mi ki bilemiyorum. ah şu belirsizlikler... lanet olsun hepsine ! tutunamıyorum.'

    "hareket vakti" şarkısı çalıyordu kulaklığında. hatırladı birden; öyle ya misafirdi bu şehirde, bu ülkede, bu dünyada ve bu zamanda... kaybetmişti, kabullendi, ama üzülmüyordu. sadece yorulmuştu... çay bulaşığı bardağına baktı. çayı ısıtmak için mutfağa gitti. çayı mı ısıtıyordu, yoksa içindeki tutunma azmini mi, bunu o da ayırt edemiyordu. küfretti öylesine, rahatlatmıyordu gerçi, sebepsiz işte, öylesine.
    öylesine yaşamlar ve manasız hayatlar. bocaladı. böyle yapamazdı... boşvermişlik nasıl zehirlemişti ruhunu, farkına vardı. belli belirsiz ilk adımı attı, farkına varmamıştı bile gerçekten ayağa kalktığının." ` :yıllar önce yazılan minik bir öykü`

    -----
  • söylediklerini bir bir denediğim şarkı.

    yüzümü gönlüne koydum. gözlerim kapandı. göremedim. sonra sordum ''sevmedi'' dediler. sevmemiş. sevememiş.

    sonra yemin tuttu kalbim, ahlara sarılıp vahlardan ayrılmadı. gözü görmedi. sordum. ''gelmedi'' dediler. gelmemiş. gelememiş.

    kal demiyor. dememiş. diyememiş.

    düşümü aklına kattım. düşümle beraber düştüm uçurumlarına. soracak kimsem de yok, kalmadı. sevmiş midir?
  • birçok kez pencereden dışarı bakıp çamları seyrettim o haftasonu. uzaklıklarına ve büyüklüklerine hayret ederek, hayran olarak onlara...
    birçok kez sebepsiz yere üzüldüm mutsuz, umutsuz gelecek için. ondan vazgeçemeyerek ve severek içten içe onu.
    birçok kez o uzak ülkeyi özledim. başındaki lideriyle, parkındaki bebeğiyle... gidemeyeceğim, göremeyeceğim halde onu.
    birçok kez o gazeteyi tümüyle okudum. yarın yenisi çıkacağı halde, seneye daha iyi olabilecekken.
    birçok kez o filmde ağladım. izlenebilecek daha güzel filmler olduğu halde, ağlamak gözlerimi şişirse de.
    birçok kez anlatmaya çalıştım sevgilime. sanırım anladı sonunda. anlamayabilecekken, dinlemeyebilecekken hatta.
    birçok kez orada yemek yedim. sonra da çay içtim üstüne. daha iyi yemek yapan yerler vardı halbuki. bunu bile bile, isteyerek.
    birçok kez yetti verilenler. susmak öğretildiği için, kızlar çok konuşmaz dendiğinden...
    sonra bir gün, bir gün iyi bir şey olmadı yine.
    öylesine.
  • jehan barbur'un yıkılana bir darbe daha vurduğu şarkıdır.