şükela:  tümü | bugün
  • simdilerde pek hatirlanmayan, 60'larin unlu oryantali. yuksek kondisyonu ile hatirlanir. cesitli filmlerde de gozuktu.
  • inzivaya çekildiği antalya'dan ölüm haberi gelmiş, bir zamanların ünlü dansözü. ateş dansı meşhurmuş. geçirdiği trafik kazasından sonra morgda sahipsiz kaldığı, onu tanıyan bir genç sayesinde güzeloba'da bir camiiden cenazesinin kaldırıldığı, halil ergün'ün de mezarını yaptırmaya talip olduğu yazılmış gazetede. allah rahmet eylesin.
  • ünsal oskay'ın da oldukça beğendiği, vücudunun zihnine kazınmasıyla aftos seçiminde referans olarak aldığı bir kadın figürüymüş özcan tekgül.
  • fatma girik ve fikret hakan'ın sokak kızı (1962) filmini izleyince yeniden hatırlayıp nerede, ne yapıyor acaba diye sordum kendime. ve malesef 2011 yılında yaşama veda etmiş, geride hüzünlü ve yalnız geçen bir yaşam öyküsü bırakarak. saygıyla anıyorum.
  • ünsal oskay'ın hakkında, büyük bir pişmanlığından dolayı sonradan hakkını teslim ederek çok güzel cümleler kurduğu kadın.
    şunları yazmış hocaların hocası yıkanmak istemeyen çocuklar olalım adlı kitabında:

    "benim kuşağımın gördüğü ilk güzel kadındır özcan tekgül. yalnızca gördüğümüz ilk güzel kadın değil; dünyanın en güzel güzelliği olan kadın güzelliğine duyduğumuz merakın dorukta olduğu tam da o ilk gençlik yıllarımızda gördüğümüz ilk güzel kadındır özcan tekgül. benim kuşağımdaki yaşama bağlılık, yaşama sevinci, özcan tekgül'le başlamıştır. özcan tekgül'le başlayan bir gençlikten geldiğimiz içindir, umduğumuzu bulamadığımız kaç aşktan sonra sevebilmemiz.
    hayatımızdaki en çarpıcı aşklarımızda, çoğunlukla özcan tekgül'ü andıran kadınların oluşu nedensiz değildir. kimi zaman düşünmüşümdür: francia friendlich'ten adlarını veremeyeceğim nicelerine kadar sevgililerimden kaçı özcan tekgül'ü arayışımdandır diye. özcan tekgül, bir sabah evimin kapısının önündeki posta kutusundaki anahtarla içeri giren ve duş alırken gördüğüm, sabahtan öğleye kadar seyretmeye doyamadığım francia friendlich'ten bile güzeldi. bugün bile özcan tekgül, daha güzel... mavi gözlü, sarı saçlı, serin rüzgar gülümsemeli, sevgililerimizle bile yarışacak kadar güzel hâlâ..."
  • yaşlılarla sohbete, onlara yıllar yıllar evvelini anlattırmaya bayılırım. seksenlerinin ortalarında ve zihni gayet berrak, yine böyle bir haber kaynağımdan aldığım bilgiye göre, özcan tekgül'ün beşiktaş'ın efsane kaptanlarından nazmi bilge ile sansasyonel bir ilişkisi olmuş zamanında. kaptan nazmi bu sebeple camiasından ve basından çok tepki görüp ayıplanmış. haber kaynağıma da dediğim gibi, ben olsam asıl özcan hanım'ı ayıplardım; topçuyla ne işi varmış diye. hani illa biri ayıplanacaksa.

    bu arada, 12 eylül ihtilalinden bir süre önce (eskiler ihtilal der), sanat hayatında yirmi beşinci yılını tamamlayanlara verilecek devlet onur madalyası listesinde özcan tekgül'ün de adının geçmesi nedeniyle mecliste hareketli günler yaşanmış. erbakancılar ve dönemin başbakanı demirel'in tayfası arasında özcan hanım'ın dansözlüğü üzerinden yapılan iğrenç espriler ve hakaretler havada uçuşmuş. kim bilir, 12 eylül üzerinde katkısı bile olmuş olabilir bu tartışmaların. "daha cumhurbaşkanı seçemiyorsunuz, mesele bu mudur şimdi netekim?" demiş olabilir birileri pekala.

    eski bir sözlük tabiriyle zamanının ötesinde bir kadınmış diyeceğim ama zamanının bu kadar ötesinde bile değişen bir durum olmamış, durum daha da vahim olmuş hatta.

    not: haber kaynağımı açıklamam söz konusu değildir.