şükela:  tümü | bugün
  • hepimizin hayatında çok sevdiği öğretmenler olmuştur mutlaka değil mi? mesela sırf onun dersi var diye okula ayrı bir istekle gittiğimiz veya karşısında mahçup olmamak için sınav döneminde özellikle onun dersine daha bir azimle çalıştığımız öğretmenlerden bahsediyorum. olmuştur mutlaka size felsefeyi, matematiği sevdiren. bugün icra ettiğiniz mesleği seçmenize önayak olmuş sihirli insanlar dokunmuştur hayatınıza. herkes gibi benim de oldu pek tabii.

    fakat onlar için herhangi bir şey yaptık mı acaba? büyüyüp birer yetişkin olduktan, mesleğimizi elimize aldıktan sonra onları anımsadık mı hiç? mesela zulüm gibi gelen fizik derslerini sana ninni gibi anlatan bir hocan vardı ya hani; adını boşver şimdi. binlerce var çünkü ondan. işte o, geçenlerde çocuk yapıp yapmayacağını müdürüne danışmandığı ve tam da dönem ortasında doğum yapmak zorunda kaldığı için tazminatı ödenmeden işten çıkarıldı. halbuki yasalarla koruma altına alınmış hakkı olmasına rağmen. 'ulan aslında bunlar da üç ay tatil yapıyor, öyle işe can kurban' diyerekten özenip çamur atmaya çalıştığın o yan gelip yatan öğretmenler var ya hani; işte onlar sözleşmeleri yıllık düzenlendiği ve genelde sadece eylül-haziran arasını kapsadığı için yazları beş kuruşsuz geçirmek zorunda kalıyorlar. bir ahmet vardı sonra, tarih derslerine giren sıfırcı ahmet. bildin değil mi; işte çalıştığı kurum onun maaşının yarısını elden, yarısını bankadan yatırdığı için o ahmet emekli olduğu zaman sıfırı tüketmiş olacak misal. çünkü sigortası en asgariden yatmış olacak. belki de ileride bir gün bindiğin dolmuşun şoförü bir yerlerden tanıdık gelecek. diyeceksin, bu adam şey değil miydi ya? evet o adam o olacak! kuş kadar maaşla kazanını kaynatamayan, evini çekip çeviremeyen öğretmenler emekli olduktan sonra yaşama derdini çekmeye devam edecek.

    yapılan haksızlıklara karşı onların sesi olabilmek bizim elimizde. sen de bir imzayı çok görmesen; ne kaybedersin?

    https://www.change.org/…v-tr-özel-okul-öğretmenleri
  • kesinlikle destek verilmesi gereken kampanya.
  • özel okullarda derse girenlere "öğretmen" gözüyle dahi bakılmıyor; kurum yöneticileri tarafından. asgari ücretle 5 ay çalıştım ve inanılmaz yorucu. valilik tarafından kar tatili verilmesine rağmen müdür okula çağırdı "öğretmenleri". gitmedim. öğretmenlerin çoğu gitti. sonraki gün kurum müdürü çağırdı odasına. siz verdiğim kararı mı sorguluyorsunuz. diğer hocalar geliyorsa siz de geleceksiniz dedi. tek cevabım: siz valinin kararını mı sorguluyorsunuz, isterseniz bu düşüncenizi valiliğe iletebilirim. ikincisi diğer hocalarınızda "onur ve haysiyet" yoksa ben ne yapayım. onları odaya çekip konuşun, beni değil.

    neden bunları yazıyorum. çünkü maalesef özel okulda çalışan öğretmenlerin birlik olmaması, ses çıkarmaması ve birbirlerinin arkalarından fazlasıyla iş çevirmesi sorunu vardır. öncelikle bir öğretmen olduklarını hissettirmeleri lazım.

    özel okul öğrencilerinin öğretmene karşı davranışı ile devlet okulundaki öğrencinin öğretmene karşı davranışları ararsında dağlarca fark var. ücretli bir eleman gibi davranılıyor özel okullardaki öğretmenlere. bu algıya sebep olan güçlü faktörlerden biri de maalesef ki özel okul öğretmenleri.

