şükela:  tümü | bugün
  • yapılması gereken şeyi,

    yapılması gereken zamanda;

    istesen de, istemesen de

    kendi kendine yaptırabilmektir..
  • maddi-manevi başarı için tek başına yeterlidir. heveslerini, ön yargılarını, zaaflarını kontrol edip rasyonel bir hedefe kilitlenen insanın başaramayacağı şey yok gibidir. kem talihli, kara bahtlı biri değilseniz, mantık çerçevesinde belirlediğiniz her amaca ulaşmak için gereken imkanı da motivasyonu da kendinizi disipline ederek bulabilirsiniz.
    benzer kavramlar için (bkz: irade) (bkz: otokontrol).
  • hayati gereklilik.

    diğerleri için;

    (bkz: sabır)
    (bkz: azim)
    (bkz: irade)
    (bkz: tutku)
  • şu meretten birazcık olsa bünyemde eminim bambaşka bir hayatım olurdu. bunu düşününce ne kadar tesadüfi yaşadığımı daha çok farkediyorum. buna sahip olamadıkça zaten insan bir takım hayati kavramları tam olarak anlamakta bocalıyor. kader gibi, tesadüf gibi, seçim gibi. çünkü üşendikçe neyi neden yaptığını bilemez duruma gelebiliyor insan, ancak kendini kaptırdığı bir rutin varsa günler öyle suya sabuna dokunmadan geçip gidiyor.

    aslında bir taraftan da bakınca, bu da bir seçim tabii. üşenmeyi seçiyoruz belki. elbette daha kolay geliyor. şimdi öz disiplinim olsa sabahları daha da erken kalkarım mesela, çok istediğim halde gün ağarmadan yataktan kalkmaya üşenme alışkanlığımı yenebilirim. diş ipi kullanmayı ihmal etmem. yemeğin ardından bulaşıkları yıkarım. bunlar basit şeyler, ama uzayıp gider bu liste.

    ve zamanla bu niteliğini geliştirememiş insanın da özsaygısını da giderek yitirmesi kaçınılmazdır. arkasından da özgüven gelecektir.
  • bireyin; "benim ajandaya gereksinimim yok, alarma gereksinim yok, başkalarının beni motive etmesine gerek yok" diyebildiği bilinç düzeyidir.

    entry'nin girişindeki ajanda ve alarm metafor olarak kullanılmıştır. yani öz disiplin bireyin neden yaşadığı ile ilgili soru işaretlerini ne kadar kafasından silebildiği ile ilgili bir kavramdır. soru işareti ne kadar çoksa öz disiplin o kadar düşüktür. soru işareti ne kadar azsa öz disiplin o kadar yüksektir.

    gelelim girişteki ajanda ve alarm metaforuna. bireyin neden yaşadığı ile ilgili soru işaretleri kafasından birer birer silindikçe ne zaman, ne yapması gerektiğini ona hatırlatacak ısrarla kafasına sokmaya çalışacak bir uyarıcıya ihtiyacı da azalacaktır. her yeni güne "yine sabah oldu. yine yapacak çok işim var. " gibi karamsar bir başlangıç değil de; "bugün yeni şeyler öğreneceğim." gibi iyimser bir başlangıç yapacaktır.

    soru işaretleri çoğaldıkça da o alarmın sesi bireyi neden alarmın icat edildiği gibi gereksiz sorgulamalara itecektir.
  • mottosu şudur bence (carroll'ın alice in wonderland'inde geçiyordu sanırım): "baştan başla sonuna kadar devam et."
  • karacayı sıkmak yani götü/kıçı/karacayı sıkmak, kendini sıkıştırmak. bunun koşulların zorlamasıyla veya dış telkinlerle olması da mümkün. bu türevlerin öz disiplinin ruhuna ne kadar uyduğu tartışmalı.
  • "korkudan gelen disiplin korku kaynagi yok oldugu zaman kaybolur. ama kisinin kendi icinden gelen disiplin hic kaybolmaz."
    (bkz: dogan cuceoglu/#53002542)
  • günlük hayatta o zamana kadar hiç yapmadığınız bir şeyi yüz gün(sayı değişebilir) boyunca hiç aksatmadan yapmaya çalışmak gibi pratikler ile geliştirilebileciği ile ilgili bir şeyler okuduğum kavram.
  • iç görüden sonra gelir. kişi kendisini ne kadar tanırsa o kadar da kontrol eder. bu kontrol kendini bir şeylerden mahrum edip alıkoyduğun kontrol değil. sevdiğini, sevmediğini ayırt edip kendini zorla da olsa birinden uzaklaştırıp ötekine yaklaştırdığın kontrol. her zaman kendiliğinden olmuyor. "bu bana iyi geliyor, bunu yapmam gerek" deyip kimseyi beklemeden oraya doğru gitmek gerekiyor bazen. sürünerek yola çıksan da hep ayakta tamamlıyorsun.