şükela:  tümü | bugün
  • vucudun cesitli uzuvlarini kullanarak, cesitli aparatlar veya cesitli mahlukatlarla hosca vakit gecirme amacli aktiviteler icerisinde olmak.

    ornek kullanim:
    - hadin saliha, cik disariya oynayalim
    - olmaz hulusi, kizlar bizde cirilciplak uzunesek oynamakla mesguluz, kusura kalma
    - essek kari, bu dupeduz kedinin bokuyla oynadigi gibi oynamak, baska bi sey diil.
    - ay hulusi deli misin ayol, sen git sicta bokunla oyna
    - bokuyla oynayan cocuk zeki olur saliha, on yil sonra gorursun gununu sen.
  • bir halk ezgisi esliginde dans etmek, raks etmek, kivrak bedensel hareketler sergilemek.

    ornek kullanim:
    - vay behcet, naber adamim?
    - oynamaya geldik necati
    - kastin kapi gicirtisina oynamaksa ben huylaniyorum haberin olsun
    - yok be, su senin roketatarla harmandali oynamak iyi olurdu be, hadi bi zahmet kuruver.
    - oynama sikerim
  • bir rolun gerektirdigi davranislari yerine getirmek, role hayat vermek.

    ornek kullanim:
    - evet sevda hanim, basvurunuz hangi alandaydi?
    - ragip bey, ben curetkar sevisme sahnelerinde seve seve oynarim
    - hmm, zaten sizde hep ayni rolleri oynamak zorunda olanlar tipi vardi...
    - yok yok, ben aslinda erisilmezi oynamak istiyorum bu tip filmlerde, "erisilmez bakire"
    - bi sn sevda hanim, lan hasan bizim su patates reklaminda kim oynayacak?, hanfendiyi o kisma kanalize edelim.
  • hareket etmek
    örn: ölmemiş, kolu oynuyor
  • memeli hayvanlara özgü bir davranıştır. aslanından kedisine, fokundan insanına biz bütün memeliler bayılırız oynamaya. müzik duyar oynarız, top görür oynarız, yosun, yaprak, salyangoz kabuğu, kardeş, arkadaş görür oyuna başlarız. öldürmeden önce kurbanımızla, sevişmeden önce eşimizle, yemeden önce tabağımızdakiyle, her vesileyle, her fırsatta. karnımızı doyurmak kadar, üremek kadar temel ihtiyacımızdır*.
  • hayatının her döneminde "ağır olup, molla denilme" ihtiyacı içerisinde kıvrım kıvrım kıvranan türk erkeğinin üzerindeki tüm baskının boşaldığı, toplum içerisindeki en önemli tabularından biri olan "kadınsılaşma" konusunda önündeki tüm engellerin kalktığı bir tuhaf zaman dilimidir "oynamak".

    ben şahsen, bu zaman dilimini otuz yılı tüketmiş ömr-ü hayatımda anlayamadım. zira, tüm dünya kültürlerinde var olan dans etme mevhumu ile son derece farklı bir şekilde, erkekler için "erkeksiliğin abartılması" yerine "kadınsılığın abartılması" üzerine kurulu bir kavramdan bahsediyoruz.

    bıngıl bıngıl yağlarını son derece kadınsı hareketlerle -ki bu hareketlerin zaman içerisinde türk kültüründe "erkeksilik" olarak algılanması da ayrıca ilginç bir mevzudur- sallamaları, gerdan kıvırmaları ve bunun gibi diğer hareketler sergilemeleri şahsen bana son derece itici gelmekte, fakat asla "ulan biz bu erkeksilik rolümüzden sıyrılıyor kendimizi kaptırıp koyveriyoruz, sen ne demeye kenarda oturup olan bitenle ilgilenmiyorsun" gizli düşüncesini arkasında barındıran "aa biz biliyoruz da mı oynuyoruz, oturmaya mı geldik (evet? ben oturmaya geldim), vallahi darılırım (ötede darıl)" yaklaşımının doğurduğu mide bulantısının zerresi olamamaktadır.
  • son zamanlarda kullanim alani daha cok gozetleme programlari olan eylem...bi alay insanin bi eve kapatilip birbirine girmelerini, birbirlerine kas goz atmalarini, birbirleriyle evlenmelerini seyrettigimiz bu guzide programlarda herkes hep "oynar"...orneklendirelim: muzaffer hanim oynuyor efendim kendisi degil bu!
  • oynanan şey bir başkasına ait gurur ya da duygular değilse (bkz: legal)
  • teatral davranmak.
  • öyle pek de yapmadığım bir bedense aktivitedir, müzikle bir olma durumudur. bakın, müzikle bir olmak diyorum, sonra oynarken neden efendim çıkıçıkı olsun, tısstıss olsun, böyle şeyler diyorum diye.. aman.. lüten.