şükela:  tümü | bugün
  • şermin çarkacı'nın su gibi okunan, her anneye rehber olabilecek, süper yaratıcı ve eğlendirici oyunlarla çocuğuyla birlikte kaliteli zaman geçirmek isteyen biz annelere rehber niteliğindeki ikinci kitabı. aynı adlı takip edilesi bir de facebook hesabı vardır.
  • okumayı severim, kurgudan daha çok önemlidir dil benim için. oyuncu anne de son zamanlarda okuduğum en güzel kısa yazıların, yorumların sahibi ve bir de 3 çocuk annesi, hem de çocuklarından daha yaramaz bir anne. oyunları, hayal gücü, umudu, çalışkanlığı bir çok anneyi aşka getiriyor ben mesela. en kıymetlilerimizle güzel vakit geçirmek için takip edilmesi gereken bir anne.
  • sosyal medyada takip eden arkadaşlarımın beğenileri sayesinde görüyorum ve bana hic samimi gelmiyor. sıkıntı bendedir belki de bilmiyorum ama genel olarak cok sevecen sevgi pıtırcığı goya ancak birisi onun buldugu oyunla ilgili "su da soyle mi olsaymis" desin hemen şak cevabi yapistiriyor en iyisini ben bilirim edasiyla. ya ben gercekci bulmuyorum böyle sabah sekeri gibi takilan anneleri. anne dedigin habire oyun mu oynamali anne dedigin arada sıdıka nın annesi gibi dalga gecebilmeli, bazen avrupa yakası ndaki ifot gibi celallenmeli, ikinci bahar daki hanım gibi gözüne sokmalı bazen gercekleri..
    ne biliyim gecen bi paylaşımı vardı iste cocuklarla bahceye gitmisler toprak kazimislar solucan bulmuslar vs. simdi nasil anlatsam nasil ifade etsem kendimi onu düşünüyorum. bu da bi trend bu da bi moda. simdi solucanla oynamak evdeki dandik malzemelerle yamuk yılık oyuncaklar yapip oynamak yeni akım. neden? çünkü zenginler hep bir adim ondedir. simdi bu oyuncu anne yle benim cocuklugumu yahut benden daha fakir arladaslarimin çocukluğunu dusunelim. yani bu oyuncu anne olmaz da onun muritlerinden elit kesimden baska biri olur.
    şöyle ki küçükken solucanla oynayan bizdik. yazin tarlalarda organik bilumum meyvenin sebzenin ve bol gunesli d vitaminli gunlerin sahibi bizdik. ama biz köylüydük vah vah zavalliydik. onlar denizlerde markalı oyuncaklarıyla hava atan ve ne hikmetse o zaman da yine onlarin yaptiklari dogru ve faydali olan bilincli ailelerin cocuklariydi. bizim analarimizinki bilinçsizlikti. mesela babam nesquik vs sokmazdi eve nesquik iceceginize karpuz suyu icin derdi. ama bilincsiz olduğu icin. onlarin takım elbiseli babalari onlari nesquikle büyütürdü ama nesquik o zaman zekayi acan mutluluk veren faydali bir şeydi. benim ananem bana yastiktan oyuncak dikmisti, su an aynen bu oyuncu anne gibi "organik" takilan arkadasim pahali bebegini gösterip bana gülmüştü. cunku onun bebegi konusuyordu ve bu bir cocuk icin cok faydalıydı.
    simdi ben istiyorum ki benim cocugum fisher price la oynasin, altına iseyen bebekle uyusun, şarkı söyleyen lazimliga yapsin kakasini ama sistem diyor ki "hayir sen yine yanlışsın. simdi de solucanla oynamali, gozleri düğmeden saclari yunden bebekle uyumali, baglara bahcelere yapmali kakasini. "
    ıste bu yuzden sanirim her donem yanlış yoldayiz biz ve bizim gibiler..
    not: sanilmasin ki cocugumu mal gibi pilli oyuncaklarla birakip keyif catiyorum. ben de oyun oynuyorum ben de hemen her gün parka goturuyorum. hayvan sevgisi asiliyorum. yerden onunla yaprak toplayıp alkis yapıyorum. anlatmak istedigim bu kadar 7/24 sabah sekeri gibi aşırı sevimli her boku eliyle yapan bi de bunu marifetmis gibi çarşaf çarşaf sergileyenleri ve "ayy harikasiniz hic aklimiza gelmemisti" diye onlarin götünü kaldiran anneleri hic anlamiyorum. anasin sen be ana!! ne aklina gelmedi? sokaga cikip yürüyüş yapmak mi, cocukla puzzle oynamak mi? .. bu kadar ezberci olmayin. muhtac oldugunuz yaratıcılık kalbinizdeki evlat sevgisinde mevcuttur.
  • hazırcevaplığını ve mizahî yaklaşımlarını, üç tane dünya güzeli yavrusuna göstermiş olduğu kaliteli ilgisini, sabrını ve yaratıcılığını çok takdir ettiğim kişi.
    üç çocuk ne demektir, nasıl bakılır, nasıl büyütülür, inanın hiç düşünemiyorum bile zorluklarını ben. verirsin eline bir dilim ekmek, sokakta büyür de diyemez ki biz ve bizim gibiler...
    biz eşimle birlikte bir tanecik çocuk büyütürken yeri geldi usandık, yeri geldi ağladık, yeri geldi "dellendik"... oyuncu anne benim gözümde o kadar kutsal bir insan ki, çocuklarıyla olan iletişimini ve yazdığı kıymetli yazıları facebook'ta okumadan güne başlayamaz oldum. gerçekten kafası çalışan, aklını çok güzel kullanan bir anne profili çiziyor sevgili hemşehrim. organizasyon ve planlama yeteneklerine sahip olunduğunda üç cocuk büyütmek hakiki bir zevk gibi görünmeye başladı gözüme.
