şükela:  tümü | bugün
  • bir ülkenin dış borcunun sadece kamuya ait dış borç olmadığını, kamu ve özel sektör borçlanmalarının toplamı olduğunu bilen; "ha kamu borçlanmış ha özel sektör, dış borç dış borçtur" diyen tiptir.
  • yerden göğe haklı olan tiptir.

    kamu dediğimiz ekonomiyi oluşturan, tek bir bireyden, koskoca holdinglere kadar geniş bir yelpazede olan kesimden beslenir.

    özel sektörün dış borcunun korkutucu seviyelere çıkması, bu borcu ödeyemeyip iflas etmesi anlamına gelir. sonra ne mi olur?

    herkes aynı anda hissetmez ancak iflas eden şirketlerden çıkarılan işçiler işsiz kalır, senin şirketin iflas etmese bile senin işyerinde değerin düşer, hatta senden daha nitelikli bir insan senden çok daha az ücrete razı olarak işini elinden alır.

    önce şirketler, sonra bireylerin gelir ve harcamaları düştüğü için devletin vergi gelirleri azalır. bir bakmışsın artık makarna kömür dağıtılamıyor.ya da oy kaybetmemek adına kamu borçlanmaya devam eder ve bütçe bir türlü denkleşmez.

    kamunun ve özel sektörün sıkıntıya girmesi ile senin o yandaş müteahitlerine peşkeş çekilen rantlar patlar gider.

    seni yaşatan o cebinde deste ile kredi kartını taşıdığın yabancı bankalar bir bir çekilirler ülkeden.

    yani senin kamu dediğinle özel sektör arasında fark yoktur.
  • abi anladık cahilsin öğrenmek de istemiyorsun hani gittin 1500'den 1980'e kadar çarpıttın herşeyi. daha donla dolaştığın günlerin mağduruda oldun onada eyvallah. lan 2008 krizi 6 sene önce kimin borcundan çıktı bu kriz hacı ? devlet borcu , özel sektör borcu diye bişey varda ekonomi dediğin o kadar basit mi?
    ahahaha salak borcu ferit şahenk ödeyecek ben ödemeyecem ki moduna nasıl girdin sen öyle ya ?

    bak treni anlatayım sana nasıl girmiş ... ingiltere'nin başını çektiği abiler lıbor dan bir faiz oranı belirler hadi salladım bu 0,5 olsun ... sonra büyüüük yatırım bankaları yerine göre merkez bankası derki ben şu tarz ülkelerde şı tarz bi yatırım için 0,8 den veriyorum. senin bankan alır 1,5 faizden türkiye'de dağıtır yada büyük ve güvenilir bir kurumsan direk banka olmadan alabilirsin.

    şimdi sorun bu kredinin dağıtılmasında teknik olarak kredi senin yatırım projen incelenir beğenilir ve geri dönüş riskleri hesaplanıp aktarılır bu faizlerin geri ödeme zamanı geldiğinde senin projeninde buraya doğru nakit akışının başlamış olması gerekir.

    mesela inşaat projesi için kredi aldın tahminin gelecek sene 20 ev satmak bunu. 10 u ile kredi faizini ödeyceksin 10 nu cukka ileriki senelerde benzer planların var.

    bomba şurada patlar ya bu 10 evi satamazsan ? normal koşullarda banka kredi verirken bu riski hesaplar ve şirketin bilançosu bu durumu karşılayamayacak durumdaysa vermez peki türkiye'de ?

    bir telefona bakar bakan arar kredi geçer. gerçi bizim bankalar çoktan o paraları kat kat çıkardı ödesinler o zaman diyebilirsiniz... pardon ama hangi banka seninki derler adama... yabancı bankalar tüketiciyi sömürür. şirketler devlet bankasını sömürür çark böyle döner peki nerede patlar ?

    tamda satılmayan o 10 ev vardı ya... eğer devletde deniz kalmadıysa kimse amcamı kurtarmaz... (amcam zaten kredi paralarını yemiştir o kadar lüks araba , şaşalı hayat alın teri mi sanıyorsunuz zor kazanılan parayı harcamak kolay mı aq)

    tekrar soruyorum 10 evin parasıyla faizi kim ödeyecek ? devlet ? halk ? noel baba ?

    edit: burada şirketin batmasını işsizliği getireceği onunda tüketimi düşüreceği ve krizin başka sektörlere yansıyacağı senaryoyu ele almadım sonerta yukarıda bahsetmiş
  • bana etkilerinden biri emlak balonudur. benim maaşım enflasyon karşısında gerilerken, ev fiyatları uçup gitmektedir. çünkü ekonominin hep iyiye gideceğini, ev fiyatlarının yükselmeye devam edeceğini zannederek, borca abanıp, rant avcısı bir avuç insan zengin edilmekte.

