şükela:  tümü | bugün
  • telefon kayıtları mahkemeye gelemiyor mu diye sordurtan ifade. iki taraftan biri ağır saçmalıyor.
  • hukukta "hayatın olağan akışı" diye bir kavram vardır.

    kadın verdiği ifadede "ozan güvenin kendisini eve kapatıp 1 saat dovdugunu söylüyor."

    düşünün biri sizi eve kapatıp bir saat dövüyor sonrada şoförünü arayip deniz hanımı eve bırak der mi ?
    hadi adam psikopat diyor.

    evde bir saat dayak yediğini söyleyen bir kadın hicbirsey olmamis gibi 1 saat dayak yiyip , sonrada adamın şoförünü bekleyip eve gider mi ? bi taksi tutup kaçıp gitmek daha mantikli değil mi ?
  • bu şoför ozan'ın paralı çalışanı ve onun için çalışmaya devam ediyor, çıkıp da ozan bu kadını dövdü diyebilir mi? yine ozan'ın avukatının yönlendirmeleri doğrultusunda çok etliye sütlüye karışmayıp kadına kötü kadın imalarında bulunan bir ifade vermiş, bu ifade sadece ozan'ın taktiğini anlamak için önemli.

    ifadedeki boşluklara bakın. bu şoför, kadın arabaya bindiğinde yüzü o an şiş miydi değil miydi bahsetmiyor, eğer o an dayak yenmemiş olsaydı özellikle söylerdi. basına sızdırılacak ifadede alakasız bir şekilde kadının önceden sevgilisi olduğundan bahsediliyor. şiddet davalarında daha önce gördüğümüz gibi erkek tarafın avukatları hep kadının itibarını hedef alarak halkın gözünde zemin elde etmeye çalışıyor. sanırım ünsüz insanların davasında burdan verim alıyorlar ancak medyaya mal olmuş bir davada bu taktik yemez.

    elde çok fena dövülmüş bir kadın ve kolları çizildiği belli olsun diye siyah beyaz efekti yapmış bir erkek var. adli tıp uzmanları, kollardaki çiziklerin boğma teşebbüsü olduğunu söylüyor. eğer olaylar kadının anlattığından farklı olsaydı çok daha gerçekçi kanıtlar sunulurdu, ben bu ifade ile kadının şiddet gördüğüne bir kez daha ikna oldum. zaten ozan bey daha önce basın mensuplarına da sözlü ve fiziksel saldırıda bulunmuştu. keşke o zaman öfke kontrolü için tedavi olsaymış.
  • umarım gerçektir. çünkü bu gerizekalı ortadoğululara linç etmenin kötü bir şey olduğunu asla anlatamıyoruz. daha kötüsü kendilerini çok farklı falan görüyorlar ama bildiğin çomar. o kadar çok istiyorum ki bu adam suçsuz çıksında şunlar göt olsun.

    edit: `#110006076' hayır erkekle empatiden kaynaklı değil çok afedersin sokarım öyle empatiye. linç kültüründen kaynaklı sizin keyfinizi kaçırsada kimseyi linç ettirmemek sade bir vatandaşın görevidir. bununla ilgilenen merci ben değilim devlettir. devletin hiç bir kurumuna güven kalmamasından kaynaklı size hak versem de linç ile adaleti karıştırmanızdan dolayı da duracağım yeri çok iyi biliyorum. yargısız infaz yapan kadın örgütlerinin işler sanıldığı gibi çıkmayınca nasıl ''erkek kişisinden'' özür dilediklerini gözlerimle gördüm. o yüzden biraz olsun bekleyin.
  • bu anlatılanların gerçek olmasını çok istiyorsunuz.

    ama bu anlatılanların gerçek olmasını linç kültürünün kötü bir şey olduğunu göstermek ya da yargısız infaza karşı olduğunuz için değil, şiddeti yaratan erkeğe şiddete uğrayan kadından daha çok empati yapabildiğiniz için istiyorsunuz. “o ben de olabilirdim” dediğiniz kişi ozan güven. içten içe ozan güven’in aklanmasını, kadının suçlu ilan edilmesini diliyorsunuz. hem ne var kendine hakim olamayıp bir iki tane vurduysa, kadın da çok sinirlendirmiş.

