şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ortalama sorunsuz bir aracınız varsa yaşınız da 60'ın altında ise benelux turlarını falan atın çöpe. anne ördeğin arkasındaki civcivler gibi ne o öyle?

    yanınıza sevdiğiniz insanı alın

    sevdiğiniz insana iyi bir sürücü olabilmesi için emek / destek vermişsinizdir heralde.

    onunla uzun bir ömür için güvenliği elden bırakmayın
    en iyi seyahat güvenli seyahattir unutmayın

    seyahatin kendisi de en az varacağınız yer kadar önemlidir

    gelelim araçla avrupa seyahatine.

    pasaportunuzun rengi bendeki gibi yeşil değilse schengen ülkelerinden birine (arada schengen bölgesinden çıkıp tekrar girmek gerekebileceği için) çok girişli bir vize alın.

    vaktiniz müsait ise otoyollardan çıkın, nasyonal yollara girin. güzergah değiştirerek değişik yerlere uğrayın, mümkünse konaklayın.

    konaklama için önceden yer ayırtırsanız, orası ulaşmanız gereken bir yer olacaktır. yani yolculuk bir görev olmamalı.. her zaman şart değil bu. hem gecikme stresini neden yaşayasınız ki?

    yorulduğunuz zaman booking benzeri bir yerden hislerinize göre bir seçim yapın, bırakın kötü çıksın bulduğunuz yer. ömür boyu hatırlayacağınız bir tatlı hatıraya da dönüşebilir.

    çocuklarımızın marmelattan başka bir şey alamadığı ve boş tabak ile masaya döndüğü kahvaltı(!)yı sunan(!) yolculuğumuzun en dandik otel(!)inde dunyanın en güzel isviçre alpleri manzarasına uyandık. yıllar geçmiş olmasına rağmen diğer konforlu otelleri hatırlamıyoruz bile. çocuklar büyüdü ve biz hâlâ o resimlerimize bakıp gülüyoruz.

    dünyanın en çok turist kabul eden şehri paris'e en yoğun dönemi olan temmuz ayında gitmiş ve otel bulmuş birisi olarak diyorum ki çok sağlamcı olmayın. dünya o kadar da kötülük yapan bir yer değil.

    ha tamam eşiniz çocuğunuz yanınızdaysa bu kadar özgüvene gerek yok (ilk gidişimde yalnızdım)

    vize probleminiz varsa karadağ bosna- hersek benzeri ülkelere gidip ekonomik tatil yapabilirsiniz. budva'da kotor'da bulacağınız manzara güneydoğu fransa'nın rohn vadisinden aşağı değildir. 20 euro'ya konaklayabilirsiniz üstelik.

    36 euro karşılığında stockholm'e 40 euro karşılığında lyon ve berlin'e bilet bulmuş birisi olarak diyorum ki (özellikle bahar ayında) mutlaka kendinize yurt dışı uzun yol planı yapın, jetcost benzeri mobil aplikasyonlarla uygun uçak bileti bulabilir, yurt dışında araba kiralayarak da gezebilirsiniz. hatta yolculuğunuz türkiye'den daha ekonomik bile olabilir.

    söz gelimi ukrayna havayollarından riga'ya kiev aktarmalı uygun bir bilet alıp riga'yı gezebilir, karayolu ile kuzeyin harikası tallinn'e geçebilir estonya'nın bu tatlı şehrinde konaklayabilirsiniz. tamam güneş türkiye'deki gibi tatlı değildir ve yanal açı ile gözüne gözüne girer. ama gecenin 11 ine kadar aydınlıkta tarihi şehri gezip konaklayabilir, ikinci gün finlandiya / helsinki'ye veya isveç'e canlı müzik ve otel konforundaki cruze gemisi ile geçebilirsiniz. (kuzeylilerin müzik ile araları da çok iyidir bu arada)

    daha onceleri covoiturage ismi ile uygulanan yeni ve yaygın adı "bla bla car" olan araç paylaşım platformu ile gezmenin de ayrı bir güzelliği var avrupa'da. kiminle nereye ne zaman hangi güzergahtan gittiginiz takip edilebildiği için de bir çok yöntemden daha güvenlidir ayrıca.
    ama benim için en güzel tarafı muhabbete müsait bir ortam sağlaması olmuştu.
    örneğin paris-poitiers arası 71€ hızlı tren parası vermiş olmama rağmen (hızlı trenin en konforlu ulaşım aracı olduğunu da belirtelim) sıkıcı olduğunu söylemeliyim. neyse ki manzara izlemekten ve pc'yi açıp sevdiğim şeyleri yapmaktan (çalışmak) zevk alan biriyim.
    ama dönüşte toplu taşıma imkanı bulunmadığı için covoiturage denemek zorunda kalmış, poitiers-lyon arasını 31€ ya özel araçla muhabbet ederek ve keyfe keder mola vererek gidince yolculuğun geri kalanında da aynı şeyi tekrar etmiştim. lyon-cenevre ve cenevre-bern. değişik kişilerin, arkadaşların, ailelerin araçlarıyla...

    tüm bu tecrübeler sonrasında karar vermiştim özel aracımla avrupa turuna. iki yıl arayla iki farkli seyahatte ailemle toplam 13 ülkeyi gezmek nasip olmuştu. şu anda geriye dönüp bakıyorum da hayatta aldığım en güzel kararmış.