    sağlıklı, dertsiz ve çok mutlu günleri olsun sevgili "oyuncu anne"mizin ve tüm ailesinin.
  • bu kadının sayfasını beğenmiş olmadığım halde sürekli paylaşımlarını beğenen facebook arkadaşlarım sayesinde takip ediyorum kendisini. sayfayı beğenmiş olanlar benim kadar takip edemiyordur yani. ne iş yaptığını da çok merak ediyorum. kendi işiyse tamam da değilse şayet patronu buna bakıp bakıp ben boşa maaş veriyorum demiyor mudur acaba?
  • çocuklarıyla kaliteli vakit geçirmeye çalışan bir anneymiş kendisi. tabi toplumca hemen bayılıyoruz efenim " ayyy içimizden biri canım" diye. mesela bizim evde oyuncu annenin olduğu gibi yatılı bir yardımcı yok. sabah kalk, bezi sızdırıyorsa yatağındaki çarşafı yastığı makinaya at, çocuğu banyoya sok, o soğuk günde "giymicem banane" diye koltuk tepelerinde zıplasın, arada halıya koltuğa işesin sen temizle, kahvaltı yaptır, koştur koştur çorba yap, parka götür, zorla çığlıklar eşliğinde eve gel, uyutmaya çalış uyumasın, bu arada hadi oyun oynayalım de, oynamaya çalış. e tabi akşam oluyor yemek yapmak lazım . hergün açtığın makinadaki çamaşırları kurut, katla. tabi ütü yasak yanında. eşiniz gelsin, masayı hazırla, masayı topla, hadi eşimizle çay içelim, çocuğu uyutalım ve ütü yapalım. tabi aradaki bezlemeye çalışma ve sandalyeye döktüğü yemekleri temizleme maceralarımı anlatmıyorum (silmeyelim de bitlenelim mi dimi ama) işte böyle. kaliteli vakit derken? sektörden alacağım kuş kadar parayı bakıcıya vermek istemediğim için, madem bana para kalmayacak çocuğu kendimden mahrum etmemek için çalışmıyorum. bizim evdeki ablalarda özeniyor ona hastayım. hiç özenme canım, emin ol senin şartlarınla onun şartları bir değil. hepiniz çok para kazanıp, evinize yardımcı alamazsınız. neyse çocuklar uyuduysa hadi yemek pişirin, ütü falan yapın. sonra ne kadar mükemmel anne olduğumuzu facebook dan instagramdan paylaşırız.
    edit: valla bir şeyi begenmeme timinden degilim. ama gecende bir anne yardim istemis "cocugum saldirgan ne yapabilirim? sacimi yoluyor, " diye. kadini takipcileriyle yerin dibine sokmus, "o cocugu nasil etiketledi boyle" diye. kadincagiz suslu cumleler kuramamistir belki, herkesin çok doğru yaptığını düşündüğü başka bir anneden destek bulmaya calisirken . asil mesele takipcileri , bu kadinlar hic mi cocuguna yaramaz falan demiyor merak ediyorum. oyuncu anneyle dedigim gibi bir derdim yok kadin ugrasiyor , degisik fikirler, guzel oyunlar buluyor. he ayrica begenmezsem de kime ne yani?
    edit: kitabını beğenmeyenlere, sıradan bulanlara gübre benzetmesi yapmış. takipçiler coşmuş." yok açık açık bok diyin, ay bizde çok kıskanılıyoruz, seni çok iyi anlıyorum canım" yorumları tavan yapmış. bence önce kendisi olumsuz eleştiri hazmetmeyi öğrensin. gece gece anasayfama düştüğü için okudum ve hep kıskanıldığını düşünen binlerce annenin yorumunu okudum. yazık bir de bu kadınlar çocuk yetiştiriyor. hayır insanın psikolojisi de bozulur, çevresindeki herkesin kendisini kıskandığını düşündükçe.
  • bugün sayfasında, ekşisözlükte hakkında yazılmış yorumları okuduğunu belirten hanım. bazılarını aksine ben kendisini oldukça samimi ve iyi niyetli buluyorum. aman allah verdi büyür gider kafasında annelere karşı böyle yaratıcı, sevgi dolu anneler gündemde olsun tabi. lisede eve girmeyen, seni saymayan-sevmeyen hayata dair hiç bir beklentisi/katkısı olmayan veletleri olduğunda nerde yanlış yaptıklarını sorgularken akıllarına böyle anneler gelsin lütfen.
  • tek çocuklu annelerin kolay kolay empati kuramayacağı anne.
    üç çocuk annesi.
    yani çoğumuzun sahip olduğu tek bir çocuğun tam üç katı çocuğu var..
    yani, 1x3...
    yani her odadan bir çocuk çıkıyor, böyle de düşünebilirsiniz, evdeki üç canavarı gözünüzde böyle de canlandırabilirsiniz!...
    yani tek bir çocuğun çişiydi kakasıydı demeyin sakın, bahsi geçen üç çocuk!
    ne yiyecekler, ne giyecekler; nerde oynayacaklar, nelerden zevk alacaklar...
    hepsine ayrı ayrı kafa patlatmak gerekiyor.
    üç çocuğun her birinin bitmek tükenmek bilmeyen isteklerine en düzgün çerçeveleri oyuncu anne çiziyor, sınırlar belirleniyor.
    çocukları olabildiğince televizyondan, cep telefonlarından ve tabletten uzak tutmaya çalışması da takdir edilmeli.
    eleştirmek en kolay şey belki ama hepimizin öğreneceği çok şey var bu başarılı annemizden.
  • bir arkadaşım ekolüyle arada paylaşımlarına denk gelip takibe aldığım facebook sayfası.

