şükela:  tümü | bugün
  • kendisiyle ilgili bir hikaye paylaşacağım. ilk duyduğumda ozan güven'i severek izleyen birisiydim ve çok şaşırmıştım. halen denk geldi mi severek izliyorum, sadece hikayeden sonra bakış açım bir nebze değişti. çünkü yalnız sahnede, ekranda, beyaz perdede gördüğünüz ünlü biriyle ilgili, böyle birinci ağızdan bir hikaye dinleyince ister istemez yabancılaşıyorsunuz. anlatacağım hikayeyi de sadece tarihe not düşülsün diye yazıyorum, herhangi bir karalama, itham amacım yok (neden ve nasıl olsun zaten?):

    mahalleden çok sevdiğimiz iki abimiz var; ismail abi ve alp abi. 74-75 jenerasyonu bunlar. gençlikleri, bizim gibi y ile z arasında kalmış "y buçuk" kuşakları kıskandıracak cinsten.

    beraber top oynayıp haytalık yapmışlar, ilk sigaralarını beraber içip, şemikler'deki yaşıtlarıyla hurra kafa göz kavgaya girişmişler.

    alp abi filozofvari bir adam. biraz üzerine eğilse, okusa etse hepinizi melankoli dağlarına sürecek şeyler yazar. hayata ve insanlara bakışı ve yaklaşımı o yönde. ismail abi ise fotoğrafçı. izmir'deki sayılı katalog fotoğrafçılarından. hatta şu yok sayılan kriz öncesi, iki yıl evveline kadar atatürk stadı'nın oralarda kendi stüdyosu bile vardı. izmir'de çalışmadığı manken model vs kalmamış. kadın mankenleri bacak boyundan, göğüs ölçüsüne kadar ezbere biliyor, çünkü işi bu.

    ismail abi ilginç bir adam. istanbul'da fotoğrafçılık okurken, sene 2001-2002, bol sakallı, saçları 80'lerden kalma bir herif cafede masasına gelip "ben bir film çekeceğim, yönetmenim. uzun süredir bu cafeye geliyorum, seni izliyorum. aklımdaki 2 kişiden birisin. gel bu filmde oyna, diğer filmde başrol vereceğim sana. haluk bilginer'in gençliğini oynayacaksın." diyor. ismail abi cesaret edemiyor ne yazık ki, çünkü yönetmenin çekimler esnasında vereceği "harçlık" ona yetmeyecek, hem çalışıp hem okuması lazım. ayrıca tırsıyor da hafif, neme lazım çuvallarız diyor. ve mecburen reddediyor, fırsat kaçıyor. adamın adı zeki demirkubuz, ismail abinin yerine seçtiği, aklındaki diğer oyuncu adayı ise ismail abiye teklifi yaparken oturdukları cafede garsonluk yapan, cafe sahibinin oğlu ufuk bayraktar.

    şimdi diyeceksiniz bize ne alp veya ismail abilerinden senin. oraya geliyorum.

    ismail abi, alp abi ve ozan güven, aynı mahallede beraber büyüyorlar. taaa üniversiteye kadar. hatta ismail abi ve ozan bey, bildiğiniz kanka. yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor. beraber kız peşinde de koşuyorlar, duman altı olup sotede şarap da içiyorlar. alp abi dediğim gibi, filozofluğa yakın olduğundan metallica ve iron maiden dinleyip kendince o dönemin ergen şartını yerine getiriyor daha çok.

    üniversite zamanı herkes bir yere dağılıp birbirinden kopuyor. ozan bey, ikinci bahar ile haklı bir şöhret yakalıyor tabii. şöhret büyüyor, yıllar geçiyor. sene 2000'lerin ortası; ozan güven, cem yılmaz'ın okey arkadaşı, kankası. alp abi boheme devam, arada çalışıyor. ismail abi ise fotoğrafçı artık, yeni yeni magazin kovalıyor. bir gün bodrum'da, bol şöhretli ve bol taşaklı bir kulübün, bol şöhretli ve bol taşaklı isimlerle dolu bir masasını çeken fotoğrafçı ordusunun arasında ismail abi. vizörün ardından bir bakıyor; aaa ozan güven. yıllar yılı beraber yiyip içtiği, kavgalara giriştiği, fakat gene yıllar yılı bir türlü görüşmek nasip olmayan çocukluk ve gençlik arkadaşı.

    ismail abi bir cesaret ona doğru yöneliyor, maksadı selam vermek, hal hatır sormak. fakat ozan güven, ismail abiyi görünce başını çeviriyor, umut sarıkaya karikatüründeki yancı tipleme gibi (https://eksisozluk.com/img/kkclv2zh) gibi böğrünü masaya dayayarak yanındaki daha acayip şöhretli eşinin dostunun muhabbetine katılıp görmezden geliyor. tabii, şöhret var, para var, ismail'e artık ihtiyaç mı var? kim ipler ozan güven'in gençlikte kalmış eşini dostunu?

