şükela:  tümü | bugün
  • hayatimda 5 kedi, 2 köpek, 1 insan yavrusu oldu. adı oyuncak olan hicbirseyle oynamadilar. galiba bu seyi biz buyukler yavrular sever zannederek uretiyoruz, satiyoruz, satin aliyoruz. kendi aramizda bir pazardan baska bisey degil onu anladim ben.
  • " insan her yaşta çocuktur, oyuncaklar değişir. "
  • hayallerin kişiliksizleştirdiği eğlence tanrısı.

    otokontrolü yüksek asosyal birliktelikleri olan bireyler tanıyorum. davalarını kahpece satan bireyler. menfaati uğruna ruhunu sirkeye batırmış, sirk arsızı bedenler. sevmelerinden arda kalan yalan dolan sevişmelerle yaşamı idame ettiğini düşünen yaratıklar. tek neması menfaati, tek teması ise ikiyüzlülük olan insanlar. aynanın karşısında anlamsızlaşan haykırışlarla kendilerine bakıyorlar. insan denilen ahmak, bilinç haltı denilen zırvada kaybolur ego mastürbasyonunun zirvesine çıkmışken. bilmediklerinden yakınır bilgece! yalanları taşıyabileceğinden korkar zekice. tek telaşı yavşaklıktır.

    öfkesini geri kazanmış bir acizin mutluluğudur kavga etmek. ruhsal tepkimelerin bir sonucu olarak isyan eder dünyaya.
    düşünür insan çoğu zaman “uyumaya gerek var mı rüya görmek için?” diye. uyku aslında bir uyanıştır düşler alemine. hissiyatını yitirmiş soğuk duvarlar, sürmenaj olmuş genç nesiller ve aslını inkar eden gerçekler içinde yutkunup duran bir uyanış. tek mücadelesini aydınlıkla verir. güneş doğmadan uyuyamaz bedenleri.

    sokakların çağrısına kulak asmayan, kaldırımların acısını yüreğinde hissetmeyen, oyuncakların derdini paylaşmayan bir çocuk düşünün. kağıttan gemilerle cinnet taşıyan. yalnızlığını gri bir ekranda dillendiren bir çocuk. dokunuşların, sevmelerin, sevişmelerin, kavgaların tanımını internet denilen deccal’den öğrenen bir çocuk. ve tüm bunlara rağmen yaşadığına inandırılan bir çocuk.

    tanrıya değil sanrıya inanan!
  • baban askerden geldiğinde oyuncak getirmişti. plastik renkli bi saat. başka da hatırlamıyorum oyuncak ile ilgili bişey. bi de şunu hatırlıyorum, köyde derenin kıyısında oturur çamurla oynardım. göl yapardım, su dolardı içine sonra o gölden su aksın diye yol açardım. suyun gidişini izlerdim usul usul, saatlerce, ayağım uşurdu kalkmazdım. ne diyor aşık "alır dener, verir dener, işte böyle zalım dener".
  • oynamaktan -uğraşmaktan, vakit geçirmekten, ilgilenmekten, çözmekten ya da çözememekten, eğlenmekten, mesai harcamaktan- zevk alınan her şeye oyuncak denir. insanlar, eşyalar, kavramlar, merak edilenler, sevilenler, uyuz olunanlar, çok istenenler, ihtiyaç duyulanlar, telefonlar, çiçekler, böcekler, ceylanlar, avcılar hep oyuncaktır.
  • günümüzde çıkanları çok farklı. 80'lerin sonu 90'ların başında çocuk olmuş biri olarak, çocukken oynadığım oyuncaklara hiç benzemiyorlar. çok şekilliler. benim zamanımın legoları, 6 in 1 tetrisleri, basit oyuncakları yok artık. daha kompleks ama daha öğretici oyuncaklar var şimdi.

    az önce annem, üst komşunun çocuğunun oyuncağına bakmam için eve getirdi. acayip bir şey. üzerinde 8 tane hayvan figürü var. arkasındaki hoperlörden çıkan kadın sesi "kedi nerede", "kuş nerede" gibisinden sorular soruyor. çocuk da oyuncağın üzerinde figürü bulunan o hayvana basınca kadın "aferin" diyor. bazen de aynı kadın susuyor; kedi miyavlaması, inek mölemesi duyuluyor hoperlörden. çocuk bunu da bilirse kadın "aferin" diyor.

    oyuncak elime geçince hayvanlık yapıp havlayan köpek hayvanını kedi olarak belirttim. icq'nun mesaj geldi tonu geldi hoperlörden, ardından da kadının "tekrar deneyin" lafı... velhasılıkelam; oyuncak çok hoşuma gitti. küçük çocuğa hayvanları gerek sesleriyle, gerekse isimleriyle öğretmeye çalışması yüzümü güldürdü.

    ulan 28 yaşıma geldim, yarın bir gün çocuğum olursa, onun oyuncaklarını alıp ben oynacağım bu gidişle. çocuk da durduk yere ağlayacak, "oyuncaklarımı ver bubaaa" diye dövünecek. sonra da hem hanımdan, hem anamdan zılgıt yiyeceğim.
  • en güzeli bile sıkar.
  • kutad alptürkan'ın jehan barbur, gülce duru ve abdurrahman tarikci ile düetlerinin de bulunduğu ve şu anda ön siparişte olan ilk albümünün adı.

    (bkz: kutad alptürkan)
    (bkz: jehan barbur)
    (bkz: gülce duru)
    (bkz: abdurrahman tarikci)
  • fakir çocukları zengin çocuklardan ayırmak için ebeveynlerin satın aldığı şeylerin tamamı. ben daha eğlenmek için alınıp kullanılanı görmedim varsa yoksa ego tatmini. ufak yaşlardan başlıyoruz birbirimizi ezmeye.
  • çocuklardan saklanmaması gereken, çocuğun onu kırıp, bozup, parçalamasına müsaade edilmesi gereken çocuk nesnesi.

    hakikaten oyuncağı neden saklarsınız arkadaşım çocuktan? şimdi oynamayacak da 28 yaşında mı oynayacak? oldu o zaman, duruşma beklerken uzaktan kumandalı arabamla mahkeme kaleminde bir iki tur atayım ben. olmaz! zaten agresifim şu ara, kutulayıp dolapların üstüne kaldırdığınız oyuncakları çocuğun yaşı kemale ermeden olduğu yerden çıkarıp odanın ortasına yayın derhal. beni delirtmeyin! hadi!