şükela:  tümü | bugün
  • necip fazıl kısakürek'in sakarya türküsü şiirinin, türk islamcılarca her daim ajitasyon unsuru olarak kullanılmış en vurucu noktalarından biri. (bkz: feyluleleşiyorum muntazaman)

    örneğin alparslan türkeş'i anlatan edebiyat şahaseri(!) bir yazıda bile karşımıza çıkabilmektedir:

    "yıl 1944 3 mayıs.. ankara'da eski tabirle bir nümayiş yani gösteri veya yürüyüş vardır. türk'ün, türklüğün ölmediğini, ölmeyeceğini ve yükselen türkçülük bayrağının bir daha hiçbir şekilde inmeyeceğini gösteriyorlar. hem dosta hem düşmana... hem devlet hizmetindeki gafillere hem de yurda sızmağa çalışan hainlere, asya bozkırlarında yaratılan bozkurt soyluların bozkurt torunlarının, bir kaç çakalın günü birlik menfaatleri için göz yumdukları kızıl yılanın farkında ve onun başını ezme azminde olduklarını gösterirler.

    şâirin öz yurdunda garipsin, öz yurdunda parya dediğince tutuklanır türkçüler... devrin dalkavuk iktidarının uyduruk nedenlerle açtığı türkçülük-turancılık davası başlar. türkçüler tabutluklara atılırlar, işkencelere uğrarlar. türkiye'de türk milliyetçisi olmanın bedelidir bu... genç üsteğmen alparslan türkeş'te bunlar arasındadır. 20 ekim 1944'te kendisini "vatan hainliği" suçlamasıyla sorgulayan mesnetsiz savcıya "diğer sanıklar gibi bana da vatan hainliği isnat edilmiştir. bunu şiddetle red ederim. ben yeryüzünde herşeyden çok milletimi ve vatanımı severim." diye haykırır. ancak mahkeme tarafından, 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılır ve bir yıldır hücre hapsi yattığı için tahliye edilir. kendisine verilen cezada daha sonra askeri yargıtay tarafından bozulur ve 2. numaralı mahkemede beraat eder. bu onun türk milliyetçisi olduğu için zindanlara ilk atılışıdır ve son olmayacaktır. ülkücü olmak çileye talip olmaktır, nimete, ikbale değil. o da türklük ülküsü için zaman zaman şiddeti artan çileyi bir ömür boyu bir an bile tereddüt etmeksizin ve yakınmaksızın, çekmiş ve çile çekmeyi şeref bilmiştir."

    alıntılanan kısmın kaynağı için (bkz: http://turkyurdu.virtualave.net/basbug_hayati.htm)
  • necip fazıl'ın sakarya türküsü şiirinden bir alıntı. 'yüzüstü çok süründün, ayağa kalk sakarya' şeklinde devam eder. insanın vatanında kendisini yabancı hissettiği, ülkesini sevdiği için horlandığı durumlarda akla gelir ve mırıldanılır.
  • doğrusu "öz yurdunda garipsin öz vatanında parya" olan nefis bir mısra/betimleme..
  • vatan sevgisi yurd sevgisi ile yazılmış şiiri, cop -paste mantığıyla ırkçı söylemlerin altına imza olarak atmak bu vatan için beslenen sevgi ve saygıdan yoksun olmak anlamına gelmektedir....
  • (bkz: parya)
  • kendi yurdunda, vatanında diaspora yaşamayı ifade eder.
  • "türkiyede almancı burada yabancı"

    cartelin 95 yılında yayınladığı albümden bir cümle...
  • (bkz: ülkemizdeki tatil bölgelerine pasaportla girilmesi)

    onca yıl sonra iliklerine kadar kanıtlanmış dizedir.
  • (bkz: 24 mayıs 2017 manisa asker zehirlenmeleri)
    (bkz: 27 mayıs 2017 manisa asker zehirlenmeleri)
    (bkz: 11 haziran 2017 diyarbakır asker zehirlenmeleri)
    (bkz: 16 haziran 2017 manisa asker zehirlenmesi)
    (bkz: 17 haziran 2017 manisa asker zehirlenmesi)

    türk askeri düşmana esir düşse sanırım bu kadar zehirlenmezdi, 2 bin yıllık koca türk ordusu kimlerin eline düştü yarabbi!
  • "sakarya" kelimesiyle, gayrimüslimlerden ithal edilen ve efkar-ı umumiyenin hemen hepsinin manasını dahi bilmediği "parya"yı kafiye yapmak, türkiyenin en çok satan, içindeki şiirlerin bildiğim kadarıyla tamamı hece vezniyle telif edilmiş "çile" kitabının müellifini yere göğe sığdıramayanlar için bir utanç kaynağı olsa gerek.

    ayrıca, necip fazıl bey, yurt kelimesi yerine, vatan kelimesini kullansa daha iyi olurdu. yurt ile vatan mefhumları benzer görünse de esasen farklı manalar taşır. yani aynı mısranın iki yerinde de "vatan" mefhumunu kullanmalıydı şair:

    "vicdan azabına eş kaynayorsun sakarya.
    garipsin vatanında, vatanın olmuş karye!"

    parya yerine, karye (köy) kelimesi olsa daha iyi olurdu...

    sakarya türküsü yine de iyi şiirdir, üst mertebeden bir şiirdir. hece vezniyle yazacağına aruz vezniyle yazsa, daha iyi olurdu ama necip fazıl aruz veznini bilir miydi? zannetmiyorum. islamcı ve milliyetçi kesim bu şiiri gaza gelerek, gaz alarak ve gaz vererek okur ama biz ibretle okuruz. aramızdaki fark bu!