    kısacası bırakın bu ayakları, kandırmayalım birbirimizi. hepimiz orta doğuluyuz burada.
  • ‘kadının beyanı esastır’ diyerek erkekleri silkelemeye çalışan sistemin içinde erkek ne dese fayda etmiyor

    bundan daha basit bir tokat olayımı paylaşmıştım ve bende bi ton linç yemiştim ama o tokat olayının altında yatanları kimse dikkate almamış,
    benimde aldığım darbeleri kimse umursamamıştı hatta aldığım darp raporunu savcı dosyadan çıkarmış denilerek zorla uzlaşmaya yöneltilmiştim
    neden çünkü ‘kadının beyanı esastı’ ve tokat atmıştım

    şimdi ortaya şahitler ses kayıtları yazışmalar vs çıktıkça ve çıkmaya devam ettikçe ‘kadının beyanı esastır’ denen kokuşmuş sistem son bulacak mı tabiki hayır

    şiddeti kesinlikle tasvip etmiyorum fakat şiddetin tek taraflı olmadığını herkesin o küçük beynine sokması gerekiyor

    bir kez daha söylüyorum;
    ben böyle sistemin içine sokayım
  • millet ciddi ciddi, kadın beyanı esastır durumunu, kadın bir suçlamada bulunduysa karşı taraf kesin suçlu kabul edilecek olarak anlıyor. yetmiyor, sanıyor ki bu yaklaşımla kadına ayrıcalık tanınıyor. kadına. bu ülkede. kadına.

    yahu kadın beyanı esastır demek, kadın bir şikayette bulunuyorsa şüpheye yer olmaksızın soruşturma açılır demek. biliyorum bu kadarı bile size göre ayrıcalıktır. peki bu neden böyle kabul ediliyor? o kadar sistematik bir durumdaki kadına şiddet, kadın cinayeti, tecavüz, taciz. öyle çok ki vaka sayısı, öyle toplumun açık bir yarası haline gelmiş oluk oluk akıyor ki. bari kadınlar dava yolunda, mahkeme sürecinde vakit kaybetmesinler. hızlıca önüne geçebilmenin bir yolu olsun diye.

    yani bu ölümüne karşı çıktığınız ve ayrıcalık dediğiniz şey de yine kadına yapılan zulümden sebep doğuyor. sizin güzellik zannettiğiniz bir bakıma kadının nasıl bir cehennemle savaşta olduğunun kanıtı.

    neyse, siz hala kadın yalan söylüyor erkek mağdur oluyor yasalar da kadını koruyor demeye devam edin. örnekler tersi yönde bu kadar çokken devam edin. utanmadan devam edin.
  • aramızda hala hangi sitelerden link verilmeyeceğini öğrenemeyenler olduğunu gösteren olay.
    onedio
    turkuvaz medya
    sözcü (edit: reklam engellemeye izin vermemesinden kaynaklı olarak)
    gözünüzü seveyim şu sitelerden link veriyorsanız bi zahmet entrye kopi peyst yapıverin, üşenmeyin.
    edit: ısrarla yapmayacak, anlaşıldı. ben kendimi feda ediyorum (not: herhangi bir yorum katılmamıştır)