    ismail abi bize bir gün olsun yekten anlatmadı bunu. alp abi ucundan kıyısından bahsetti de hikayenin kalanını merak edip biz ısrar ettik, ismail abi de öyle dile geldi. ama eminim, tam tersi olsa, misal ismail abi, demirkubuz'un teklifini kabul edip şöhret olsa ve aynını ozan beye yapsa, o her yerde oturur anlatırdı. çünkü bu hikayeden sonra bende öyle bir intiba oluştu ozan güven ile alakalı, doğru ya da yanlış.

    olayı bize anlatan alp abinin, ne zaman ozan güven ismi geçse kullandığı ifadeler "ozan zaten oldum olası böyle bir çocuktu. bu ismail gene sabırlı, ben olsam kafasına fotoğraf makinesini çalardım..." şeklindedir.

    o yüzden ben ne vakit ozan bey'le alakalı bir haber falan görsem, aklıma cem yılmaz filmlerindeki sahnelerinden daha çok, alp abinin kadirşinas anmaları ve ismail abinin bu hikayeyi anlatırken halen daha gözünde parıldayan "eski dostu kötü anma kederi" gelir durur.

    arkadaşlarınıza vefasızlık etmeyin ey insanlar...

    ekleme: dediğim gibi ben öylesine tarihe not düşmek için yazmıştım, ama bayağı beğenilmiş. ismail abi ve alp abinin okuyan, beğenen, favlayan herkese selamı var. ozan güven hariç. sana selam yok ozan.

    ekleme 2: bazı arkadaşlar, neden insanları galeyana getiriyorsun diye mesaj atmış. hani ozan bey, sevgilisini darp etmekle itham ediliyor ya bu ara... bunu okuyanlar ozan güven'i daha bir güven içinde linç edeceklermiş sözüm ona. ulan yazıda bir tek satırı geçtim, harf var mı ozan güven'in o yönüyle ilgili? nahsi geçen durum onu, tarafları, dahası mahkemeleri ilgilendirir. ne beni, ne de hikayeyi işin magazin kısmına katmayın lütfen.

    ekleme 3: "neden şimdiye kadar bekledin yazmayı?"

    e çünkü kaç gündür ozan güven aşağı, ozan güven yukarı diye diye hatırayı siz soktunuz aklıma. napaydım on yıl sonra mı yazaydım? aklıma gelmişken karaladım.

    ekleme 4: bize ne bu yazdığından, bizi ne ilgilendirir diyenler var. onlar gitsin günlük tutsun, sonra kendi kendine okusun bence. ekşi sözlük lan burası, wikipedia mı?

    düzeltme: görsel ekleme & imla.
  • 19 yaşındaki magazin muhabirinin ilişkiniz nasıl gidiyor sorusuna: "dalyarak ben sana soruyor muyum kimi sikiyorsun" demiş, canı sağ olsun güzel bir insan olduğunu göstermiştir yarıldım vidyoyu izlerken..

    darp olayı sonrası edit: hayır güzel bir insan değilmişsin, kadına şiddete hayır...
  • zamanında şiddet ve alkol sorununu mizah haline getirdiğimiz insan. "içkiliydi bilmem ne" "kaç yaşındasın sen?" "ben sana soruyo muyum kimi sikiyosun diye?" "dalyarak"

    biz bunlara güldük arkadaşlar. üniversite sohbetlerinde makarası yapıldı, ona da güldük.

    biz (kendimi de katarak) buna çanak tuttuk. evin afacan çocuğu muamelesi yaptık. "ilahi ozan ya!" dedik.

    biz kötü erkeklere, muzip çocuk muamelesi yapıyoruz farkında mısınız?

    mehmet ali erbil, cem yılmaz, ahmet kural, ata demirer... bunların hepsi, farklı zamanlarda, epey cinsiyetçi söylem ve/veya tavırlarda bulunmuş insanlar ve biz bu pespayeliklere kadınlı erkekli gülüyoruz.

    bi anda bu kafadan çıkmanızı beklemiyorum, ben de yıllarca güldüm bunlara. çünkü öyle alışmıştım. babam da benzer bir insan, yadırgamadım. kendime bu tip erkekler buldum.

