şükela:  tümü | bugün
  • bazen o tür bir hayranlığı neresine koyacağını ve neresinden cevap vereceğini bilememelerine de yol açtığınız bir durumla karşılaşabiliyorlar.

    karşınızdakinin ona yüklediği değer, ona göre değer değildir ya da onda yoktur; dahası asla onda olmasını istemediği bir "şey"dir. dahası hayranlık hiç de eşit bir ilişkiye olanak vermez. beklentilidir karşıdaki, beklentisinin ne olduğu açık değildir, dahası sanatçının o beklentiye karşılık vermek ya da vermemek tercihlerinden birini kullanabilecek özgürlük alanı da pek yoktur. ortada gerçek ve yaşanmış bir ilişki tarihi olmadığı için onun hangi parçasını öne çıkarıp ona ne anlamlar yüklediğini bilemez. hayal kırıklığı yaşatma olasılığı çok yüksektir. üstelik ne hayran olarak bir ilişki kurma deneyimi vardır, ne de hayran olunası bir şey yaptığını düşünebilir. ona yöneltilen beklentinin içini doldurabilecek kadar büyük bir şişkinliği olduğunu da hiçbir zaman düşünmemiştir. apışıp kalır. o kısacık zaman diliminde gelişen ilişkinin onun tarafında bir tarihi olmadığı için ve diğerinin oluşturduğunun ise kendinden doğru eklemelerle ve çıkarmalarla oluşturulmuş, çok da gerçek olmayan bir tarih olduğunu hissetmesi nedeniyle hiç de otantik ve biricik bir hal içinde değildir.

    peki gerçek hayatın neresindedir bu anlattıklarım?

    hayran olan taraf karşısındakine, "aaa siz o'sunuz!" dediği andan itibaren keyif alınacak bir sohbet kalmamıştır artık. sizin "siz" olduğunu fark ettiği anda sizin siz olduğunuzu unutmuş demektir. artık birlikte inşa edebileceğiniz bir dostluğun, arkadaşlığın yerine onun daha önce yapılandırdığı bir ilşkiye mahkumsunuzdur yani. siz siz olmaktan çıkmış ve onun tarif ettiği "siz"e hapsedilmişsinizdir. sözünü ettiğim mahkumiyet her zaman bu kadar yumuşak değildir. kimi zaman hoyratlığa da meyilldir. eğer karşıdakinin yarattığı imgeye uymazsanız yaşadığı hayal kırıklığı ile size saldırmaya da kalkar. size sormadan, sizin hiç de bilginiz olmadan oluşturduğu hayale uymamanız halinde bunca zaman emek verdiği ilişkiye, dahası kendisine öfkelenmesine neden olursunuz.
  • oturup her filmini tek tek izlemek istersiniz. hatta oyuncuya göre filme gider birçok insan. çevremde filmin konusunu bile bilmeden sırf ahmet kural oynuyor diye filme gideni olduğu gibi benim de sırf x oyuncu (bkz: angelina jolie) oynuyor diye gittiğim filmler olmuştur, hani o filmde o oyuncu olmasa hayranlık derecesinde beğenmediğiniz bir oyuncu olsa film hiç ilginizi çekmeyecek, ama hayranlık duyduğunuz oyuncu oynuyorsa konusuna bile bakmadan gidersiniz filme, oyunculara duyulan hayranlık böyle bişey.
  • oldum olası anlayamadığım şeydir. oyuncular ve sanatçılara karşı duyulan aşırı hayranlık, aklım bir türlü almıyor. tamam çok sevebilirsin, beğeniyle takip ediyor olabilirsin, hatta alanında en iyisi de olabilir. ama şöyle kafaya bandı geçirip ön saflarda kendini yırtmanın, ağlamanın mantığını çözemiyorum. her şeyin fazlası zarar olduğu gibi bunun da fazlası zarar bence. aşırıya kaçmanın lüzumu yok.