    işe buradan başlamalıyız: algı meselesi. ayaklar altına alınan bir meslek.. sonra özlük hakları olayına el atılır. şu anda öğretmenlik ne hallere getirildi hele de özeldeki durum içler acısı. özlük haklarından önce "varoluş" haklarını konuşmalıyız. yoksa birşey değişmeyecek.
  • ''hep beni buluyo'' nun hangi özel okulda hangi branşta ders verdiğini merak ettim.
    il, ilçe ve okul adı verirseniz, o çok dürüst ve iş ahlakına sahip patronunuzu deşifre edip milli eğitim bakanlığına bildirmek gibi bir şansa sahip olabiliriz.
    çünkü bahsettiğiniz olay doğrudan suç unsurudur.
    suç unsurundan da öte, kendi öğretmenlerine bile böyle davranan bir özel okul herkes tarafından bilinmelidir.
    çocuklarımızı kime emanet ettiğimizi bilmek hakkımız.
  • özel okul öğretmeniyim ve bu hafta cumartesi pazar da 9 18 arasında çalıştım. insan gibi çalışmıyoruz. ben ortalama bir öğretmen maaşının yarısını bile almıyorum
  • bu ne arkadaş her mesleğin özlük haklarını savunmak varken, öğretmenden başka hakları gasp edilen meslek yokmuş gibi sürekli bu tarz haberleri görüyoruz.
  • öğretmenler gibi ülkenin en eğitimli, bilgili grubunun ortak akıl ve eylemle alması gereken haklardır. biri hakkını istediğinde içeride bir sürü patron yancısı ispiyoncu, kapıda bir sürü hakkını istemeyecek, o paraya ve o haklara râzı öğretmen olan yerde bu olmaz. öğretmenlik de olmaz. devlet de size o hakları vermez.
  • sözde olan özde olmayan haklardır.
    vakti zamanında dersanede çalışmışlığım var. çok komunist, elinden işçi hakları yazılarıyla dolu dergilerini bırakmayan patronumuz, asgari geçim indiriminin üstüne yatmıştı. stajyer adı altında sömürdüğü elemanlara tam maaş yatırmamak için banka kartlarını toplamıştı. o dönem maaşların karta yatma zorunluluğu vardı. yazmakla bitmez yediği haklar, en sonunda battı gitti pislik herif. özelde de isim yapmışlar dışında (ki burda sadece mesleki anlamda iyi öğretmen olmak yetmiyor, herturlu kumpas, kulis isinde de basarili olmalisiniz, hatta arkanızda bi kociş-baba-dayı desteği olmalı) diğer öğretmenler tamamen suistimale açık. bir sınıftan 10 ergen sizi hedef alsa bittiniz. mesela o dersane patronu bizi açıkca tehdit ediyordu, "istifa ederseniz edin işte elimde kitap gibi cv dosyası" diye. sebep ne peki açılan abidik gubidik üniversitelerden mezun olan onbinler, çekirdek gibi dağıtılan formasyon sonucu sektörde ciddi bir iş gücü yığılması var. patronda bunu çalışana karşı koz olarak kullanıyor. bu sektörün tek tehdit unsuru 657 ile istihdam edilen, maaşı ayın 15inde yatan, belli bir özlük hakkı olan öğretmen grubu. yeni performans değerlendirme garabetiyle orası da dağıldı mı çocukların yetişkin oyuncakları hazır demektir.
    2.5 yıldır çalışmıyorum nerdeyse öğretmenlerle ilgili okuduğum her haber içime oturuyor.
    mühendis-doktor olsan çevren az çok belli, öğretmenlik tuhaf meslek yüksek üniversite puanları-kpss dereceleriyle çalışan, okulun iş ve organizasyonlarını halleden, kültürlü öğretmenlerde var (ki bunlar genellikle temel branşların öğretmenidir), dandik yerlerden mezun, uşak ilini trabzon'un ilçesi sanıp, yemek dışında hiçbir sosyal faaliyeti olmayan, hiçbir kültürel faaliyete ilgi duymayan, okulla ilgili zorunlu olmadıkça sorumluluk almayan, ek derse gelince cengaver olan öğretmenlerde var. aynı okulda 95le atanan boğaziçi, hacettepe, odtü mezunu da var, 40 puan alıp atanan açıköğretim mezunu da. siz 3 ay tatil diye saçmalayıp (normalde 2 aydır ve mesai saatinde bi fiil durmaksızın çalışır öğretmen), hiç bilmediğiniz konularda fikir yürütmeye devam edin. her saçma eleştiriniz çalışana darbe.

    not: cümle düsüklukleri icin ozur dilerim, kayitsiz kalamadim, bebeyle beraber boyle yarim yamalak birsey oldu. fırsatım olunca duzeltecegim.
  • upp!
  • böyle bişey yok. ama olabilir de.. özlük hakları ile ilgili sorunumu paylaşmak istiyorum. konunun ehli biri. yeşillendirebilir mi?