    gözünüzü kulağınızı bi açın, bi bakın nelere gülmeye, neleri alttan almaya kodlanmışsınız.
  • o kadar ısrarla kaç yaşındasın sen? diye sorunca ardından önemli bir şey söyleyecek gibi durup bir anda dalyarak! deyince hepiniz şaşırdınız, itiraf edin arkadaşlar. ama yine de bu kaç yaşındasın sorusunun amaçsız sorulduğu anlamına gelmesin. ozan orada çocuğun yaşını öğrenip ona göre küfür söyleyecekti, öyle de yaptı. ozan'ın yaşa göre küfür çizelgesi şu şekildeymiş:

    18- keraneci
    19- dalyarak
    20- sikimin anteni
    21- amın oğlu
    22- götveren
    ..
  • ünlülere veya ünsüzlere fark etmez, oturduğu yerden "olmadı..." falan diyenler var ya, bayılıyorum onlara. "ozancım bu sefer olmadı..." sen kimsin pardon? dalyarak? eheh
  • ettiği küfürler konusunda tamamen haklı bulduğum oyuncu.

    daha tüyü bitmemiş, soru sormasını bile bilmeyen 19 yaşındaki bebe kalkmış '' ilişki nasıl gidiyor '' diye soruyor.

    ha diyeceksiniz ki; işi bu.
    ulan çaylak, insan ilk önce sorar '' sevgiliniz mi ? x'siniz mi y'niz mi ?'' ne o öyle sarhoş adama yarrak gibi ''ilişkiniz nasıl gidiyo'' diye soru sormak.

    iyi yapmıştır, az yapmıştır.

    edit : tabi 19 yaşındakilere bebe deyince..
  • herkes "içkiliydi bilmem ne"ye takılmıştı, oysa orada sevgilisini soran muhabire (bize ne tabii de konu o değil) "ben sana soruyo muyum kimi siktiğini?" demişti ve asıl takılınması gereken yer burasıydı. alkol seviyesi bilinç duvarını geçince, memleketin aydınlar topluluğundan biri (yersen) kameralar önünde bir kadınla sevgili olmanın anlamı onu sikmektir diye bas bas bağırdı kimse duymadı, "içkiliydi bilmem ne"nin geyik potansiyeli daha yüksekti.

    edit 1: "primciliğe devam kız düşer belki" mesajları alıyorum. erkek değilim.
    edit 2: "kadın da onun parasına gelmiştir" mesajları alıyorum, bu zihniyetin sonucu yukarıdaki durum, bin yıl geçse de bizden bir halt olmayacağının kanıtı bu yorum zaten.
  • acun: kimi seciyorsun?

    -lan dalyarak ben sana soruyo muyum kimi seciyorsun diye...

    ılk debe heyecanlı editi: eksi yazarı kargalarin tanrisi hocama selamlar :)
  • dilerim bir daha hic bir projede gormeyiz, hic bir yapimci bir daha kendisiyle calismaz. bu gibi kisiler ekranlarda yer almaya devam ettikce yaptiklari sanki affedilebilir, kabul edilebilirmis gibi bir algi oluyor; fakat degil. kadina siddet kabul edilebilir degildir, bunu uygulayan kisi kabul edilebilir degildir, bu kisinin psikolojisi kabul edilebilir degildir, bunu sindiren toplumlar kabul edilebilir degildir. kadina siddet hem bireysel hem toplumsal duzeylerde cok ciddi sonuclari olan bir sapmadir. kamu onundeki bir kisinin bu sekilde anilmasi ise ekstra uzucu, ucuncu dunya ulkesi orta dogu toplumlarinda bile bu gibi kisiler artik cok ciddi tepkilerle karsilasiyor. boyle skandallarin ardindan barinamiyor. ozan guvenin yakin cevresinde oldgunu bildigimiz diger kamu onundeki insanlar basta olmak uzere dilerim bizim toplumumuz da gerekli reaksiyonu gosterir.
  • iddiasına göre kızın eski sevgilisinin bahsi geçtiğinde kız arkadaşına “ seviştiğinizi de anlat istersen” gibi bir şey demiş. ozan güven’in o meşhur muhabir videosunu izleyen herkes onun bu cümleyi kızın dediği gibi demek ki seni iyi s.. yordu diye söylediğini tahmin edebilir. hele o kafayla, kıskançlık kriziyle o cümleyi kızın dediği şekilde kurması çok daha olası. burdan olayın tamamını nasıl softlaştırmaya çalıştığı belli oluyor.

    az önce ismail küçükkaya’nın eşinin videosunu izledim, hepsini izleyememiştim. bu konunun efendilikle, coollukta yok işte eğitimle, görgü ile şunla bunla hiç ilgisi yok. içinde o hayvanı taşıyan adamlar birgün bir yerde patlak verip gösteriyor böyle. kızın o gözünün fotoğrafından sonra açıklama yapmaya utanır insan.

hesabın var mı? giriş yap