şükela:  tümü | bugün
  • 3 - 10 yas grubu erkek cocuklarin favori oyuncagi. "in in inn" ya da "dat dat dat" diyerekten parkeleri mahvettikleri oyuncak cesidi . "matchbox" adi da verilirdi eskiden. bunlarin kolleksiyonunu yapan cocuklarin ilerde 17 yasinda altina 0 araba cekilmis picler seklinde tanimlanmasi da istenmeyen bir sonuctur
  • (bkz: telli araba)
  • matchboxlarin yanisira majoretteler vardi.

    oyuncak arabalar, bircok ceside ayrilirlar. en adisi plastik kaplama olanlaridir ki hicbir detay yoktur, zaten arabanin modeli bile yoktur. arabadir sadece. bir ust seviyesi, geri cekilince gerilen ve ileri atlayan arabalardir. fantastik tarz arabalar gelir sonra. sonra da majoretteler gelir, kapisi acilmayanlarindan. onlari kapisi acilan majoretteler takip eder. tabii sonrasinda da matchboxlar gelir, daha kalitedirler. gider bu.
  • 26 mayıs 2003 msü bahar şenliği'nde sahne alacak olan grup.
  • oyuncak araba henüz çömken yaptığımız stüdyo kaydında mesaj parçasına keman solosunu çalarkenki kararsız ruh halim hala dimamda :)). iyi çocuklar matematikçiler patlarlar...

    bas gitar : burak
    elektro : tokay
    davul : sevan
    vokal : fatih

    alkış lütfen :))
  • kapisi acilmayanlari vardir bu oyuncak arabalarin bir de. uyuzdur onlar, nefret edersin. ama ebeveyn almi$tir artik oynarsin. ayrica vermeyen sevgili gibidir kapisi acilmayan oyuncak araba.
  • bir çocuğun delisi olabileceği en güzel şey. majorett, matchbox ya da züttirik mukavva arabalar, 4 tekerleği olsun yeter de artar bile..

    http://eksibition.ath.cx/show.php?id=8409
  • önce şu resmi bi koyayım, araba

    ilkokul 2 sene ankara'da okudum. etlik ilkokulu veya ilköğretim okulu tam hatırlamıyorum. şimdi adı başka olmuş eczacı birinin adını vermişler. sene 1995 te ilkokul 2 de iken çok zorlu bir öğretmenimiz vardı. ben 8 yaşında bebe halimle daha öyle öğretmen görmedim.

    öğrencileri yani bizi o kadar sıkı çalıştırırdı ki, istiklal marşının 10 kıtası veya çarpım tablosunun tamamını zaten geçtim, dilbilgisi, matematik gibi konularda ben 5.sınıfa kadar oranın ekmeğini yedim desem yeridir. 8 yaşında bir çocuk gece 11 e kadar ödev yapar mı ya? biz yapardık. anlamazdım bazı konuları, sinirden ağladığımı bilirim.

    bir gün üst komşumuz çocukları ile birlikte sinemaya gidiyormuş, beni de çağırdılar.iki kızları vardı yani çok tatlı iki ablam vardı. bana okulda kol kanat gererlerdi girişte çıkışta beraber giderdik. sinema denilen şeyi sadece amerikan filmlerinde görüyorum ama ne olduğunu bilmiyorum ve çok merak ediyordum. o akşam kümerlerle alakalı bir ödevim vardı ailecek ödeve uğraşıyorduk. yok dedik, bozradagast sinemaya gidemez çünkü daha çok ödevi var dedi bizimkiler. doğruydu ama içimde ukte kaldı o günden aradan geçen 22 yıla rağmen. sene 2000 e kadar sinema yüzü görmedim ondan sonra.

    çok zorlanıyordum ve yıpranıyordum o çocuk halimle. öğretmen demiş ki, "hediye kazanma" yöntemini uygulayın. yani eğer yazılılardan yıldızlı 5 alırsam, ailem bana ankara metro'dan istediğim oyuncak arabayı alacak. ödül de o araba işte.

    ben o arabalardan 3 tanesine sahibim, kırmızı siyah ve gri. limuzin aslında. geri kurmalı bırakınca gidenlerden. o sene 3 önemli yazılıdan yıldızlı 5 almıştım sırf o arabaları kazanmak için. hala saklarım diğer evimizde, arada gözüme çarpar ve bütün o çocukluğum gözümün önüne gelir.

    galiba bir şeyi kazanmak için çok çalışmak imgesi o zaman yerleşti kafama. ve her şeyin kıymetini bilen, değer bilen, kıymet bilen, kazanmak için çalışmak gerekliliği o zamanlar yerleşti kafama.

    şimdi istediği her şeye çabucak ulaşan ve sıkılan yeni nesle alışamıyorum bu yüzden galiba.