    "12 haziran'da ozan bey ve deniz hanım'ın bir yemek programları vardı. ben, çifti ve deniz hanım'ın arkadaşı erdem bey'i bomonti'de bir mekana bıraktım. saat 22:30 sularında geri aldım. deniz'in arkadaşı erdem bey'i mecidiyeköy'de bir arkadaşının evine bırakıp ozan bey'in arkadaşı ramazan'ın evine çay içmeye gittik. ben de çiftle birlikte yukarı çay içmeye çıktım. ramazan bey eski kız arkadaşından konu açtı" diyen hasan d., şöyle devam etti:

    deniz hanım da ozan bey'le tanıştığında bir sevgilisi olduğunu ozan'la ilişkiye başladıklarında ayrıldıklarını söyleyince ozan bey bozuldu. 'istersen nasıl birlikte olduğumuzu da anlat' dedi. ozan bey bozuldu ama konu kapandı ve başka konulardan sohbet etmeye devam ettiler. ben saat 01:00 sularında deniz hanım ve ozan güven'i eve bırakıp ayrıldım. gecenin üç sıralarında yeniden telefonum çaldı. ozan bey, deniz hanım'ı eve bırakmamı istedi. ben geldiğimde deniz hanım kapının önünde bekliyordu. arabaya bindiğinde bir şeyler olduğunu fark ettim. 'ne oldu?' diye sorduğumda, deniz hanım bana 'çok fena tartıştık. ozan yaralandı. hemen arkadaşlarını ara, ben bir şey yapmadım' demeye başladı."
    'ozan bey yaralı' deyince eve geri döndüm. arabayı park edip deniz hanım'a aracın içerisinde beklemesini söyledim. eve gittiğimde ozan bey perişan haldeydi. yüzü gözü çizik içinde, parçalanmış ve mahvolmuş durumdaydı. 'doktora gidelim' dedim fakat kabul etmedi, 'sen deniz'i eve götür' dedi.

    ben deniz hanım'ın yanına gittiğimde benden içeride kalan bazı eşyalarını almamı istedi. ben de bilgisayar ve şarj aleti gibi eşyalarını deniz hanım'a bıraktım. bu arada deniz hanım bana 'inan ben bir şey yapmadım' diye 3-4 kez tekrarladı. benzinliğe geri döndüğümüzde deniz hanım için su aldım, kendisini arkadaşın evine bırakmamı istedi.
    "zincirlikuyu'ya geldiğimizde polis çevirmesi vardı. polis bizi çevirdi, gerekli incelemeyi yaptıktan sonra yola devam ettik. sabah saatlerinde deniz hanım beni aradı. 'ozan nasıl oldu? yanında biri var mı?' diye sordu. ertesi gün deniz hanım beni yeniden aradı bursa'ya gitmek için. ozan bey'in arabalarından birini istedi. ozan güven'in volvo marka aracını kendisine götürdüm. ozan bey'le görüşmek istediğini söyledi.

    ben ozan bey'e söylediğimde ozan bey, deniz hanım'la görüşmek istemediğini belirtti. bunun üzerine deniz hanım 'o zaman benimle görüşmezse karakola giderim' şeklinde söylemlerde bulundu. sonra öğrendiğimde ozan bey, deniz hanım'ın kendisinden şikayetçi olduğunu söyledi."
  • dayak severleri ortaya sermiş ifadedir. dayak terbiye etmek için gerekli olabilirmiş. terbiye etmek beyefendiye kaldı herhalde.

    bir de karşılıklı yaralama varsa neden adı kadına şiddet oluyor diyenler var. çünkü kimsenin eli armut toplamıyor. biri sana vurunca karşılık verirsin. gücün ne kadar yetiyorsa. adam nerdeyse gözünü çıkaracakmış, kadın da ancak tırnaklayabilmiş işte.
  • bu ifadenin gerçek olup olmadığını doğrulayacak husus, şoförün zincirlikuyu'da yapıldığını belirttiği polis kontrolüdür. eğer polis kadını görmüş ise, bu kontrol kadının iddia ettiği şiddetin hemen peşi sıra gerçekleştiğinden şiddetin izleri polisin dikkatini çekerdi diye düşünüyorum. bence kontrolü yapan polislerin kontrolü yapış usulleri, bu kadını o an görüp görmedikleri hususu, yani sadece şoförle mi yoksa kadınla da muhatap oldular mı sorusunun cevabı önem taşımaktadır. ilgili polislerin tanıklığı ya da tutanakları durumu çözmeye yarayabilir.