    bu kadının 'süper yaratıcı, sevimli, sabah şekeri anneyim' iddiasında/kaygısında biri olduğunu düşünmüyorum. ha öyle biridir değildir o ayrı. böyle düşünüp de bu kadar rahatsız olanları da anlamıyorum. bakma okuma rahatsız oluyorsan.

    herkesin şartları farklı, aile yapısı, gelir seviyesi, eğitim seviyesi..şermin çarkacı ne bunun aynı olduğunu iddia ediyor ne de durumunu gizliyor. evet herkesin şartları farklı ama herkesin çocuğunun, tüm çocukların ihtiyaçları ve hakettikleri aynı. sevilmek ve değer verilmek ihtiyacını karşılamanın aslında imkansıza yakınsamadığını gösteriyor. kendi yapabildikleriyle rehberlik ediyor tüm yılmış annelere. hafızama altın harflerle kazıdığım şu cümleyi kazandırıyor bana: "çocuğunuzun sadece elinden tutmayın, onun çocukluğunun da elinden tutun."

    takdir beklemiyor kimseden, çocuklarının gülen gözleri yeter ona merak etmesin kimse. ister fikir edinir iki kağıt da sen keser yapıştırırsın çocuğunla ister sayfayı takibi bırakırsın. bu kadar basit. kadına demediğini bırakmadı karılar (izninle şermin burada şirrete bağlıyorum=kesinlikle tanışmıyoruz, tek bir yorum yazmış değilim paylaşımlarına) yok kocası yok muymuş, nerdeymiş, masanın baş köşesi onun muymuş, kocasız mıymış, o teller çocuklara zarar verirmiş, o çocuğa yedirilir miymiş, öyle çocuk üşütürmüş.....eah eytere bea yeminle görümce gibi yapıştınız kadının yakasına! gidin yeni gelin evleri mi sayfaları mı ne orda gezin. onun yatılı yardımcısı mı var? o her gün bir aktivite yapıyorsa çocuklarıyla sen haftada iki yap, o günde 1 saat etkinliğe ayırabiliyorsa sen 15 dk ayır. yardımcısından kocasına herşeyine karıştınız yeter be. takibi bırak rahatla. hayret!

    adeta yapmadığınız şeylerin yapılamaz şeyler olduğunu ispat yarışındasınız.

    samimi değilmiş bir de. bak hele.

    (bkz: oğlum bak git)
  • tam olmak istediğim anne kafası yalnız ben oyundan ziyade yemek yapalım isterim evladımla yemekçi anne falan olur benden de. bu arada kadının giyiminden kocasına, ev dekorasyonundan çalıştığı işe, çocuklara yedirdiği yemekten kullandığı oyuncağın kalitesine kadar bok atan bağzı hazım sorunu yüksek, fesat, çekemeyen, kıskanç kadınlar var ya siz lütfen ölün. (bkz: rahatlama mode off)
    edit: büdüt