şükela:  tümü | bugün
  • donanımlı, entelektüel ve müthiş birikimi olan bir sanat eğitmeni. çok iyi bir insan, üstat. yönettiği tiyatro oyunlarında oyuncularına aşıladığı öz güven takdire şayan.
  • yarrak kafalının tekidir.

    eski okulumdan bir arkadaşım birlikte yıllığa bakarken bunu görmüş ve "orta okuldayken tiyatroya ilgim vardı, onun yüzünden bırak oynamayı izlemeye bile tahammülüm kalmadı" diye kendisinden bahsetmiştir. ayrıntısını anlatmadı ama kıza insan içinde bağırıp çağırıp rezil etmeye çalışmış. bu olayın olduğu yer de öyle bu özcan alpar'ın yönettiği bir tiyatro filan değil ha. okulun klasik her öğrenciye zorunlu 19 mayıs müsameresi filan gibi bi şeyin şiir provası.

    bundan bahsedince aynı okulda okumuş olan kardeşim de bununla ilgili bir hikayesini anlattı. okulun konferans salonu ilkokul binasında. öğretmenlerinin birini mi ne sordurması gerekiyor, git konferans salonuna bak diye kardeşimi yolluyor. kardeşim de ne yapsın öğretmeninin dediğini yapıyor konferans salonuna gidiyor, kapıyı da aşırı yavaş ve dikkatle açtım diyor. bu yavşak özcan alpar bağırıyor "bu ne saygısızlııık, biz burada ciddi bir iş yapıyoruuz" filan gibisinden bir şeyler. ilkokul öğrencisi kıza bağırıyor. sanki ameliyat yapıyor kafasını siktiğimin komplekslisi. alt tarafı ortaokullu liseli veletlere tiyatro yaptırıyosun. hani işini düzgün yapıp onlara sevdiriyor olsan tamam diyeceğim. sevdirdiğin insanın iki üç katı kadar insan senden ve bazıları dolaylı olarak tiyatrodan nefret etmiş. yaptığın da bir bok değil yani çoluk çocuk tiyatrosu. işte insan kompleksli olunca herhalde yaptığı işi çok önemli bir bok zannetmek zorunda hissediyor. (bkz: overcompensation)

    bunları buraya yazdım ki internette adın aratıldığında nası bir ezik yavşak olduğunu herkes görsün. benim ilkokuldaki kız kardeşime bağırıyor siktiğimin picine bak sen. görmeyeli kel kalmışsın sokakta karşıma çıkma o kel kafanı sikiveririm.
    seni de sikeyim ciddi bir bok zannettiğin tiyatronu da.