    100 bine alabileceğin evi bu adamlar yüzünden 300 bine alamıyorsun. ben borçlanmak istemesem de bu ayılar borçlanıp borçlanıp alıyorlar. nasıl öderim diye düşünmüyor. en kötü evi satar öderim diyor. emlak balonu patlayınca, işsiz kalınca, evleri ellerinden gidince sokaklara dökülecek bunlar. amerika da mortgage krizi böyle başlamıştı.

    bunların derdi yine beni gerecek, yine vergi yükü olarak bana dönecek.
  • kriz başlıklarında dikkatimi çeken tip. "borcumuz şu kadar,batacağız" diyenleri görünce sadece gülüyorum.
  • bu aralar çok sık duyduğum sıyrılma metodu:
    -borç diyorlar, kamu borcu gibi gösteriyorlar, özel sektörün borcu, bize ne,batarsa kendi hataları,reis mi borç yaptı sanki!

    az biraz ekonomi bilgim bana bir ekonomideki toplam tasarruf-yatırım dengesinden, özel sektör,hane halkı borçlanma durumundan,bankaların kredileri döndürebilirliğinden, kredi darboğazından, daha fazla kredi ihtiyacından, iflaslardan, iflasların yine ekonominin tasarruf-yatırım dengesine etkisinden ve devletin maliye ve para politikasından bahsediyor ama ben mi yanlış biliyorum acaba diye düşünmüyor değilim.
  • özel sektörün borcunu "aman özel sektör batmasın" diyerek kamuya itelemek neo-liberal ekonomi politikalarının bel kemiğidir. bunu sadece türkiye de yapmıyorlar dünyanın pek çok ülkesinde böyle. yeter ki shareholderler kazandıkça kazansın. şöyle söyleyeyim: şirket batıran ceoların neden o kadar maaş ve ikramiye aldıklarını hiç anlayamadınız dimi?

    hani soruyorsunuz ya "ekonomi kötüyse bu arabalar ne" diye, o lüks arabalar evler hep sizin vergileriniz. "herkesten 3-5 lira alsak 1 milyon kişiden 3-5 milyon lira olur ohooo" neo-liberalizmin başka bir yüzü. "o parayla da şirketin bankaya borcunu olan kapattık mı oh bee".

    bir de üstüne "enflasyon oluyor çünkü insanlar mal ve hizmet alıyorlar, mal ve hizmet almazlarsa enflasyon olmaz" diyerek orta gelirlinin de ümüğünü sıktılar mı, yani onların gelirlerini özel sektör için kullandılar mı; çember tamamlanmış demektir.

    siz daha "kapitalizm çohzel çalışan kazanıyir" 19.yy masallarını tekrarlamaya devam edin.
  • turkiye icin dogru bir is yapan tiptir. cunku turkiye'nin yavsak ozel sektoru akil disi borclanir, iflas kendini gosterince de "devlet bizi kurtarsiiin, batiyuruuzz, onca insana ekmek veriyuruuz" diye aglamaya baslar. uc kagitciligi ve plansizligi yuzunden turizmci is yapamaz, "devlet sigorta primi borcumuzu silsiiin" diye kulis yapar. amk futbol kulupleri bile 38 yasindaki sikik yabanci futbolculara milyonlarca euro oder, vergiye gelince "devlet vergi borcumuzu silsiiiin" diye aglasir ve silinir de. sabaha kadar bu ornekleri cogaltabilirim.

    dogal olarak evet, turkiye'de ozel sektorun borcu kamunun borcudur. cunku 10 banka ayni anda doviz nakit krizi yasadiginda bilin bakalim bunlara kim nakit destegi yapacak? bildiniz, hasmetli devletimiz, yani vergi veren vatandas. bu yuzden oyle iki satir ekonomi haberi okuyup "kamu kesimi borc stoku - ozel kesim borc stoku" ogrenip gelip buralarda literatur satmayin. cok sey ogrendiyseniz ekonominin temellerinin hangi zemine oturtulmasi konusunda kendinizi gelistirin, ortaya bir ekonomik program koyun.
  • teknik olarak çok da hatalı değildir.

    özel sektör borcu özel sektörün faaliyetini, dolayısıyla ekonominin genel gidişini etkiliyor kısmından bağımsız olarak özel sektörün borcu kriz durumlarında kamunun üzerine yıkılıyor.

    buna en yakın örnek ispanya. ispanya’nın büyük resesyondan önceki kamu borcu/gdp oran %35’ti. sonra kısa sürede %100’ü gördü.

    niye?
    çünkü ispanya’daki emlak balonu patladı. inşaat firmaları batınca onlara borç veren bankalar zor duruma girdi. sistem komple çökmesin diye devlet borcu üstlendi.

    amerika’da liberaller/solcular sırf hava olsun diye “bir banka batamayacak kadar büyükse, var olamayacak kadar da büyüktür” diye boşuna demiyorlar.

    keza bunun daha mikro versiyonu bizde kredi garanti fonu ile yapıldı. esnafın bankalara borcu kısmen hazineye itelendi.

    ee keza ispanya senaryosunun bizde de olmayacağı ne malum? hatta öyle bir senaryoda muhtemelen varlık fonu devreye girer. ali ağaoğlu’nun 500,000’e satamadığı evi varlık fonu 600,000’e alır. aradaki fark da birilerine “komisyon” olarak gider
  • başbakan yardımcısı mehmet şimşek reel sektörün döviz borçlanmasına yönelik modele ilişkin açıklamalar yaptı ve dövizle borçlanmanın sınırlandırılacağını söyledi.
    toplam borcun yüzde 16-17’lik kısmı küçük ve orta boy işletmelerin borçlarından oluşuyor. 15 milyon doların altında borcu olan işletmeler için 3 kat formülü devreye girecek. işletmenin geliri 2 milyon dolarsa 3 katı ancak 6 milyon dolar borçlanabilecek.

    kardeşim, borç şirketin borcu.sınırda neymiş...